Antalya Rock

Antalya Rock Sitesine Üye Ol!
Rock Antalya Oluşumu Hakkında
Rock ve Metal Müzik Haberi Eklemek İçin!
Facebook Sayfasına Üye Ol

Geçen sene neydi, bu sene ne oluyor? Opeth’den MD altyapılara geçiş.

Baştan belirtelim bu yazı kimseyi yermek, bir şahıs veya kuruluş hakkında ileri geri laflar etmek amaçlı değildir. Bunu baştan söyleyelim sonra bunu anlayamayan, veya arka cihetlerinden algılayan çok hücreli organizmalar bazı durumlarda algılayamayabilirler.

Geçtiğimiz sene Antalya’da bir marka oluştu. Bir mekan Antalya’da kendi türünde görülmemiş sıklıkta etkinlik düzenlemeye, belediye gibi resmi kuruluşların bile getirmeye yanaşamadığı isimleri Antalya’da sahne almaya çağırdı. 5 ayda 70′den fazla etkinlik yaptı. Rock ve yakını olan her tür kaliteli müziğin sahnesinde performanslarına kapısını açtı.

Hatta öyle bir marka haline geldi ki artık gruplar mekana ulaşıp “sahne almak istiyoruz” demeye başladılar. İşletmecisi Ankara’da Gölge Bar markasından gelen deneyimini, bizler gerek sahne ve tanıtım becerilerimizi, ses ve ışık sistemi konusunda desteğimizi, bağlantılar konusunda ilişkilerimizi ekleyince mekanın marka olması konusunda büyük çalışmalar yapıldı.

Kimler geçmedi ki bu mekandan. Listeyi yazmaya gerek yok. İşin son noktası ne yazık ki Opeth oldu. İş ne kadar ciddiymiş ki bu grubun gelemeyeceğini, sadece akustik konser vereceğini söyleyenler oldu. Gelenler oldukça keyifli bir konser gördüler. Projeler hala vardı. Orphaned Land sıradaydı mesela. Yaz aylarında gelecek olan Mudhoney ve Napalm Death getirilecekti. İşletmenin kayıtsızlığı ve yanlış bilgilendirmesi yüzünden tüm festival iptal oldu ve biz de baktık bu böyle gitmeyecek elimizi çektik.

Ağlamak kolay yoldur. Çamur atmak ise en basitidir. Aslolan eleştirmek ve bu eleştirileri yaparken doğrusunu da belirtmektir. Memleketimizde, özellikle de Antalya’da genellikle herkes eleştirmendir, ama kimse doğrusunu göstermeye hevesli olmaz.

Aynı markanın bugünkü durumunu hiç incelediniz mi? Temmuz ayında yeniden başlıyoruz diyen bu marka Temmuz’dan Kasım ayı ortasına kadar toplam sadece 3 etkinlik düzenledi. 3. işletmecisi şu an ele aldı bu markayı ve geçen seneki çizgisinin çok ama ÇOK dışında bir yere gittiği de aşikar.

Peki bu mekanın hataları neler oldu derseniz.

  • “Onlar yaptı biz de yaparız ne var ki?” sendromu…
    Geçtiğimiz kış aylarında işletmede bulunan ekipte afişlerin tasarımlanmasından, bu afişlerin asılmasına, sanatçılarla iletişime geçilmesinden, sahnede ses sistemindeki ayarlara kadar çalışan ekip bugün yerinde yok. Bu ekipten kimsenin de mekana artık uğrayasının bile gelmemesi neden ola ki?
  • “Parasını ödemem, istenince çirkefe yatarım” sendromu…
    Az önce ekipten bahsettik. Bu denli iş çıkaran bir ekip içinde ödemelerini düzgün alan kişi adetini söyleyelim size. “SIFIR”.
  • “Feysbukta gruptan çaktımmı millet damlar mekana” sendromu…
    Evet, sosyal platformlar muhteşem tanıtım araçları. Ancak tanıttığınız ürünün de kaliteli olması lazım. Elinizde ürün yoksa ne yapsanız boş.
  • “Niye cepten para harcayam ööle işmi olur?” sendromu…
    Ticaretle az buçuk uğraşanlar bile bilir. Bir işletme ilk senesinde her zaman masraftır. Dükkan açmakla para kazanma işlemi başlamıyor. İşletmecilik öyle olsaydı ne güzel olurdu değil mi? Satın aldığınız arabaya da benzin almak zorunda kalmazdık.
  • “Herşeyi ben biliyom zaten” sendromu…
    Hayat devamlı öğrenmeyi gerektiren bir yol. En üstad dediğiniz adamlar bile hala öğreniyorum derken eğlence sektörü ile müşteri olmaktan öteye alakası olmayan kişilerin “her şeyi bilmesi” ne yazık ki mekanda satacakları ürünün bile fiyatını belirleyememelerini sağlamakta.
  • “Antalyada rak müzik gitmez pop yapak” sendromu…
    Evet Antalya’da rock müzikten çok popüler kültürü takip eden bir kitle var. Orada hemfikiriz. Ama rock müziğe göre planlanmış bir mekanın tasarımından, ses sistemine kadar bir çok konuda popüler kültüre hizmet etmekle bağdaşmayan unsurlar içermesine ne demek lazım? Üstelik popüler kültürde önünüzde her hafta bu türün en ünlülerini getiren mekanlar varken siz ne yapacaksınız? Elinizde kalan Ajdar ile yetinirsiniz.
  • “Müşteri dediğin birasını içer basar gider” sendromu…
    Yok öyle iş. Müşteri dediğin gelir, mekanı inceler, içeceğini alır, müziğini dinler, eğlenir, memnun kalarak ayrılır mekandan. Bunlardan sadece içeceğini alması ve ayrılması sizin üslubunuz ise satacağınız en fazla bilet 50 ile sınırlı kalır.
  • “İşletmeci dediğin benim sözüme uyacak” sendromu…
    Eğlence sektörü egonun yüksek olduğu bir iştir. Hele de sahnede olan kişinin egosu genellikle standartlardan yüksektir. İnanmayan varsa 50 arkadaşını alsın kendisi de yüksek bir yere çıksın, bu 50 arkadaş sadece 5 dakika alkışlasın :) Eğer bu sektörde işletmeci ile çalışacaksanız onun çizeceği yola ya başta güvenir, ardından karışmazsınız, ya da hiç işletmeci almaz kendi yolunuzu çizersiniz. İkisini de yapmadığınızda sonuç ortada.
  • “En iyi ses sistemi bende zaten” sendromu…
    Geçtiğimiz kış Devrim kardeşimiz orada nasıl bir emek verdi anlatamayız. Pokerde 5 benzemez deyiminin tam karşılığı bir ses sisteminde, kalibrasyonu yapılmayan bir mekanda onca konserin yapılmasında en büyük pay ona aitti. Tabii sırma saçlarından da dökülen çok oldu her konserde. Hata şuydu. O ses sistemi gerçekten de iyi olmayan bir ses sistemiydi, ancak o halinde bile kalite yakalandı. Tabii bu da işletmenin ses sisteminde sorun olmadığı şeklinde algılanınca sonuç kaçınılmaz oldu. Devrim olmadığı gün her yerinden dip gürültü gelen bir sistemle başbaşa kaldı mekan. Bu sistemin yetersizliği de zaten önceki bayram programında alenen ortaya çıktı.
  • “Konserler zarar eder, ben öylesine program çakayım gitsin mekan” sendromu…
    Evet, her konser kar etmiyor. Öyle olsa herkes organizatör olurdu. Ama kar etmek sadece nakit olarak düşünülecekse hiç mekan işletmeyeceksiniz bizden söylemesi. Konser yapacaksanız da bazı konserlerde zarar etmeyi göze alacaksınız. Zira konser paradan çok prestij ve itibar kazandırır bir işletmeye.
  • “Alakasız gruplarla festival yapma” sendromu…
    Geçen senenin en vahim olayıydı bu işletmenin Opeth konserini birleştirdiği festival. Biz fikrimizi belirttik bu iş sayko ve delik bir hal almaya başladı diye. Ama siz Opeth, Yeni Türkü ve Portecho’yu playlistinizde bile bir araya getiremezken bir festivalde peş peşe çıkartma sevdalısı olursanız güzelim Opeth konserini de maymun edersiniz, diğer gruplara da bilet satamazsınız. Zira Yeni Türkü konseri için internetten satılan bilet sayısı “SIFIR” olmuştu.

Umarız bir gün Antalya’da doğru dürüst bir mekan yeniden konserler yapmaya başlar. Şu anda şehrimizde bulunan mekan adeti parmağımızın sayısını geçmemekte ki bu mekanların da güçlerini gerek mekan kapasiteleri, gerekse de teknik ekipmanları gibi detaylarda uzun uzun tartışabiliriz.

Geçtiğimiz kış Antalya’da bir halt olmaz kelimesi ortadan kaldırıldı. Bizim de çorbada bir tuzumuz olduysa ne mutlu bize. Ancak bundan sonrası ne olacak o bir muamma. Biz bir müddet daha izlemeye devam edeceğiz.

Saygılarımızla,
Rock Antalya

MD Altyapı nedir?
Md Altyapı Çoğunluğu %70 Orjinalden alınma geri kalan kısmı (Solistin söylediği bölümler) Klavye ve pc yardımı ile tek tek yeniden oluşturularak yapılan özellikle Bar,Düğün Salonu ve canlı müzik yapılan yerlerde profosyonel müzisyen arkadaşlarımızın üzerine şarkı söyleyerek program yaptıkları bir müzik icraasıdır. Genellikle Md Altyapı,Playback ,Karaoke ,Md müzik gibi adlandırılan bu müzikler şarkıcılık yeteneklerini geliştirmek amacı ile evde,eğlence amaçlı ortamlarda, okul korolarında ve çeşitli etkinliklerde de kullanılabilir….
Kısacacası Her zaman sıklıkla dinlediğiniz bir şarkının sadece müziği var ve şarkıyı söyleyen yok şarkıyı söylemek de size kalıyor….

Ne güzel değil mi? Kim takar grup performansını, enstrüman hakimiyetini. :)

Yazılım: Çeşitli Ücretsiz Ses Yazılımları

Müzik ile uğraşan arkadaşlar için 15 adet ücretsiz yazılımın genel bilgileri ve freeware indirebilecekleri sayfa adresleri.

slicer v0.1.5 Beta
Çeşitli ses örneklerini ekleyerek ritimler ve dokular oluşturmanızı sağlıyor.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

AudioSlicer v1.1.1
Kakao GUI kullanan yazılım MP3 formatındaki dosyalarda sessiz alanları bulur ve siler. Ayrıca bu MP3 dosyalarını isimlendirme ve etiketleme işlemlerini yapmaktadır.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

Aria Maestosa v1.2b7
MIDI dosyalarında işlemler yapmanızı sağlar. Klavye, gitar, davul ve controller kanalları ile destekler.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ogg Vorbis Encoder 1.0b4
Ogg formatına çevirme işlemini yapar.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

Aldo’s WAVEdit v1.2
Wav dosyaları üzerinde kesme, ekleme, çeşitli efektler ekleme ve kayıtlarda kaliteyi arttırma amaçlı işlemleri sağlar.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

Audioblast v1.6.3
WAV ve MP3 formatlarında düzenlemeler yapmanızı sağlar. Ayrıca çalma hızı arttırma, azaltma, çeşitli efektler ekleme, stereo kanallar üzerinde ayrı ayrı işlem yapma, ve morse kodu ile uyumlu ses üretme özelliklerine sahiptir.
Bu adresten indirebilirsiniz.

DJ Nitrogen v1.02.00
Cep telefonları için melodi oluşturma programı.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

QuickAudio v2.0
24 adet VST plugin destekleyen, çeşitli ses formatları ile ilgili düzenlemeler yapabileceğiniz oldukça gelişmiş bir yazılım.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

EXPStudio Audio Editor Free v4.31
Quick Audio benzeri bir yazılımdır fakat sesleri değiştirme konusunda (erkek sesinden, bayan sesine vb.) işlemler yapmanıza olanak sağlar.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

DDClip Free v2.23
Gerçek zamanlı ses ve video düzenleme işleri yapar. Freeware versiyonunda 4 kanal kullanılabilir ve 10 kez geri alma işlemi yapılabilir. Oldukça gelişmiş özellikleri olan bir yazılımdır.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

WavePad v4.25
Ses dosyalarını düzenleme ve çeşitli efektler eklemek için kullanışlı bir yazılım.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

MP3Cutter 4
MP3 dosyalarını düzenleme ve kırpma gibi işlemleri yapar.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

Traverso v0.49.1
Çok kanallı kayıt ve düzenleme işlemlerine izin veren bir yazılımdır.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

SoundEngine v4.21
Wav dosyalarında düzenleme ve çeşitli efektler kullanma imkanı sunan bir yazılımdır.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

WildVoice Podcast Studio v1.0 build 2502
Podcast oluşturup yayınlamanıza imkan veren bir yazılımdır.
Bu adresten inceleyebilir ve indirebilirsiniz.

Deep Purple efsanesi Jon Lord ve Moskova Senfoni Orkestrası. İzleyelim…

Eski Deep Purple klavye üstadı Jon Lord, 15 Ekim akşamı Moskova’da Senfoni Orkestrası ve Macar grup “Cry Free” ile bir konser verdi.

Konserde Soldier of Fortune ve Child in Time gibi klasikler de yorumlanmış.

Yazının devamında videoyu izleyebilirsiniz.

Yazının devamını okuyun »

Tarja Turunen Münih konserinden 2 video.

Tarja Turunen’in 3 Ekim’de Almanya’da verdiği konserden 2 video sitemizde.

Kadrodaki isimler;

  • Tarja Turunen – Vokal
  • Mike Terrana (MASTERPLAN, SAVAGE CIRCUS, RAGE, YNGWIE MALMSTEEN) – Davul
  • Christian Kretschmar (SCHILLER) – Klavye
  • Oliver Holzwarth (BLIND GUARDIAN, SIEGES EVEN) – Bas Gitar
  • Alex Scholpp (FARMER BOYS) – Gitar
  • Max Lilja (HEVEIN, APOCALYPTICA) – Çello

Horse the Band grubundan Shapeshift videosu…

Tazecik mis gibi grupmuş Horse the Band ama pek haberi olan yokmuş. Güzel de parçaları varmış Shapeshift diye.

Grup üyelerini tanıştıralım size hemen.
Nathan Winneke (Vokal)
David Isen (Gitar)
Erik Engstrom (Klavye)
Daniel Pouliot (Davul)

Buyrun yeni video kliplerini buradan izleyin.

Def Leppard – İngiltere

Def Leppard, 1977 yılında İngiltere’nin Sheffield kentinde bir hard rock grubu olarak kuruldu. New Wave of British Heavy Metal müzik dalgasının önemli gruplarından biri oldu.

1980 yılında çıkardıkları ilk albümleri On Through the Nightin başarılı olmasından sonra ikinci albümleri olan High ‘n’ Dryla grup sesini dünyaya duyurmayı başardı. Sonrasında gelen Pyromania albümüyle grup bu hızlı yükselişinde bir kırılma noktası yaşadı. Öncelikle gelen eleman değişikliği, ardından davulcu Rick Allen’nın trafik kazası sonucunda sol kolunu kaybetmesiyle grup zor günler yaşadı. Ancak tüm bunlara rağmen Rick Allen’nın uzun süren psikolojik ve fizyolojik tedavileri sonucunda özel yapım bir davulla gruptaki yerini korudu ve tekrar müziğe döndü. Böylece grup tek kollu bir davulcuyla ve diğer albümlerine göre farklı bir soundla Hysteria albümünü çıkardı. Bu albüm grubun tarzına değişiklikler getirdiyse de yükselişleri devam etti. 1992 yılında çıkardıkları Adrenalize albümü de farklı bir elemanla oldu çünkü 8 Ocak 1991 yılında gitarist Steve Clark’ın evinde ölü bulunmasıyla yerini Dio ve Whitesnake’in gitaristliğini yapmış olan Vivian Campbell aldı. Grup tüm bu inişli çıkışlı kariyerlerine rağmen Rock müzik tarihinin önemli grupları arasında olmayı başardı.

Stüdyo albümleri
The Def Leppard EP (1979)
On Through the Night (1980)
High ‘n’ Dry (1981)
Pyromania (1983)
Hysteria (1987)
Adrenalize (1992)
Retro Active (1993)
Vault: Greatest Hits 1980-1995 (1995)
Slang (1996)
Euphoria (1999)
X (albüm) (2002)
Best of Def Leppard (2004)
Rock of Ages: The Definitive Collection (2005)
Yeah! (2006)
Songs from the Sparkle Lounge (2008)

Grup üyeleri
Joe Elliott – vokaller, klavye, (1977–günümüz)
Phil Collen – gitar, geri vokaller (1982–günümüz)
Vivian Campbell – gitar, geri vokaller (1992–günümüz)
Rick Savage – bas, klavye, geri vokaller (1977–günümüzt)
Rick Allen – davul, perküsyon, geri vokaller (1978–günümüz)

Grubun resmi web sitesi: http://www.defleppard.com

http://tr.wikipedia.org/wiki/Def_Leppard adresinden alıntıdır.

Pink Floyd – İngiltere

Pink Floyd, İngiliz progresif ve psychedelic rock grubu.

1964 yılında Syd Barrett (gitar), Roger Waters (bas gitar), Nick Mason (bateri) ve Rick Wright (klavye) tarafından kurulmuştur. Syd Barrett grup kurulduğunda Sigma 6 olan ismini iki blues ustası Pink Anderson ve Floyd Council’in isimlerini birleştirerek “The Pink Floyd Sound” olarak belirlemiştir. İlk zamanlar yerel bir kitleye sahip olsalar da kullandıkları görsel efektler ve sahne performansları ile kısa denilebilecek sürede ulusal kitleye sahip olmuşlardır. Kurulduğu zamanlar grupta Bob Klose adlı bir gitarist daha bulunmaktaydı. 5′li “Lucy Leave” ve “King Bee” şarkılarını kaydettiler ancak daha sonra grup bluestan uzaklaştıkça Bob Klose müzikal farklılıklar yüzünden gruptan ayrıldı.

İlk kayıtlar ve ilk albüm

Grubun ilk oluşumundan sonraki kayıtları ve çalışmaları psychedelic rock tarzından oldukça uzaktı. Ve grup o zamanlar ciddi anlamda dinlenen ve de beğeni toplayan Jazz müziğini, alt yapıları olarak benimsedi ve müziklerindeki bateri ve gitar alt yapılarını Jazz akorları üzerine kurarak başarı sağladı. Daha sonra kendilerini geliştirerek kendi müziklerini oluşturdular. Bunun ismi ne jazz ne de psychedelic rock’tı. Bu, dünyada ilk defa diğer müzik türlerinden farklılığını gösteren bir müzikti. Bu Pink Floyd gerçeğiydi. O zamanlar tüm dünya Pink Floyd’u konuşuyordu. Müzik otoriteleri bile ne yorum yazabileceklerini bilmiyorlardı.

Grup “psychedelic rock” tarzları ve görselleri çok iyi kullandıkları konserler ile Londra yer altının en önemli gruplarından biri haline gelmişti. 1966′da daha bir firmayla anlaşmamışken gazeteci Peter Whitehead’ın çektiği Tonite Let’s All Make Love in London belgeselinde şarkılarıyla yer aldılar.

1966′da ilk kez bir müzik şirketiyle anlaştılar. 1967′de Arnold Layne single’ı ile müzik dünyasına girdiler. 20. olan bu single’ı See Emily Play takip etti. Şarkı 6. olmuş ve grubu ünlü program “Top of the Pops”‘a çıkartmıştır. İlk albümleri The Piper at the Gates of Dawn bir şarkı dışında tamamen Barrett imzalıydı. Albüm İngiltere’de büyük bir başarı kazandı. Amerika’da albüm çok iyi satmasa da grup Jimi Hendrix ile beraber turneye çıkıp kendini tanıttı.

Syd Barrett’in ayrılışı

Kompleks bir sound’a sahip bu albümden sonra Syd Barrett ruh sağlığını gittikçe kaybediyordu. Stüdyolara katılmayan, konserlerde iyi performans göstermeyen Barrett’in yanında grup elemanlarının arkadaşı David Gilmour da gitara alındı. A Saucerful of Secrets grubun beş kişi ile yayınladığı tek albümdür. Ancak Barrett, sadece Jugband Blues adlı şarkıyı yazmış ve Remember A Day’de gitar çalmıştır. Sorunlarının artmasıyla sadece söz yazarı olarak grupla anlaşan Syd daha sonra gruptan ayrılmıştır.

Yeni Pink Floyd, grubun beyni Barrett’ten sonra kendilerini bulmak için stüdyoda uzun zaman geçiriyordu. Grup zaman zaman Careful With That Axe, Eugene gibi uzun ve deneysel şarkılar üzerinde çalışıyorlardı. Vokalleri ise Waters, Gilmour ve Wright üçlüsü değişerek yapıyorlardı. Grup 1969′da More filminin soundtrack’ini yaptılar. Albümde daha önceden yaptıkları bestelerin yanında film için özel besteler yaptılar.

Pink Floyd 1969′da ilk iki LP’lik albümleri Ummagummayı çıkarmışlardı. İlk LP’si 4 tane canlı performanstan ikinci LP ise grubun solo çalışmalarından oluşmuştu. İkinci CD’de bulunan solo şarkılardaki psychedelic özellikler hem dinleyiciler hem de eleştirmenler tarafından çok başarılı bulunmuştu.

Pink Floyd’un yükselişi

1970′de Atom Heart Mother yayınlandı. Grup albümün ilk şarkısını 23 dakikalık bir beste olan “Atom Heart Mother”ı bir orkestrayla kaydederek oluşturmuştu. Grubun üç elemanının da solo eserleri ve bir tane daha deneysel parçadan oluşan albüm Floyd’un o dönem en çok satan albümü olmuştu. Grup üyeleri daha sonra bu albümü beğenmemiş olsalar bile deneyselliği, ses efektleriyle Pink Floyd ile bütünleşecek elementlerin bulunduğu ilk albüm olmuştu. Floyd albümün başarısıyla ilk Amerika turnelerine çıkmıştı.

Grup 1971′de ilk dönemlerini anlatan Relics albümünü çıkardı ve Zabriskie Point albümüne şarkılar verdi. Aynı yıl içinde bulunan “Echoes” parçasıyla dikkat çeken Meddle yayınlandı. Ses efektlerin daha da dikkat çektiği albüm, grup tarafından da grupça çalıştıkları ilk albüm olarak görülmüştü. Albüm İngiltere listelerinde 3 numaraya kadar çıktı.

1972′de çıkan Obscured By Clouds, “La Vallee” adlı filmin film müziğiydi. Albüm bir önceki Meddle’a göre daha sade olmasıyla dikkat çekiyordu. Albüm eleştirmenler tarafından çok beğenilmese de ilk kez Amerika listelerine ilk 50′den giriyordu. Free Four şarkısı ise Amerika’da bir hit haline geldi. Şarkı daha sonra çok konu olacak Roger Waters’ın babasıyla ilgiliydi. Albüm Waters gruptan ayrılana dek David Gilmour’un son yazdığı sözleri içeriyordu.

Dark Side Of The Moon

1973 yılında çıkardıkları Dark Side Of The Moon adlı albüm 40 milyondan fazla satarak dünyanın en çok satan rock albümü olmuştur. Bu albümle beraber grubun basçısı Waters’ın grupta egemenliği daha ön plana çıkmıştır. 1969′dan beri İngiltere’de single yayınlamayan Pink Floyd bu albümden Money şarkısını yayınlamış ve bir numaraya oturmuştur.

Albüm diğer Pink Floyd albümlerine göre büyük farklılıklar içeriyordu. Saksafon kullanımı ve Wright’ın piyano stili bazı parçalara bir caz havası katıyordu. Albümde bayan vokalistler yer alıyordu. Grup elemanları arkadaşlarıyla günlük hayatın sorunlarını tartışmış ve bu kaydettikleri ses kayıtlarını albümde kullanmıştı. Şarkıların da her biri arı bir konuya odaklansa da albüm bir konsept olarak insan hayatını temel alıyordu.

Albümün başarısı A Nice Pair (İlk iki albümün birlikte olduğu bir toplama), Syd Barrett (Barrett’in iki albümünün beraber olduğu bir toplama) ve Pink Floyd: Pompeii Konseri gibi materyallerin yayınlanmasına neden oldu. Bu toplamalar Pink Floyd’un ilk dönemlerini de yeni dinleyicilere daha yakından tanıttı.

Wish You Were Here

1975′te Wish You Were Here piyasaya çıktı. Albümde yer alan Shine On You Crazy Diamond ve Wish You Were Here Barrett’ın anısına yapılmıştır. “Shine On You Crazy Diamond” içindeki slide guitar ve psychedelic havayla Barrett günlerine bir gönderme yapıyordu. Şarkının sonunda Rick Wright See Emily Play’den bir bölüm çalıyordu. Diğer şarkılar ise müzik endüstrisine karşı bir eleştiriydi.

Albüm kayıtları sırasında Syd Barrett stüdyoyu ziyaret etmişti ancak grup elemanları fiziksel olarak değişmiş Syd Barrett’i tanımamışlar, tanıyınca da gözyaşlarına boğulmuşlardı. Ona besteledikleri şarkıları dinletmişlerdi ve daha sonra Barrett stüdyodan ayrılmıştı. Bu grubun Barrett’i son kez gördüğü andı.

Roger Waters dönemi

Bu albümden sonra Pink Floyd çalışmalarına iki yıl ara verdi. 1977′ de yine bir Harvest yapımı olan Animals’ı piyasaya çıkardılar. George Orwell’in ünlü eseri Hayvan Çiftliği’ne nazireten, çeşitli kişilik yapılarının birer hayvan olarak sembolize edildiği albüm oldukça ilgi çekti. Bir Gilmour / Waters şarkısı dışında her şarkı Roger Waters’a aitti. Aynı yıl haziran ayında bir ABD turu yaptılar. Turnede albüm kapağında da kullandıkları büyük domuz da konserlere çıkıyordu.

Turnede bir hayranıyla kavga eden Roger Waters kafasında seyirciyle kendisinin arasına bir duvar örme düşüncesini yaratmıştı. Daha sonra konsepti geliştirerek bir insanın tüm insanlara karşı olması olarak büyütmüştü. Animals’ ın ardından 1979 yılında piyasaya çıkan The Wall bu konuları işleyen Pink Floyd’un bir diğer önemli albümüdür. Bu albümde “Pink” adındaki bir karakterin doğumundan itibaren olan süreç incelenmiş, savaş, babaya duyulan hasret, eğitim sistemi, aldatma gibi konular işlenmiştir. Aynı ismi taşıyan bir filmi de vardır.

Albümün kayıtları sırasında Waters egemenliği eline almıştı. Albümde olması gerekenler yüzünden grup elemanlarıyla kavga ediyordu. Özellikle albümde Rick Wright’ın katkısı çok azdır. Tüm bu kavgalara rağmen Another Brick In The Wall (Part 2) ve Comfortably Numb gibi şarkılar büyük başarı kazanmıştı. Albüm kayıtları sonrası Wright gruptan ayrılmış ancak konserlerde bir turne müzisyeni olarak çalmıştır.

1983′te, The Wall’dan artan parçalar ile yapılan The Final Cut, aynı zamanda grubun bir kriz içerisinde olduğunun açık göstergesi olmuştur. Roger Waters’ın, Rick Wright’ın albümde çalmasına izin vermemesi ve Nick Mason’ın albümdeki bazı parçalarda çalmasını istemeyişi sonucu kavgalar yaşanmış, David Gilmour da sadece tek parça seslendirmiştir. Gilmour, Waters’a albüm için besteler yapabilmesi için albümü geç yayınlamasını teklif etmiş ancak Waters bunu kabul etmemiştir.

Albüm savaş karşıtı bir albümdü ve bir çok yönden The Wall albümünü hatırlatıyordu. Albüm eleştirmenler tarafından beğenilse de diğer Pink Floyd albümleri kadar iyi bir satış başarısı kazanamadı. Albümün turnesi de yapılmadı ve grup elemanları solo çalışmalar için Pink Floyd’dan bir süre uzak kaldılar. Bir süre sonra Roger Waters ile David Gilmour arasındaki anlaşmazlık sonucu Roger Waters grubu dağıttığını açıkladı. Ancak David Gilmour Pink Floyd adını devam ettirmek istedi ve davayı kazandı.

David Gilmour dönemi

1983′ten sonra 1994′e kadar grup elemanlarının solo albümleri yayınlamakla beraber, 1987 yılında Roger Waters olmadan yaptıkları ilk albüm olan A Momentary Lapse of Reason piyasaya çıktı. Ancak Roger Waters’ın grubu dava edeceği yönündeki tehditleri sonucu, albümde Pink Floyd adı altında sadece David Gilmour ve Nick Mason çalmış, Rick Wright ise albümde çalan diğer sanatçılar arasında gösterilmiştir. Albümde dışarıdan bestecilerle beraberle çalışılmış ve grup bu yüzden eleştirilmişti.

Grup 1992′deki La Carrera Panamericana filmi için Dark Side of the Moondan bu yana ilk kez beraber beste yaptılar. 1994′te David Gilmour, Wright ve Mason The Division Bell albümünü yayınladılar. Bu albüm çıkışından iki hafta sonra ABD’ de 1. sıraya yükseldi. Şarkı sözlerinin çoğunu Gilmour kız arkadaşı Polly Samson ile yazmıştı. Pink Floyd aynı yıl içinde iki CD’den oluşan P•U•L•S•E adlı konser albümünü çıkardı. 1995′te ise “Marooned” ile tek Grammy ödüllerini kazandılar.

Son çalışmalar

Grup 1996′da “Rock ‘N Roll Hall of Fame”e girmeye hak kazandı Törende Roger Waters bulunmadı. 2000′de Is There Anybody Out There? The Wall Live 1980-81 konser albümü ve 2001′de best of Echoes yayınlandı. 2003′te Dark Side of the Moon yeniden yayınlandı. 2004′te ise Nick Mason “Inside Out” isimli Pink Floyd kitabını yazdı.

Gilmour, Mason ve Wright 2003′te ölen menejerleri Steve O’Rourke için birleşip “Fat Old Sun” ve “The Great Gig In The Sky”‘ı cenazede çaldılar. 1981 yılındaki Earls Court (Londra) konserinin ardından bir daha sahnede birlikte görülmeyen grubun orijinal kadrosu ise 2 Temmuz 2005 tarihinde Londra Hyde Park’ta düzenlenen Live 8 yardım konserlerinde bir araya geldi ve “Breathe”, “Money”, “Wish You Were Here” ve “Comfortably Numb” parçalarını canlı olarak çaldı.

Grup 2005′te “İngiltere Hall of Fame”e girmeye hak kazandı. Gilmour ve Mason orada bulundu. Wright ameliyat olduğu için katılamazken, Roger Waters Roma’da olduğu için videosuyla törene katıldı.

Grup kurucularından Syd Barrett, 7 Temmuz 2006′da hayatını kaybetmiştir. 2007′de ise onu anma konserinde Roger Waters sahne almıştır, konserin sonunda ise sürpriz olarak Gilmour, Mason, Wright Arnold Layne’i çalmışlardır. Gecenin son şarkısında tüm konuklar beraber “Bike”ı söylemişlerdir ancak Roger Waters, diğer Floyd üyeleriyle sahneye çıkmamıştır. Son olarakta Rick Wright 15 Eylül 2008 yılında hayatını kaybetmiştir. Grup şu an David Gilmour ve Nick Mason ile yoluna devam etmektedir.

Grubun resmi web sitesi: http://www.pinkfloyd.co.uk

http://tr.wikipedia.org/wiki/Pink_floyd adresinden alıntıdır.

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes