Antalya Rock

Antalya Rock Sitesine Üye Ol!
Rock Antalya Oluşumu Hakkında
Rock ve Metal Müzik Haberi Eklemek İçin!
Facebook Sayfasına Üye Ol

46.Altın Portakal Film Festivali – Açıkhava Konserleri


Sanatçılar : Moğollar
Saat : 20:30
Tarih : 10.10.2009
Mekan : Konyaaltı  Açıkhava Tiyatrosu

Sanatçılar : Moğollar ve  Fuat Saka
Saat : 20:30
Tarih : 11.10.2009
Mekan : Moğollar : Gençlik Parkı - Fuat Saka : Konyaaltı Kent Meydanı

Sanatçılar : Aylin Aslım – Tolga Çandar Fuat Saka
Saat : 20:30
Tarih : 12.10.2009
Mekan : Aylin Aslım : Gençlik Parkı - Fuat Saka : Cumartesi Pazarı Antkoop -  Tolca Çandar : Döşeme Aktı

Sanatçılar : Aylin Aslım – Tolga Çandar - Yeni Türkü
Saat : 20:30
Tarih : 13.10.2009
Mekan : Aylin Aslım : Konyaaltı Kent Meydanı – Tolga Çandar : Aksu Anfaş – Yeni Türkü : Kepez Stadyumu

Sanatçılar : Babazula - Tolga Çandar - Yeni Türkü -  Kardeş Türküler
Saat : 20:30
Tarih : 14.10.2009
Mekan : Kardeş Türküler : Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu  – Babazula : Belediye Önü – Yeni Türkü : Atatürk Parkı – Tolga Çandar : Cumartesi Pazarı Antkoop

Sanatçılar : Mazlum Çimen – Koçani – Moğollar
Saat : 20:30
Tarih : 15.10.2009
Mekan : Mazlum Çimen : Konyaaltı Kent Meydanı - Koçani : Yat Limanı - Moğollar : Akev Koleji

Sanatçılar : Erkan Oğur – Gülay - Koçani
Saat : 20:30
Tarih : 16.10.2009
Mekan : Gülay : Döşemealtı – Koçani : Belediye Önü – Erkan Oğur : Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu

Sanatçılar : Göksel – Babazula – Koçani
Saat : 20:30
Tarih : 17.10.2009
Mekan : Göksel : Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu – Babazula : Yat Limanı – Koçani  Fuar Alanı

Queen – İngiltere

Queen, 1970 yılında kurulmuş tüm dünyada albümleri 300 milyondan fazla satmış İngiliz hard Rock grubudur. 1960′ların sonlarında Smile grubunun dağılma sürecine girmesi sonrasında Brian May, Roger Taylor ve Freddie Mercury tarafından Londra’da kurulmuştur. Bir yıl sonra John Deacon’un katılımıyla grup tamamlanmıştır. 70′lerin sonlarında üne kavuşan grup bugün hâlâ geniş bir hayran kitlesine sahiptir. Her ne kadar özellikle Amerikalı eleştirmenler tarafından önemsenmemişse de Stadyum Rock, Glam Rock, Hard Rock, Heavy Metal ve bunun gibi daha nice müzik türüne büyük katkılarda bulunmuştur.

1999 yılında Channel 4 tarafından düzenlenen “Music of the Millenium” anketinde Queen tüm zamanların en iyi ikinci grubu, rock opera tarzının ilk örneği olarak da gösterilen şarkıları Bohemian Rhapsody ise en iyi şarkı seçilmiştir.[1] Queen’in toplamda 18 albümü, 18 single’ı ve 8 DVDsi 1 numaraya yükselmiş ve bu sayede en çok satan gruplar arasındaki yerini almıştır.

Üyeler

Freddie Mercury (1946-1991) piyanist ve solist: Grubun sesi ve yüzü olması onun diğer yeteneklerinin gölgede kalmasına neden olmuştur. Oysa ki son derece yetenekli bir piyanisttir. Özel bir tenor sesine sahipti. 1992 yılındaki Barcelona olimpiyatları için Monserrat Caballe ile düet yaptıkları albüm oyunların resmi müziği olmuştur. Ayrıca öğretimini Ealing College’de Grafik sanatları üzerine yapmıştır. Queen’in birçok şarkısı ona aittir.

John Deacon (1951) bas gitar: Grubun ilk basçılarından memnun kalmaması sonucu yapılan seçmeler ardından gruba 1971 yılında katılmıştır. Grubun stüdyo albümlerinde tek ana vokal yapmayan ismidir. Sonraki yıllarda Queen’in finansal ve idari konularıyla ilgilendi. Mercury’nin ölümüyle müzik hayatını bıraktı ve Queen+Paul Rodgers turuna katılmadı. Aralarında “You are my Best Friend”, “Another One Bites the Dust” ve “I Want to Break Free” nin de bulunduğu birçok şarkının bestesini yaptı.

Brian May (1947) gitar ve vokal: Aynı zamanda başarılı bir piyanisttir. Çocukluğunda babası ile birlikte geliştirdiği “Red Special” adlı gitarı hala kullanmaktadır. Zaman zaman özellikle kendi bestelerinin vokallerini de yapmıştır. Aralarında “Tie Your Mother Down”, “We Will Rock You” ve “Fat Bottomed Girls”ün de bulunduğu pek çok şarkıyı bestelemiştir.1991′de “Back to the Light” ve 1998′de “Another World” olmak üzere iki solo albüm yapmıştır. Az bilinen yanlarından biriyse Imperial College den mezun bir Astro fizikçi olmasıdır.

Roger Taylor (1949) vurmalılar ve vokal: Grubun bateristi olmasının yanısıra ritim gitar, gitar ve bas da çalmıştır. “Radio Ga Ga”, “A Kind of Magic”, “These are the Days of Our Lives”, “Heaven for Everyone” gibi en önemli besteleri 80li yılların sonunda gelmiştir.

Tarihçe

May ve Taylor ilk olarak Tim Staffell ile birlikte “Smile” adlı grubu kurdu. Staffell’in oda arkadaşı olan Mercury grubun müziğini yakından takip etmekteydi. Başka gruplarda (1969-Ibex; 1970-Sour Milk Sea) vokalistlik yapan Mercury “Smile”ın müziğinin gelişmesi için fikirlerini paylaşmakta ısrarlıydı. Staffell’in gruptan ayrılıp Humpy Bong’a katılmasıyla dağılma sürecine giren grubun devam etmesi için ısrarını sürdüren Mercury, May ve Taylor ikna etti. Bu süreçte grubun adı Queen olarak değiştirildi. Şubat 1971′de Deacon’ın katılmasıyla grup son şeklini aldı.

İlk olarak 1973 yılında Keep your self alive adıyla 45 lik çıkarmayı başaran grup bu şarkının rüzgarıyla ilk albümleri olan Queen I i aynı yıl piyasaya sürdü.1974 yılında “Seven Seas of Rhye” ile grup ilk kez müzik listelerine girdi. 3. albümleri “Sheer Heart Attack”ten çıkardıkları “Killer Queen” single’ı daha büyük bir başarı yakalayarak 2. sıraya kadar yükseldi. Asıl başarı ise 1975 yılında “A Night at the Opera” albümünden çıkardıkları “Bohemian Rhapsody” ile geldi. Şarkı İngiltere listelerinde 9 hafta boyunca bir numarada kaldı ve uluslararası başarıya ulaştı. Bundan sonraki 16 yıl boyunca Queen birçok hit şarkı üretti. 80ler boyunca Kuzey Amerika haricinde grup başarılı kariyerine devam etti.

1987 yılında Mercury’nin AIDS’li olduğu ortaya çıkınca çalışmalarına bir süre ara verdiler. 1989 yılında The Miracle ve 1991 yılında son albümleri Innuendo’yu piyasaya sürdüler.

1991 yılında 24 Kasım da Londra yakınlarındaki evinde Mercury AIDS e bağlı zaatüre nedeniyle hayatını kaybetti. 1995 yılında Mercury’nin ölmeden önceki çalışmalarından derlenen “Made in Heaven” albümünün ardından grup sessiz bir döneme girdi. Bu sessizlik 2004 yılında başlayan “Queen+Paul Rodgers turnesine kadar devam etti.

Sinema ve televizyon
Queen Flash Gordon (1980; Mike Hodges) ve Highlander (1986; Russell Mulcaky) filmlerinin müziklerine doğrudan katkıda bulunmuştur. Bunun yanısıra pek çok film müziğinden çeşitle Queen şarkıları kullanılmıştır. Belki de bunlar arasında grup tarihi açısından en önemlisi “Wayne’s World” filminde kullanılan “Bohemian Rhapsody”dir. Filmin ardından tekrar yayınlanan single Amerikan Billboard listesinde 2 numaraya kadar yükselmiştir. Fakat Queen gurubunun sinemayla ilk tanışmaları 1975 ve 1976 yılında çıkan iki albümlerine Marx kardeşlerin unutulmaz filmlerinin isimlerini vermesiyle başlar 1935 yapımı “A night at the opera” 1975 Kasımında 4. Queen albümü olarak ve 1937 yapımı “A day at the races” 1976 Aralık’ta 5. Queen albümü olarak yerlerini alır.

Müzikal
2002 yılında İngiliz komedyen ve yazar Ben Elton tarafından May, Taylor ve Robert De Niro’nun katkılarıyla hazırlanan “We Will Rock You” adlı müzikal Londra West End’de bulunan Dominion Theater’da prömiyerini yaptı. Şu ana kadar Madrid, Barcelona, Sydney, Perth, Köln, Kuala Lumpur, Güney Afrika, Las Vegas ve Zürih’de sahnelendi. Londra gösteriminin Ekim 2006′da bitirilmesi planlandıysa de halktan gelen yoğun talep nedeni ile gösterim süresiz olarak uzatıldı. Böylece daha önce Grease’in elinde bulundurduğu Dominion Tiyatro’sunda en uzun süre sahnede kalan müzikal rekorunu da eline geçirmiş oldu. Müzikal gösteriminin Kraliçe 2. Elizabeth’in Altın Jübile kutlamalarıyla çakışması nedeniyle, bu kutlamaların bir parçası olarak Brian May Buckingham Sarayı’nın çatısında “God Save the Queen”in gitar solosonu çaldı.

Logo
Queen’in logosu Freddie Mercury tarafından ilk albüm piyasaya sürülmeden önce yaratıldı. Logoda tüm üyelerin zodyak simgeleri kullanılmıştır; Deacon ve Taylor’u temsilen iki aslan, May’i temsilen bir yengeç ve Mercury’nin başak burcundan olması nedeniyle 2 adet peri. İki aslan tarafından kucaklanmış olan “Q” harfinin ortasında bir taç ve tüm bunların üzerinde büyük bir anka kuşu bulunmaktadır.

Albümler
1973 — Queen (albüm)
1974 — Queen II (albüm)
1974 — Sheer Heart Attack (albüm)
1975 — A Night at the Opera (albüm)
1976 — A Day at the Races (albüm)
1977 — News of the World (albüm)
1978 — Jazz (albüm)
1980 — The Game (albüm)
1980 — Flash Gordon (albüm)
1982 — Hot Space (albüm)
1984 — The Works (albüm)
1986 — A Kind of Magic (albüm)
1989 — The Miracle (albüm)
1991 — Innuendo (albüm)
1995 — Made in Heaven (albüm)
1997 — Queen Rocks (albüm)

Grubun resmi web sitesi: www.queenonline.com

http://tr.wikipedia.org/wiki/Queen adresinden alıntıdır.

Judas Priest – İngiltere

Judas Priest 1971′de kurulan İngiliz heavy metal grubu.

Al Atkins’in vokalist olarak yer aldığı kuruluş kadrosundan bugün sadece K.K. Downing ve Ian Hill gruptadır. 1973 yılında Rob Halford’un Al Atkins’in yerini alışı ve 1974 yılında Glenn Tipton’ın gruba dahil oluşuyla kadro günümüzdeki halini almıştır: Rob Halford (vokal), K.K. Downing (gitar), Ian Hill (bas), Glenn Tipton (gitar) ve Scott Travis (davul).

Painkiller albümünden sonra, 1992 yılında Rob Halford gruptan ayrılmış ve yerine Ripper Owens geçmiştir. Ripper’ın kendi yorumunu kattığı şarkılar her ne kadar belli bir kesimi memnun etse de Halford hayranları bu değişikliği iyi karşılamamıştır. Diğer albümlere göre daha küçük bir İngiliz plak şirketi ile yapılan anlaşma ile 1997 yılında “Jugulator” albümü çıkmıştır. Ripper’ın etkileyici ve Halford’a göre daha yoğun vokali olmasına karşın, grubun ilk vokalini arayan kesim fazladır. Ripper Owens, gruba uyum sağlayamayarak gruptan ayrılmıştır. Judas Priest’in bu dönemini anlatan Rockstar adlı bir film çekilmiştir. Filmdeki yaşam tarzının, Judas Priest ile alakası yoktur. Daha Amerikan Rock filmidir. Filmdeki fanlar tarafından lanetlenmiştir. Judas Priest, Hair Metal gruplarıyla karıştırılmamalıdır. Rob Halford’un ismi, Metalgod olarak geçer. Son albümleri Nostradamus, bir başyapıttır. Grup, 2008 yılında, İstanbul-Kuruçeşme Arena’da müthiş bir konser vermiştir.

Rob Halford’un kadroya geri dönüşüyle, 2005′te, Angel Of Retribution albümünü yayınlamıştır. Grup, Ripper Owens yıllarının ardından, Painkiller’a yakın bir albüm çıkartarak büyük başarı sağlamıştır.

Grup, Türkiye’deki ilk konserini 13 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul Turkcell Kuruçeşme Arena’da vermiştir.

Diskografi
“Rocka Rolla” (1974)
“Sad Wings Of Destiny” (1976)
“Sin After Sin” (1977)
“Stained Class” (1974)
“Killing Machine”[1] (1978)
“Unleashed In The East” (canlı) (1979)
“British Steel” (1980)
“Point Of Entry” (1981)
“Screaming For Vengeance”(1982)
“Defenders Of The Faith” (1984)
“Turbo Lover” (1986)
“Priest … Live!” (canlı) (1987)
“Ram It Down” (1988)
“Painkiller” (1990)
“Metal Works 73-93″ (derleme) (1993)
“Jugulator” (1997)
“98 Live Meltdown” (canlı) (1998)
“Demolition” (2001)
“Live In London” (canlı) (2003)
“Angel Of Retribution” (2005)
“Nostradamus” (2008)

DVD
“British Steel” (2001)
“Live In London” (2003)
“Electric Eye” (2003)
“Rising In The East” (2005)
“Live Vengeance ‘82″ (2006)

Grubun resmi web sitesi: http://www.judaspriest.com

http://tr.wikipedia.org/wiki/Judas_Priest adresinden alıntıdır.

Aerosmith – ABD

Aerosmith, 1970 yılında Steven Tyler’ın öncülüğünde kurulan ABD’li hard rock grubu.Gruba “Boston’ın Kötü Çocukları” ve “Amerika’nın En Büyük Rock and Roll Grubu” yakıştırmaları yapılır. Aerosmith’in stili blues tabanlı hard rock tır.Aerosmith, 1970′de, vokalist Steven Tyler’ın gitarist Joe Perry ile bir dondurma salonunda tanışmasıyla kuruldu. Perry, Tyler’a rock-caz topluluğunda yer alması için teklifte bulundu. Tyler ile Perry, yanlarına basçı Tom Hamilton’u da alarak bir üçlü kurmaya karar verdiler.

Çok geçmeden ikinci gitarı da Ray Tabano kullanmaya başladı. Ancak kısa bir süre sonra Tabano yerine Earth Inc.’in eski üyelerinden Brad Whitford geldi. Davulcu Joey Kramer’in de gruba dahil olmasıyla Aerosmith Boston’da 1970′in sonuna doğru kurulmuş oldu.

İlk konserinden sonra adını Arosmith yerine Aerosmith olarak değiştiren grup, başarısıyla kısa zamanda Boston’un dışına çıkmaya başladı. Grup Max Cansas City’de verdikleri konserden sonra Columbia/CBS Records’la kontrat imzaladı.

1970′ler
Grubun ilk albümü 1973 yılında, kendi adını taşıyarak ortaya çıktı. Bu albümden çıkan ilk single, “Dream On” başlangıçta listelerde 59 numaraya kadar yükselmiş, 1973 yılının Nisan ayında 10 numaraya çıkmayı başarmıştır.

Hem yavaş şarkıların, hem de bol ritimli rock’n roll şarkıları sonucunda ünleri ‘70lerin ortalarında iyice artmış, o yıllarda birçok altın ve platin plak kazanmışlardır.

Topluluğun ikinci albümü “Get Your Wings” (1974) tam 86 hafta listelerde kaldı. Bu albüm ayrıca daha uzun yıllar birlikte iş yapacakları yapımcı Jack Douglas ile yapılan ilk çalışmaydı. Yurtçapında verdikleri konserlerle grup adını duyurmaya devam etmiştir. Asıl başarılarını ise 1975 yılının Nisan ayında piyasaya çıkan ve dünya çapında 6 milyon satan “Toys In The Attic”le kazanmışlardır.

Üçüncü albüm “Rocks” 1976 yılının Mayıs ayında piyasaya çıktı. Rocks, sadece Amerika’da 3 milyon sattı ve albümler listesinde 5 numaraya kadar yükseldi. Albümden çıkan singleları, “Back In The Saddle” listelerde 40 numarada kalabildi.

1977′nin başlarında Aerosmith bir süre ara vererek, sonraki albümleri üzerinde çalışmışlardır. Grup yükselişlerini, 1977 yılının Kasım ayında piyasaya çıkardıkları “Draw The Line” albümüyle sürdürmelerine karşın; eleştirmenler tarafından beklenilen ilgiyi göremedi ve Led Zeppelin’in bir türevi olarak nitelendirilmekle kaldı. Grup, 1978 yılında Amerika’da bir dizi küçük turne düzenledi.

1978 yılında, “Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band” adlı filmde büyük başarı kazanan parçaları “Come Together”ı bestelendi ve performanslarının ardından grubun ‘73 ve ‘78 yılları arasında verdikleri konserlerin bir toplaması olan ve grubun ilk canlı albümü olan “Live Bootleg” piyasaya çıktı. Bu sırada Tyler ve Perry arasında çözüm bulunamayan sorunlar çıkmaya başladı.

Topluluk 1979′un sonunda, çalışmalarını daha önceden bitirdikleri albümleri “Night In The Ruts”i çıkardı. O sıralar Joe Perry, kendi ismini taşıyan grubunu oluşturmak üzere gruptan ayrıldı. “Night In The Ruts”, Aerosmith’in en az satan albümleri olarak kaldı.

1980′ler
1980 yılında gruba Jimmy Crespo katıldı fakat, gitarist Brad Whitford “Whitsford-St. Holmes Band”ı kurmak üzere gruptan ayrıldı.

Grup üyeleri alkol ve uyuşturucu sorunları yüzünden hayranlarının gözünde düşüş yaşasalar da, 1980′lerin sonuna doğru rock tarihinde en göze çarpan dönüşlerden birini gerçekleştirdiler. Yeni gitaristler Jimmy Crespo ve Rick Dufay’ın da katılımlarıyla grup eski günleri hatırlamak üzere bir “En İyiler” albümü çıkardılar, albüm 6 milyondan fazla sattı. Yeni kadrosuyla Aerosmith 1982′de “Rock In a Hard Place”i piyasaya sürdü. Albüm listelerde 32. sıraya kadar yükselebildi. Albüm, grubun diğer albümlerinin yanında pek de başarılı olamadı.

Sonraları Perry ve Whitford’un gruba dönmeleriyle “Back In The Saddle” turnesi gerçekleştirildi. Turnenin ilk ayaklarından birinde Steven Tyler’ın sahnede bayılması, grubun alkol ve uyuşturucuyla başının hala dertte olduğunu göstermiş oldu.

Ertesi sene Aerosmith asıl kadrosuyla 1979′dan sonra yaptığı ilk albüm “Done With Mirrors” piyasa çıktı. Bu albümde Aerosmith ilk kez Geffen Records ile çalışmıştır. Albüm, “Rock In A Hard Place” kadar başarılı olmasa da grubun canlandığının göstergesi olmuştur.

1985 yılının Kasım ayında “Down Wıth Mirrors” albümü Geffen Plak Şirketi’nden yayınladı ve ardından Tyler ve Perry uyuşturucudan kurtulabilmek için rehabilitasyon programına katıldılar. Albüm çıkardıkları ilk iki albüm kadar başarılı bulundu, fakat 80′lerde ortaya çıkan yeni rock gruplarıyla başedebilmek için soundlarını biraz değiştirdiler.

1986 yılında “Toys In The Attic” albümünde yer alan parça “Walk This Way” şarkısının rap grubu Run DMC ile tekrar kaydedilmesiyle uluslararası bir başarı kazanılmış oldu.

1987 yılının Ağustos ayında piyasaya çıkan “Permanent Vacation” albümü grubun en fazla satan albümlerinden biri oldu. Albümde ‘Dude (Looks Like A Lady)’ şarkısı Amerika müzik listelerinde 14 numaraya kadar yükseldi.

1988 yılının Ağustos ayında, bir toplama albümü olan “Gems” piyasaya çıktı. Aynı yıl MTV Müzik Ödülleri’nde “En İyi Grup” ve ‘Dude (Looks Like A Lady)’ klibiyle de “Klipte En İyi Sahne Performansı” ödüllerini Aerosmith aldı.

1989 yılının Eylül ayında, piyasaya çıkan “Pump” albümünden ‘Janie’s Got A Gun’, ‘Love In An Elevator’ ve ‘What It Takes’ parçalarına çektikleri kliplerle o yıl adından en fazla bahsettiren gruplardan biri oldu. Albüm Amerika’da 7 milyon satarken, MTV Müzik Ödülleri’nde ‘Rag Doll’un klibiyle de “En İyi Heavy Metal Video” ödülünü aldılar.

1990′lar
1991 yılında grup ilk Grammy Ödülünü; ‘Janie’s Got A Gun’ parçasıyla “En İyi Rock Performansı” dalında aldı. Aynı yıl Aerosmith, Sony Records’la anlaşma imzaladı. Eylül ayında ise, Boston Garden Hall Of Fame ödülünü kazandı ve ‘The Other Side’a çektikleri kliple de MTV’de “En İyi Metal/Hard Rock Video” ödülünü aldılar.

1993 yılının Nisan ayında, “Get A Grip” albümü yayınlandı. Single’lar ‘Livin’ On The Edge’, ‘Cryin’, ‘Crazy’ ve ‘Amazing’ tüm dünyada çok büyük başarı kazandı. Albüm Amerika’da yedi milyon satarken, piyasaya çıkan Guns N’ Roses gibi gruplarla baş etmeye çalışmışlar ve bunu başardıklarını göstermişlerdir.

1994 yılının Kasım ayında, çıkan “Big Ones” albümü ile başarılarını sürdürmüşlerdir. Grup, 90′lı yılların ortasında tekrar Colombia Records’la anlaşma imzaladı ve 1997 yılında “Nine Lives” albümlerini piyasaya sürdüler.

1998 yılında Aerosmith, Simpsonlar’ın 200. bölümünde televizyonda görüldü. Ve Ağustos ayında Armageddon filminin soundtracki olan “I Don’t Want A Miss A Thing”i piyasaya sürdüler. Parça, Amerika’da müzik listelerine 1 numaradan giriş yaptı ve 4 hafta boyunca 1 numarada kalırken, İngiltere’de ilk 10′a girmeyi başardı. Ekim ayında grubun canlı performanslarının yer aldığı “A Little South Of Sanity” albümü piyasaya sürüldü.

2000′ler
2000 yılında ise, “VH1: 100 Greatest Rock Songs” için 35 numarada yer alan parçaları “Walk This Way” ve 47 numarada yer alan parçaları “Dream On”u tekrar kaydettiler.

2001 yılının Mart ayında “Just Push Play” albümü piyasaya çıkarken, single ‘Jaded’ müzik listelerinde bir numaraya kadar yükseldi.

2003 yılında ‘O, Yeah! – The Ultimate Aerosmith Hits’ isimli best of albüm yayınlandı.

2004 yılında grup kariyerinin 25. albümü olan ‘Honkin’ On Bobo’ ile bir blues-rock albümü yayınladı. Albüm, grubun blues’da da iddialı olduğunun bir göstergesi oldu. Albüm sonrasında bir konser DVD’si “You Gotta Move in December 2004″ ü çıkardılar.

2005′de Steven Tyler “Be Cool” filminde oynadı. Aynı yıl Joe Perry solo albümünü çıkardı. 2006 Grammy Ödüllerinde, “Mercy” parçasıyla “En iyi erkek rock enstrümantal performansı” dalında ödül aldı.

2005, Aerosmith “Rockin’ the Joint” CD/DVD’sini yayınladı. Grubun Lenny Kravitz’le yaptığı çalışmalar Amerika’da hızla tükendi. Aerosmith, baharda bir tur düzenlemeyi planlarken, üyelerden bazılarının rahatsızlıkları nedeniyle plan iptal edildi. 22 Mart 2006′da vokalist Steven Tyler’ın boğazından ameliyat olacağı ve turların ertelendiği açıklandı.

Tyler ve Perry 4 Temmuz nedeniyle Boston Pops Orkestrası ile bir konser verdi. Bu Tyler’ın ameliyat sonrası ilk performansıydı. Bu sırada, grup Mötley Crüe ile 2006 sonbaharında tura çıkacağını açıkladı.

24 Ağustos 2006′da Tom Hamilton’un da boğaz kanseri olduğu açıklandı.

17 Ekim 2006′da “Devil’s Got a New Disguise – The Very Best of Aerosmith” albümü tamamlandı. Grubun yeni albümlerinin 2007 baharında tamamlanacağı açıklandı.

2008 yılında Guitar Hero adlı dünyaca ünlü gitar simülasyonu, Aerosmith adında bir oyun çıkardı.

Grubun resmi web sitesi: www.aerosmith.com

http://tr.wikipedia.org/wiki/Aerosmith adresinden alıntıdır.

AC/DC – Avustralya

AC/DC Angus and Malcolm Young kardeşler tarafından 1973 yılında Sydney’de kurulmuş Avustralyalı hard rock grubudur. Her ne kadar grup hard rock ve heavy metalin öncülerinden kabul edilse de grup üyeleri yaptıkları müziği rock and roll olarak tanımlamaktadır.

Grubun ilk albümü High Voltage 1975 yılında yayımlayana kadar kadrosunda birçok değişiklik yaşadı. 1977 yılında basçı Mark Evans’ın yerine Cliff Williams’ın geldi. 1979 yılında grup büyük başarı sağlayan Highway to Hell adlı albümünü yayımladı. 19 Şubat 1980 günü grubun solisti Bon Scott yüksek miktarda alkol aldıktan sonra öldü. Grup kısa bir süre müziği bırakmayı düşündüyse de sonunda Scott’ın yerine Geordie grubundan Brian Johnson’ı kadrosuna katarak yoluna devam etti. Aynı yıl grup bugüne kadar en fazla satış yapan Back in Black albümünü yayımladı.

Grubun bir sonraki albümü For Those About to Rock We Salute You da büyük başarı sağladı ve grup bu albümle ilk defa ABD’de bir numaraya yükseldi. Grubun popülaritesi 1983 yılında davulcu Phil Rudd’ın gruptan ayrılmasının ardından azalmaya başladı. 1990 yılında çıkan The Razors Edge albümüne kadar grubun albüm satışları düşük kaldı. Phil Rudd 1994 yılında gruba döndü ve 1995 yılında çıkan Ballbreaker albümünde yer aldı. 2000 yılında Stiff Upper Lip piyasaya çıktı ve eleştirmenler tarafından beğenildi. Grubun son albümü Black Ice 20 Ekim 2008 tarihinde piyasaya çıkmış ve bu albümle grup Back in Black’ten bu yana Birleşik Krallık’ta ilk defa bir numaraya yükselmiştir.

AC/DC bugüne kadar 69 milyonu ABD’de olmak üzere dünya çapında 200 milyonun üzerinde albüm satmıştır. Back in Black albümünün dünya çapında 42 milyon sattığı tahmin edilmektedir. Albüm ABD’de 22 milyon adet satarak bu ülkede en fazla satış yapan beşinci albüm olmuştur. AC/DC VH1 müzik kanalının “Hard Rock’ın en büyük 100 sanatçısı” sıralamasından dördüncü sırada ve MTV’nin “Tüm zamanların en büyük heavy metal grupları” listesinde de yedinci sırada yer almıştır. 2004 yılında ise grup Rolling Stone dergisinin “Tüm zamanların en büyük 100 sanatçısı” listesinde 72. sırada yer almıştır.

Grubun tarihi

İlk yıllar: 1973-1974 (Dave Evans dönemi)
1973′ün Kasım ayında AC/DC’yi kuran Malcolm ve Angus Young kadroya ilk olarak basçı Larry Van Kriedt, solist Dave Evans ve davulcu Colin Burgess’i aldılar. Grup ilk konserini 1973′ün yılbaşı gecesi Sydney’deki Chequers adlı klüpte verdi. Daha sonra Albert Productions ile Avustralya ve Yeni Zelanda’yı kapsayan bir plak anlaşması yaptılar. İlk kadro sık sık değişikliğe uğradı. Colin Burgess gruptan ilk kovulan eleman oldu. Sonraki bir yıl boyunca bir dizi basçı ve davulcu kadroda yeraldı.

Bu dönemde Angus Young kendisiyle özdeşleşen okul formasıyla sahneye çıkmaya başlamıştı. Rivayete göre sahnede başlangıçta Sydney’de gittiği okulu Ashfield Boys High School’un formasını giyiyordu. Angus okul forması dışında Örümcek Adam, Zorro, gorilla ve Süpermen’in parodisi Super-Ang kostümleriyle de sahneye çıkmıştı. İlk dönemlerde grubun diğer üyeleri de sahneye farklı saten kıyafetlerle sahneye çıkıyorlardı. Ancak Melbourne’lu grup Skyhooks’un da benzer şekilde sahneye çıkıyor olmasından dolayı bir süre sonra bundan vazgeçildi.

Young kardeşler Dave Evans’ın daha ziyade Gary Glitter benzeri bir glam rockçı olmasından ötürü grup için uygun bir solist olmadığına karar verdiler. Zaman zaman Evans’ın yerini grubun ilk menajeri Dave Laughlin alıyordu. Evans’ın Laughlin ile kişisel sorunları grupla zaten sorunlu ilişkisini daha da kötü hale getirdi. Diğer taraftan George Young’ın arkadaşı solist Bon Scott gruba katılmak istiyordu.

Bon Scott dönemi: 1974-1980
1974′ün Eylül ayında Dave Evans’ın yerine Bon Scott geldi. Grup Evans ile yalnızca “Can I Sit Next to You, Girl” / “Rockin’ in the Parlour” bir tekli kaydedilmişti. Şarkı daha sonra Bon Scott ile birlikte “Can I Sit Next to You Girl” adıyla yeniden kaydedildi.

1975′in Ocak ayında yalnızca Avustralya’da yayımlanan High Voltage kaydedildi. On günde kaydedilen albüm Young kardeşlerin enstrümental bestelerinin üzerine Bon Scott’un sözlerini yazdığı şarkılardan oluşuyordu. Birkaç ay sonunda grup basçı Mark Evans ve davulcu Phil Rudd’ın katılımıyla istikrarlı bir kadroya kavuştu. Aynı yıl “It’s a Long Way to the Top (If You Wanna Rock ‘n’ Roll)” adlı tekli yayımlandı. Şarkı grubun yine sadece Avustralya ve Yeni Zelanda’da yayımlanan ikinci albümü T.N.T.’de yeraldı.

1974 ve 1977 yılları arasında Molly Meldrum’un Avustralya televizyonundaki Countdown adlı müzik programında sık sık yerlan AC/DC ülkedeki en popüler ve başarılı gruplardan biri haline geldi. 3 Nisan 1977 günkü performanslarının ardından grup sonraki yirmi yıl boyunca televizyonda çalmadı.

Uluslararası başarı: 1977-1980
1976 yılında grup Atlantic Plak ile uluslararası bir plak anlaşması yaptı ve Avrupa’yı kapsayan bir turneye çıktı. Black Sabbath, Aerosmith, Kiss, Styx ve Blue Öyster Cult gibi önde gelen hard rock gruplarının önünde çaldıkları stadyum konserlerinde büyük tecrübe kazandılar.

Tüm dünyada dağıtımı yapılan ilk AC/DC albümü High Voltage ve T.N.T. albümlerindeki parçalardan derlenmişti. 1976 yılında Atlantic Records’dan çıkan ve yine High Voltage adını taşıyan albüm Britanya’daki punk dinleyicileri arasındaki popüleritesinin de etkisiyle tüm dünyada üç milyon adet sattı. Albümdeki parçalar ağırlıklı Avustralya’da çıkan ikinci albümleri T.N.T. albümünden seçilmişti. Grubun bir sonraki albümü Dirty Deeds Done Dirt Cheap Avustralya’da ve dünyanın geri kalanında iki farklı versiyonla yayımlandı. Albüm ABD’de 1981 yılına kadar yayımlanmadı.

1977′de piyasaya çıkan Let There Be Rock adlı albümün ardından basçı Mark Evans Angus Young ile yaşadığı kişisel uyuşmazlıklar yüzünden gruptan atıldı. Yerine Cliff Williams geldi. Young kardeşlerin ikisi de Evans’ın gidişine fazla bir açıklık getirmezken Epic Records’un CEO’su Richard Griffiths sonradan “Mark Evans’ın çok dayanmayacağı belliydi. Gereğinden fazla kibar biriydi.” şeklinde yorumda bulunmuştu.

AC/DC’nin ABD’ye ilk kez açılması 1977′de Michigan’daki radyo istasyonu AM 600 WTAC vasıtasıyla oldu. İstasyonun yöneticisi Peter C. Cavanaugh gruba Flint şehrindeki Capitol Theater’da bir konser ayarladı. Ön grubun MC5 olduğu gecede AC/DC “Live Wire” adlı parçayla başladığı konseri “It’s a Long Way to the Top (If You Wanna Rock ‘n’ Roll)” ile bitirdi.

Grup Britanya basını tarafından punk rock ile özdeşleştirilmişse de 1970′lerin sonunda punk rock’ta yaşanan büyük değişikliklerin üstesinden bu ülkede edindikleri sadık dinleyici kitlesi sayesinde gelmeyi başardı.

Grubun 1978 yılında basçı Cliff Williams ile ilk albümü Powerage’i yayımladı. Albümden çıkan “Rock ‘n’ Roll Damnation” 24 numaraya kadar yükselerek grubun o güne kadar listelerde en yukarı çıkan parçası oldu. Albümün ardından çıkılan turne sırasında Glasgow’daki Apollo Theatre’da verilen konserin kayıtları If You Want Blood You’ve Got It adıyla yayımlandı. Bu aynı zamanda Bon Scott’un solistliği döneminde Harry Vanda ve George Young’ın prodüktörlüğünü yaptığı son albümdü.

Prodüktörlüğünü Robert Lange’ın yaptığı grubun altıncı albümü Highway to Hell 1979 yılında yayımlandı. ABD’de 17 numaraya kadar yükselen albümle AC/DC önde gelen hard rock grupları arasına girdi. Geri vokallere her zamankinden daha fazla önem verilmekle birlikte albüm grubun müziğinin kendine has özelliklerini barındırıyordu.

Bon Scott’un ölümü: 1980
19 Şubat 1980 günü Bon Scott Londra’da yüksek miktarda alkol aldıktan sonra arkadaşı Alistair Kinnear’ın arabasında sızdı. Ertesi sabah Kinnear Scott’u Camberwell’deki King’s College hastanesine götürdü ancak Scott hastaneye vardığında ölmüştü. Ölüm raporuna göre alkol zehirlenmesinden ölmüştü. Bon Scott ailesi tarafından Scott’un çocukluğunda göç ettikleri Batı Avustralya’daki Fremantle kasabasında defnedildi.

Ölümüyle ilgili resmî açıklamalardaki tutarsızlıklar Scott’un aşırı dozda eroinden veya egzos zehirlenmesinden öldüğü ya da Kinnear diye birinin olmadığını öne süren komplo teorilerinde dile getirilmiştir.[24] Ayrıca Scott astım hastasıydı[26] ve öldüğü sabah hava sıcaklığı sıfırın altındaydı.

Brian Johnson dönemi: 1980′den bugüne
Bon Scott’un ölümünün ardından grup elemanları bir ara müziği bırakmayı düşündüylerse de sonunda yola devam etme kararı aldılar. Scott’un yerine düşünülen solistlerden eski Moxy grubu üyesi Buzz Sherman sesindeki sorunlar nedeniyle gruba katılamadı. Back Street Crawler grubunun eski üyesi Terry Slesser ise kendini ispatlamış bir gruba katılmaktansa kariyerine solo olarak devam etmek istediğini söyleyerek yapılan teklifi reddetti. Grup üyeleri sonunda yeni solist olarak Geordie grubunun eski üyesi Brian Johnson üzerinde uzlaştı.

Deneme provasında Johnson Let There Be Rock albümünden “Whole Lotta Rosie” ve Ike ve Tina Turner’dan “Nutbush City Limits” adlı parçaları seslendirdi.[28] Johnson provadan birkaç gün sonra kadroya dahil edildi.

Grup Back in Black albümü için Bon Scott ile başladığı sarkı yazma sürecini Brian Johnson ile tamamladı. Albümün kaydı Bahamalar’daki Compass Point Stüdyoları’nda yapıldı. Prodüktörlüğü Mutt Lange, kaydı da Tony Platt tarafından yapılan albüm grubun bugüne kadar en fazla satış yapan albümü oldu. Yayınlanmasından bir yıl sonra platin plak kazanan albüm 2006 yılı itibariyle ABD’de 22 milyondan fazla satış yaptı. Birleşik Krallık’ta bir numaraya yükselen albüm ABD’de de 4 numaraya kadar yükselip 131 hafta ilk onda yer alarak[18] bu ülkede en fazla satan beşinci albüm oldu.

1981 yılında yayımlanan bir sonraki albüm For Those About to Rock We Salute You da oldukça iyi satış yaptı ve eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı. Albümden çıkan “Let’s Get It Up” ve albümle aynı ismi taşıyan “For Those About to Rock” adlı tekliler Birleşik Krallık’ta sırasıyla 13 ve 15 numaralara kadar yükseldi. Grup üyeleri 1983 yılında çıkan Flick of the Switch adlı albümlerinde ilk yıllarındaki saf ve basit tarzı yakalamak için prodüktör Lange ile yollarını ayırarak albümün prodüktörlüğünü kendileri yaptılar.

Phil Rudd’ın gruptan ayrılması ve ticari başarısızlık: 1983-1987
Alkolizm ve uyuşturucu kullanımına bağlı olarak Phil Rudd ile Malcolm Young’ın ile arası giderek açıldı ve sonunda aralarında kavga çıktı. Kavgadan iki saat sonra Rudd gruptan kovuldu.[28] Albüm kayıtlarını tamamlaması için stüdyo davulcusu B.J. Wilson gruba dahil edildi ancak neticede albümde Wilson’ın kayıtları kullanılmadı. Albümün davul kayıtlarını Rudd tamamladıysa da 1983′ün yazında yerine Simon Wright geldi.

Grubun resmi web sitesi: http://www.acdc.com

http://tr.wikipedia.org/wiki/AC/DC adresinden alıntıdır.

Dream Theater – ABD

Dream Theater, Amerika/New York’tan çıkmış Progresif Metal grubudur. 90′ların başında Amerika’da başlayan progressive metal hareketinin Queensryche ve Fates Warning ile beraber en büyük grubudur. Grup müziğinde progresif rock ve heavy metali, jazz temelleri ile birleştirmiştir. Hayat ve felsefe gibi derin konulardan etkilenen şarkı sözleri ile progressive metal’de yeni bir yol açmış, birçok grubun müziklerini etkilemişlerdir.

Yaklaşık 24 yıldır resmi olarak müzik yapan Dream Theater, Berklee’de okuyan bas gitarist John Myung, gitarist John Petrucci ve davulcu Mike Portnoy tarafından kurulmuştur. Daha sonra Petrucci’nin çocukluk arkadaşı Kevin Moore’un da katılımıyla grup “Majesty” adını aldı. Yaptıkları ilk deneme albümün başarıya ulaşması sonucu “Majesty” isminin başka bir grup tarafından kullanıldığını öğrenip, Mike Portnoy’un babasının tavsiyesiyle grubun adı eski bir sinemadan esinlenerek “Dream Theater” olarak ilk ve son kez değiştirmişlerdir. Grubun ilk albümü (When Dream and Day Unite) 1989 yılında piyasaya sürüldü. Bu albümden sonra müzikal farklılıklar yüzünden vokalist Charlie Dominici gruptan ayıldı ve onun yerine Kanadalı James LaBrie gruba katıldı. En büyük çıkışı 1992′de ikinci albümleri “Images and Words” albümüyle gerçekleştirdiler. İlk konserlerini Iron Maiden’ın katkısıyla gerçekleştirdiler. 1994′te Awake albümünü çıkaran gruptan Kevin Moore ayrıldı ve yerine Derek Sherinian geldi. 1995′te A Change Of Seasons albümünü 1997′de çıkan Falling From Infinity albümü izledi. Daha sonra gruba Jordan Rudess girdi ve 1999′da Metropolis Part 2 yan başlıklı Scenes From A Memory adlı konsept albüm çıktı. Bu albümde Nicholas diye biri hipnoz ile geçmiş yaşantısına döndürülür ve geçmiş hayatında Victoria adlı bir kadın olduğunu ve iki erkek kardeşin ona aşık olması sonucu yaşanan sorunları görür (Bu hikâyenin başı da Images and Words albümünde Metropolis Part 1 olarak anlatılmıştır). Daha sonra deneysel albümler yapan grup 2002′deki 6 Degrees Of Inner Turbulence adlı 2 CDlik bir albüm yaptılar. 2003′te ise kariyerlerinin en sert albümü olan Train Of Thought piyasaya sürüldü. Bu albümü 2005 yılında Octavarium izledi. John Petrucci bu albümü en iyi albümleri olarak düşündüğünü “Score” adlı DVD lerinde belirtmiştir ve son albümleri olan Systematic Chaos ise 2007 yazında piyasaya sürüldü.2008 Nisan ayında ise best of albüm tadında olan ve grubun eski şarkılarını stüdyoya girip tekrar coverlayarak piyasaya sürdüğü Greatest Hit albümü piyasaya sürüldü. Ve son albümleri “Black Clouds and Silver Linings” 23 Haziran 2009 tarihinde piyasaya çıkacak. Mike Portnoy’a göre albüm bir çok karanlık temayı, sert bir üslupla işliyor, fakat bu karanlık ve ağır havanın yanında iyimser bir çizgi de çiziyor, hem müzikal hem tematik anlamda. Bu açıdan albüm ismi keşiyor, Mike Portnoy’a göre. Grup, sonuncusu Haziran 2007 olmak üzere 3 kere Türkiye’ye konser verdi. İlki 6 Degrees turnesinde, ikincisi Octavarium turnesinde gerçekleşti. Train Of Thought turnesinde de gelmek istemelerine rağmen, konser daha sonra iptal edildi. Bu yaz grup Türkiye’de 4 Temmuz 2009 günü Maçka Küçükçiftlik Park’ta bir konser verecek. Grup üyelerinin hepsi birçok albümde değişik müzisyenlerle çalışmış, değişik projeler dahil olmuştur. Gitarist John Petrucci 2005 yılında Steve Vai ve Joe Satriani ile beraber G3′te çalmış ve G3 Live in Tokyo isimli albümde yer almıştır. Ayrıca kendisinin Suspended Animation adında solo albümü de vardır. Mike Portnoy da defalarca Dünyanın en ünlü davul dergilerine kapak konusu olmuş , dünyanın en iyi davulcularından biridir. Rudees gruba katılmadan önce ünlü basçı Tony Levin, Petrucci, Rudess ve Portnoy Liquid Tension Experiment adı altında iki albüm çıkarmıştır. John Petrucci nin “Rock Discipline”, Mike Portnoy’un “Progressive Drum Concepts”, “Liquid Drum Theater”, “in Constant Motion”, John Myung’un “Progressive Bass Concepts” isimli eğitim videoları vardır. 4 Temmuz 2009 ‘ da İstanbul’ da konser vermişlerdir.

Grup Elemanları
James LaBrie – Vokal,
John Myung – Bas gitar,
John Petrucci – Gitar, Back vokal
Mike Portnoy – Davul, Back vokal
Jordan Rudess – Klavye

Diskografi

Albümler
When Dream And Day Unite – 1989
Images And Words – 1992
Awake – 1994
A Change Of Seasons – 1995
Falling Into Infinity – 1997
Scenes From A Memory – 1999
Six Degrees Of Inner Turbulance 2 CD – 2002
Train Of Thought – 2003
Octavarium – 2005
Systematic Chaos – 2007
Greatest Hit – 2008
Black Clouds and Silver Linings – 2009

Konser albümleri
Live At The Marquee – 1993
Once In A LIVEtime – 1998
Live Scenes From New York (3 CD) – 2001
Live At Budokan (3 CD) – 2005
Score – 20th Anniversary World Tour (3 CD) – 2006
Chaos in Motion – 2008

Single ve EP
Another Day – 1992
Pull Me Under – 1992
Lie – 1994
The Silent Man – 1994
A Change Of Seasons – 1995
Hollow Years – 1997
Through Her Eyes – 2000
As i am – 2003
Constant Motion – 2007
Forsaken – 2007
A Rite of Passage – 2009

Grubun resmi web sitesi: www.dreamtheater.com

http://tr.wikipedia.org/wiki/Dream_Theatre adresinden alıntıdır.

Metallica – ABD

Metallica, ABD çıkışlı bir heavy metal grubudur. Thrash metal akımının üyelerinden ve 80′li yılların en iyi ve en ilham verici metal gruplarından birisi olarak kabul edilir. 60 milyonu ABD’de, 40 milyonu da dünyanın geri kalanında olmak üzere yaklaşık 100 milyon albüm satışı bulunan grup, müzik tarihinin ticarî ve akım olarak en başarılı metal gruplarından biridir. Konser satışları açısından da ABD müzik tarihinin en büyük 13. topluluğu konumundadır.

Köklerini Black Sabbath, Motörhead, Deep Purple, Iron Maiden gibi efsanevi gruplardan alan Metallica, yeni doğan Heavy Metal müziğini en zirveye taşıyarak kendiyle bütünleştirmiş; bunları yaparken köklerine sadık kalabilmeyi başarabilmiştir.

Kuruluş dönemi (1981-1983)

Metallica’nın temelleri baterist Lars Ulrich tarafından atılır. Ulrich, Los Angeles gazetesine ilan vererek birlikte müzik yapabilecek kişilerle görüşmek istediğini belirtir. İlk telefon, ilana tek cevap veren kişi olan, bir basımevinde çalışan 18 yaşlarına yakın lise mezunu bir gençten, James Alan Hetfield’dan gelir. Sert sesi, farklı armonisi ve yeniliğe açık gitar virtiözitesiyle, grubun vokal ve gitaristliğini üstlenen Hetfield’ı, şu anda Megadeth’te çalan gitarist Dave Mustaine izler ve son olarak da James’in eski grubu Leather Charm’dan arkadaşı bass gitarist Ron McGovney gruba dahil olur.

Topluluk bu kadrosuyla ilk konserini Anaheim (California)’da Radio City’de 14 Mart 1982’de vermiştir. İlk başlarda istediği başarıyı yakalayamayan grup, ayrıca solo gitaristleri Dave Mustaine’in alkol ve şiddet problemleri ile uğraşmaktadır. Kendi başlarına albüm yayınlayacak kadar finansmanları ve pek fazla şarkıları olmadığından bir toplama albüme şarkı vermeye karar verirler. Ellerindeki doğru düzgün hazırlanmış tek şarkı olan “Hit the Lights”‘ı Metal Massacre albümüne sokmayı başarırlar. Bu şarkı ile olumlu tepkiler alan Metallica, ilk demoları ve bas gitaristleri Ron McGovney’in grupla son kayıdı olan Power Metal’i 1982 yılında yayınladılar. Grupta doğru düzgün bir işi olan Ron’un, şarkıların yaratım sürecinde hiç katkısı olmayışı arkadaşlarını rahatsız ediyordu. Bu sıralarda James ve Lars “Whiskey A Go Go” adlı mekanda grup Trauma’yı izledi. İki arkadaş mekanda eğlencelerine devam ederken sahneden bir ses duydular, bunu ikiside en başta solo gitar olarak düşünmüşlerdi ancak arkalarını döndüklerinde bunun wah-wah pedalı kullanan bir bas gitarist olduğunu farkettiler. James Hetfield olayı, Tam arkamızdan vahşi bir solo gelmişti, arkamızı döndüğümüz zaman bunun o olduğunu gödük, uzun kızıl saçlarıyla sadece işini yapıyor ve çevrede sanki kimse yokmuşçasına, tek başına odasında çalıyormuşçasına sakin ve bir o kadar harika çalan birisi vardı özetliyor. Grubun genç basçısı Cliff Burton’a kendilerine katılması için teklif götüren grup, Cliff’in Bir grup için şehir değiştiremem serzenişine karşı, grubu onun şehrine taşımaya karar verdi ve Cliff Burton’u ikna ederek kadrosuna aldı. Bu ekiple bir demo yayınlayan grup kendini iyiden iyiye belli etmeye başlamıştı. Ancak, Dave Mustaine’in alkol, şiddet ve uyuşturucu problemleri grubu çok rahatsız ediyordu ve bu yüzden gruptan çıkarılmasına karar verildi. Dave’in çıktığı aynı gün Exodus grubunun kurucularından Kirk Hammett gruba ana gitarist olarak katıldı.

Kill ‘Em All (1983)
Metallica, ilk stüdyo albümleri olan Kill ‘Em All’u 1983′te çıkarttı. Aslında albümün adının Metal Up Your Ass: Easters Cancelled, Bodys Been Found olması planlanıyordu fakat grup ve şirket o zamanlar albüm isminin alacağı negatif tepkiden çekindi. Şirketin baskılarından dolayı isim değiştirilmek zorunda kaldı. Basçı Cliff Burton da şirketi kastederek Kill ‘Em All adını önerdi ve grup tarafından hemen kabul edildi. Albüm 10 şarkı içeriyordu ve bu şarkılar arasında Dave Mustaine’in de katkıda bulunduğu besteler vardı. Albümün en belirgin tarafları Hetfield’ın çiğ vokali ve grup elemanların yapmak istedikleri müzik ve yaşlarını çok güzel yansıttıkları şarkıları olmuştur. Bu albümden “Seek & Destroy” ve “The Four Horsemen” birçok konserlerinde yer bulmuştur. Ayrıca Cliff Burton’ın bas solosu “(Anesthesia) Pulling Teeth” de bu albümde yer almaktadır. Albüm çok büyük bir satış başarısı getirmese de Metallica adının yeterince duyulmasını sağlamıştır. Grup belirli bir hayran kitlesi topladıktan sonra ikinci albümün geleceğini duyurmuştur.

Ride the Lightning (1984)
Grup ikinci albüm Ride the Lightning ‘i kaydetmek için 1984 yılında Danimarka’daki Sweet Silence stüdyolarına gider. Bir hafta süren kayıtlar sonucunda Flemming Rasmussen prodüktörlüğünde Ride the Lightning raflardaki yerini alır. Yeni albüm ile grup Avrupa’da turnelere çıkmaya ve imza dağıtmaya başlar. Albümün açılış parçası “Fight Fire with Fire”‘ın başındaki akustik kısım dinleyen herkesin kısa bir şok geçirmesine, Metallica’nın aniden tarz değiştirdiğini düşünmelerine sebep olmuş ama şarkının sert ve hızlı devamı bu kanıyı yoketmiştir. Albümde Hetfield’ın sesini yüksek derecede geliştirmeside gözden kaçmamıştı. Albümdeki “Creeping Death”, konserlerin vazgeçilmez parçası ve grubun canlı biçimde çaldığı en iyi parçalardan biri oldu. Yine albümde bulunan “Fade to Black” isimli şarkı çıktığı ilk günden beri grubun en çok sevilen şarkılarındandır. Ride the Lightning ‘in çıkışından sonra grup pek çok dergilerden “Yılın Metal Grubu” ödülü aldı. Artık Metallica çığ gibi büyüyordu ve adını tüm Dünya’ya duyurmak için adım adım ileriyordu.

Master of Puppets [1986]
1984 yılında Metallica’yı izleyen Elektra Records’tan Michael Alago ve ‘Q-Prime Menajerlik’ten Cliff Burnstein grubun performansından çok etkilenir ve kontrat imzalanır. Böylece grup İngiltere’de de büyük başarıya ulaşır. Artık büyük bir şirketle de anlaşmış olan grup 3. stüdyo albümlerini çıkartmak için hazırlanmaya başlar. Ride the Lightning ‘in büyük başarısından sonra herkes gruptan çok iyi bir albüm bekliyordu ve Metallica beklentileri karşılayan 3. stüdyo albümleri Master of Puppets ‘ı 1986 yılında piyasaya sürdü. Çıktığı andan itibaren büyük başarı ve eleştirmenlerden çok yüksek notlar toplayan albüm, hiçbir reklam kampanyası olmadan milyonlar sattı, Billboard 200′de 29. sıraya kadar yükseldi. Albümün açılış parçası olan “Battery” yine “Fight Fire with Fire” gibi yavaş girişi, devamında gelen hızlı ve sert riffleriyle dikkat çekerken, albüme adını veren “Master of Puppets” ise küresel bir sorun olan uyuşturucuya dikkat çekmektedir ve grubun en iyi şarkılarından birisi olarak kabul edilmektedir. İsmini basçı Cliff Burton’ın astronomiye ilgisi sebebiyle bir takımyıldızdan alan albümün tek enstrümental parçası “Orion” ise grubun yaptığı en iyi parçalardan ve tüm zamanların en iyi ensturmental şarkılarından birisi olarak görülmektedir. Pek çok eleştirmen tarafından en iyi ve sert metal albümlerinden biri olarak gösterilen Master of Puppets Metallica için bir çağın bitişi ve yeni bir çağın başlangıcı olacaktır.

Cliff Burton’ın ölümü

27 Eylül 1986′da Damage Inc. turunun Avrupa ayağı sırasında grup üyeleri kendi aralarında yatacakları yerleri seçmek için kart çekerler. Cliff Burton, Kirk Hammett’ın yerinde yatmaya hak kazanır. Gece ise küçük bir Danimarka kasabası olan Ljungby yakınında tur otobüsleri yoldaki buzlanma sebebiyle şarampole yuvarlanırlar. Kazayı James Hetfield, Lars Ulrich ve Kirk Hammett ufak sıyrıklarla atlatırken uğruna grubun şehir bile değiştirdiği yetenekli basçı Cliff Burton camdan fırlayarak otobüsün altında kalmış, henüz 24 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Otobüs, çekicinin halatının kopması sonucu kaldırılırken tekrar düşmüştür. Bu ikinci düşüş sırasında Cliff’in henüz hayatta olup olmadığı bilinmemektedir. Cenaze töreninde Master of Puppets albümünden Cliff ile bütünleşen “Orion” adlı parça çalınmış, parça 2006 Rock am Ring festivalinde Master of Puppets ‘ın 20. yılı için tüm albüm baştan sona çalınana kadar hiç tam uzunluğuyla çalınmamıştır. Kendi isteği üzerine Cliff’in külleri Bay Area’da değişik yerlere savruldu. Kendi deyişeriyle Metallica’yı Metallica yapan 3,5 yıllık basçılarının ölümünden çok etkilenen grup üyeleri, grubu dağıtmayı düşündüler fakat eğer yaşasaydı Cliff’in bunu istemeyeceğini hatırlayarak ve Cliff Burton’ın ailesinin isteği üzerine devam etme kararı aldılar. Yapılan seçmeler sonucunda Flotsam and Jetsam’ın basçısı Jason Newsted ekibe dahil oldu.

…And Justice for All (1988)
Bas gitarist olarak Jason Newsted’i kadroya katan Metallica, Cliff Burton olmadan ilk ve 4. stüdyo albümleri olan …And Justice for All albümünü 1988 yılında piyasaya sürdü. Oldukça sert ve hareketli olan, içinde kimi progresif öğeleri bulunduran albüm muazzam bir başarı yakaladı ve Billboard 200′de 6. sıraya kadar yükselerek grubu ilk defa ilk 10′a sokmayı başardı. Fakat albümde hiç bas gitarın sesinin duyulmaması sebebiyle kimi sert eleştiriler aldı. Ekip elemanlarının Jason’ı ilk yıllarda dışlamaları ve onun müzik bakış açısını, müziksel fikirlerini gözardı edişleri, albümün 3′lü arasında bir yetenek şovuna dönüşmesi bunda en büyük etkendi. Albümde bas gitar vardı, ancak sesi çok kısılmıştı, ancak katmanlarına inildiğinde farkedilebiliyordu, bir nedeni de albümdeki bas gitarın önceki albümlerden daha sık bir şekilde ritim gitarı takibinin arttırılması olmuştu. Daha önce grubun ilk günden beri desteklemediği video klip çekme politikasını da sona erdirerek eski bir depoda bir savaşın ve savaşın insanlara getirdikleri üzerine yazılmış, albümün 4. şarkısı “One”‘a klip çekti. Eski bir depoda, Johnny Got His Gun adlı filmden bazı sahnelerle harmanlanmış klip grubun ilk video klibi olması sebebiyle büyük ilgi gördü. Büyük başarı yakalayan albüm sonrasında grup 2 yıl sürecek olan Damaged Justice turnesine çıktı. Artık kendi başlarına arena turlarına çıkmaya başlayan grup başarılı performanslarıyla hayranlarından tam not aldı. One adlı şarkıyla Grammy Ödülleri’ne En iyi Hard Rock/Metal Performansı kategorisinde aday olan grup ödülü Jethro Tull’e kaptırınca o yılkı albüme Grammy Ödülünü Kaybeden Albüm ibaresini ekletti.

Metallica (The Black Album) (1991)
Çok satan bir albüm ve başarılı geçen bir turneden sonra yeni bir albüm kaydetmek için North Hollywood’daki One On One stüdyolarına giren Metallica Bon Jovi, The Cult, Mötley Crüe ve Nirvana gibi başarılı grupların prodüktörlüğünü yapmış olan Bob Rock ile anlaştı. Daha önceki 4 albümü istedikleri gibi yapan James Hetfield ve Lars Ulrich, yeni bir prodüktörle çalışmaya alışırken, Cliff Burton’ın yerine gelen basçı Jason Newsted ise hâlâ grupta dışlanan eleman gibi duruyordu. Yaklaşık 1 yıl süren kayıt ve beste süreci sonunda albüm 1991 yılında piyasaya çıktı. New York’taki Madison Square Garden’da, o zamana kadarki en büyük dinleti partisini veren Metallica artık dünyanın en büyük grupları arasındaki yerini almıştı. Black Album, Metallica’nın çıkarttığı en yüksek ticari başarıya sahip albüm olarak bilindi ve birçok yeni hayran kazanmasını sağladı. Çıktığı geceden itibaren sansasyonlara neden olan albümün bir adı yoktu. Sade, siyah bir kapağı olan albümün üstünde sadece Metallica yazıyordu ve dikkatli bakıldığında görülebilen bir yılan silüetine sahipti. Eskisinden farklı bir tarzda olan albüm, grubun yavaş yavaş thrash metalden uzaklaştığının göstergesiydi. “Enter Sandman” ile Grammy alan grup, o sene albüm çıkartmadıkları için Jethro Tull’e teşekkür etmeyi de unutmadı. Metallica önce Wherever We May Roam adıyla başlayan, ikinci ayağında Guns N’ Roses ile birleşen ve Nowhere Else to Roam adıyla son bulan konser dizisine başladı. Nowhere Else to Roam turnesi kapsamında İnönü Stadyumu’nda Türk hayranlarına muhteşem bir konser yaşatan Metallica artık yeni albüm için stüdyoya girmeye hazırdı.

Load (1996)
3 yıl süren uzun turneden sonra Metallica, altıncı albümlerini kaydetmek için stüdyoya girdi. Yaklaşık 1 yıl süren beste ve kayıt aşamasından sonra grubun 6. stüdyo albümü Load Billboard 200 listesine 1 numaradan giriş yaparak raflardaki yerini aldı. Albümün kapak çalışması Andres Serrano tarafından yapıldı. Ressamın meni ve kanını 2 cam plaka arasına koyarak ortaya çıkardığı kapak çalışması fanlar tarafından beğenilmedi. Önceki 5 albümden tamemen farklı tarzlarda şarkılar içeren Load fanlar tarafından çok eleştirildi, müzik yazarlarının bir kısmı albümü beğenirken bir kısmı ise “Metallica davayı sattı” diyerek grubu lekelemeye çalıştı. Albüm, hard rock ve heavy metal’in karışımına sahip senkronik bir eserdi ve zamanla en iyi hard rock albümlerinden birisi kabul edilerek severek dinlendi. Grup elemanlarının saçlarını kısacık kestirip alternatif rock festivali Lollapalooza’da headliner olarak sahne alması ise öte yandan pek çok hayranın tepkisini çekti.

ReLoad (1997)
Load albüm kayıtları sırasında çok fazla şarkı kaydeden grup, kalan şarkıların üstünde biraz daha çalışarak sonraki yıl ReLoad adıyla bir albüm daha piyasaya sürdü. Yapılan açıklamada Load ve ReLoad ‘ın aynı yıl çıkmasını planladığını söyleyen grup bazı aksaklıklar ve Bob Rock’ın ticari düşüncesinin etkisiyle bir sene geç çıkarılmıştı. Load ‘dan biraz daha sert olan albüm Billboard 200 listesinde 1, Kanada listelerine ise 2 numaradan giriş yaptı. Reload ‘ın en ilgi çeken parçalarından biri “The Unforgiven II” oldu. İlk “Unforgiven” gibi bir ballad olan şarkı, klibiyle dikkat çekti. Kasım 1997′de albüm promosyonu için Amerikan NBC kanalında yayınlanan Saturday Night Live programında sahne alan grup “Fuel” ve Marianne Faithfull ile “The Memory Remains” parçalarını çaldı.

Garage Inc. (1998)
1998′e gelindiğinde Metallica cover şarkılardan oluşan Garage Inc. albümünü yayınladı. İlk CD tamamı yeni kaydedilmiş Diamond Head, Killing Joke, The Misfits, Thin Lizzy, Mercyful Fate ve Black Sabbath coverları içeriyodu. İkinci CD’de ise grubun 1987′de kaydettiği The $5.98 E.P.: Garage Days Re-Revisited adlı demo vardı. Koleksiyoncular tarafından beğeniyle karşılanan albüm Billboard listelerine 2 numaradan girdi.

S&M ve Napster Davası (1999-2001)

21-22 Nisan 1999 tarihlerinde daha önce “Nothing Else Matters”‘ın düzenlemesini de yapmış olan Michael Kamen şefliğindeki San Francisco Senfoni Orkestrası ile birlikte konser veren Metallica, bunları S&M adı altında piyasaya sürdü. Konserler için özel olarak bestelenen “No Leaf Clover” ve “−Human” adlı şarkılar büyük ilgi gördü. “The Call of Ktulu” şarkısının S&M performansı ise 2001 yılında Grammy Ödülü kazandı.

Mission: Impossible II adlı film için yaptıkları soundtrack “I Disappear” piyasaya sürülmeden paylaşım programı Napster yoluyla internete düşünce grup program yapımcısı ve kullanıcılarına karşı dava açtı. Bir internet takip ekibiyle anlaşan grup sadece 3 günde şarkıyı yaklaşık 300 bin kişinin indirdiğini tespit etti. Şarkıyı indirenleri hesapları kapatıldı, site ise ceza aldı. Hayranları tarafından neden böyle bir şey yaptıkları anlaşılmayan ve paragöz olmakla suçlanan grup çok eleştirildi.

Newsted’in ayrılışı

Yeni bir albüm kaydetmek için stüdyoya girmeye hazırlanan grup; Ocak 2001′de basçı Jason Newsted’ın kişisel ve özel problemleri yüzünden, sevdiği müziği yaparken kendine verdiği fiziksel hasarı sebep göstererek gruptan ayrıldığı açıklaması ile sarsıldı. Asıl sebep ise James Hetfield’ın kimsenin bir yan projede bulunmasını istememesiydi, çünkü ona göre her yan proje grubun gücünü sarsıyordu.

St. Anger (2003)
Nisan ayında ise film yapımcıları Joe Berlinger ve Bruce Sinofsky, gruba yeni albümlerinin yapım aşamasını filme çekme fikriyle geldi. 2 yılda 1000 saatten fazla çekim yaptılar fakat Temmuz ayında albüm kayıtları başlamadan önce Hetfield alkol ve diğer sebepler yüzünden rehabilitasyon merkezine yattı, tüm kayıtlar Hetfield Aralık’ta dönene kadar askıya alındı. Ancak sonrasında ise James, tedavi sebebiyle en geç saat 16:00′a kadar çalışabiliyordu, geri kalan zamanı ise ailesinin yanında geçiriyordu.

Metallica, Jason’ın ayrılmasıyla iyice kötüye giden aralarındaki iletişimi düzeltmesi için terapist ve performans koçu Phil Towle’u işe aldı. Albüm kayıtları sırasında kalıcı bir basçıları olmadığından bas gitarı, aynı zamanda prodüktörleri olan Bob Rock çaldı. Zorlu geçen kayıtlar sonrasında grup kalıcı bir basçı bulmak için seçmelere başladı. Pek çok başarılı ismin arasından parmaklarıyla çalması, tarzı ve yeteneği sayesinde öne çıkan Robert Trujillo gruba dahil oldu fakat kayıtlar bittiğinden albüme katkıda bulunamadı. 2003 yılının haziran ayında Metallica’nın 8. stüdyo albümü St.Anger raflardaki yerini aldı. Diğer tüm albümlerden çok farklı bir tarzı olan St. Anger hiç gitar solosu içermemesi, Ulrich’in bateri soundu ve James’in vokalleri sebebiyle kötü yönde çok eleştiri aldı fakat grup elemanları St.Anger’ı bitirdikleri için mutluydular çünkü onlara göre bu kendilerini toparlamaları için yapmaları gereken birşeydi.

2004 yılında St.Anger ‘ın yapım aşamasını ve grubun içinde yaşadığı sorunları anlatan film Some Kind of Monster vizyona girdi. Film grubun en doğal ve içten hâlini barındırdığından fanlar tarafından çok sevildi ve önemli festivallerde ödüller kazandı.

Death Magnetic (2008)
Grup 2005 yılı sonunda 15 yıldan uzun süredir prodüktörleri olan Bob Rock ile yollarını ayırdı ve yeni albüm için Red Hot Chili Peppers, Slayer, AC/DC gibi birçok önemli isimlerle çalışmış olan Rick Rubin’le çalışmaya karar verdi. Ardından yeni albümleri için Elektra Records ile olan anlaşmalarına son verip Warner Bros. Records ile anlaştılar.

Metallica, yeni albümle birlikte Master of Puppets ve öncesi sounduna dönmeyi planlamışlar ve röportajlarda hayranlarına ikinci bir St. Anger faciasını yaşatmayacaklarını dolaylı yoldan söylemişdirler. Öte yandan grubun bateristi Lars Ulrich verdiği röportajlarda St. Anger albümünün eğlenceli olduğunu, dibe vurmuş bir grubun ayaklarını yere vuruşunu ifade ettiğini ve bu nedenle de verdikleri en samimi albüm olduğunu belirtmiştir. Grubun ritim gitaristi ve vokalisti James Hetfield ise son verdiği röportajlarda yeni prodüktörleri Rick Rubbin’in tenkidiyle Master of Puppets tarzı bir albüm istediklerini, bunun her ne kadar imkânsız olmasa da zor olduğunu açıkladı fakat yeni albümün St. Anger ‘dan farklı olacağının altını çizen Hetfield, Master of Puppets kalitesinde bir albüm hazırlıklarında olduklarını belirtti. Hetfield’ın verdiği röportajlarda bu albümün melodik soundunun da olacağı belirtilmekteydi.

Grup, yeni albüm Death Magnetic çıkmadan önce www.missionmetallica.com adlı bir site kurarak hayranlarının albüm çıkmadan bazı riffleri dinlemesine, stüdyodan fotoğrafları görmesine olanak sağladı. Albüm 12 Eylül 2008′de piyasaya çıktı.

Metallica, Türkiye’de biri 1993 yılında İnönü Stadı’nda, biri 1999 yılında Ali Sami Yen Stadı’nda ve diğeride yine 27 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul’da Ali Sami Yen Stadyumu’nda olmak üzere 3 kez konser vermiştir .Konser haberi Metallica resmi sitesinde Türkçe olarak yayınlanmıştır.

Grubun resmi web sitesi: www.metallica.com

http://tr.wikipedia.org/wiki/Metallica adresinden alıntıdır.

Iron Maiden – İngiltere

Iron Maiden, 1975 yılında Londra’da kurulmuş bir İngiliz heavy metal grubudur. Grup basçı Steve Harris tarafından kurulmuştur. Bugüne kadar 14 stüdyo albümü yayımlayan grubun toplam albüm satışları kesin olarak bilinmemekle birlikte bu sayı 70 milyonun üzerindedir.

Grup çeşitli kadro değişikliklerinin ardından kendi adını taşıyan ilk albümü Iron Maiden’ı 1980 yılında çıkarmıştır. Solist Bruce Dickinson’ın gruba katılmasının ardından 1982 yılında yayımladıkları The Number of the Beast adlı albümleriyle Iron Maiden dünya çapında şöhrete erişmiş ve 1980′ler boyunca peş peşe çıkardıkları albümlerle büyük başarı kazanmıştır. 1993 yılında solist Dickinson gruptan ayrılmış ve yerine Blaze Bayley gelmiştir. Bu dönemde grubun albüm satışları belirgin şekilde düşmüştür. Dickinson ve 1989 yılında gruptan ayrılan gitarist Adrian Smith 1999′da kadroya yeniden dahil olmuşlardır. 2006′da piyasaya çıkan grubun son stüdyo albümü A Matter of Life and Death Billboard 200 listesinde dokuz numaraya kadar yükselmiştir.

Grubun etkilendiği gruplardan bazıları Thin Lizzy, UFO, Deep Purple, Uriah Heep ve Wishbone Ash’tir. Iron Maiden müzik kanalı MTV’nin “tüm zamanların en iyi heavy metal grupları” listesinde dördüncü sırada yeralmıştır.

Grubun tarihi
Kuruluş yılları (1975-1978)

Iron Maiden, Steve Harris tarafından 1975′in Noel günü kuruldu. İlk kadro basta Steve Harris, gitarlarda Dave Sullivan ve Terry Rance, davulda Ron Matthews ve vokalde de Paul Day’den oluşuyordu. Harris grubuna o sıralar seyrettiği Demir Maskeli Adam adlı filmin de etkisiyle orta çağda kullanılan tabuta benzeyen kafes şaklindeki bir işkence aletinin adını (Türkçe: Demir Bakire) vermişti. Sonradan grubun ilk iki albümünde yeralacak olan “Iron Maiden”, “Wrathchild”, “Prowler”, “Transylvania” ve “Purgatory” (o dönemdeki adıyla “Floating”) gibi şarkıların ilk versiyonları bu dönemde Steve Harris tarafından yazılmışsa da başlangıçta grubun repertuarının büyük bölümü Free, Thin Lizzy, Tucky Buzzard gibi grupların şarkılarından oluşuyordu. Iron Maiden ilk konserini 1 Mayıs 1976 günü Londra’nın doğusundaki Poplar semtinde bir salonda verdi.

Grup kişisel ve müzikal farklılıklardan ötürü uzun süre istikrarlı bir kadroya kavuşamadı. Kadrodaki ilk değişiklik 1976′da sahnede yeterince enerjik ve kendinden emin durmadığı gerekçesiyle solist Paul Day’in gruptan gönderilmesiyle yaşandı ve yerine Harris’in eski grubu Smiler’dan ayrılmış olan Dennis Wilcock geldi. Steve Harris, Dennis Wilcock’un tavsiyesiyle gruba üçüncü bir gitarist olarak Dave Murray’i dahil etmek istedi ancak bu durum grubun diğer iki gitaristi Dave Sullivan ve Tarry Rance tarafından hoş karşılanmadı. Sonunda Dave Murray grubun tek gitaristi olarak kadrodaki yerini aldı. 1977′de gruba ikinci gitarist olarak o dönemde Bob Angelo sahne adını kullanan Bob Sawyer katıldı. Ancak Dave Murray ile geçinemeyen yeni gitarist Murray’nin solist Wilcock ile arasının açılmasına neden oldu ve sonunda her iki gitarist de gruptan kovuldu. Çift gitardan vazgeçen Steve Harris gruba bir klavyeci almaya karar vererek kadroya Tony Moore’u kattı. Ardından Ron Matthews’un bir konsere günler kala ayrılması üzerine davulcu Barry Purkis çok kısa bir süreliğine gruba katıldı. Bu kadronun Terry Wrapram’ın da gitarist olarak eşlik ettiği 1977′in Kasım ayında verdiği tek konser son derece başarısız geçince Steve Harris solist Dennis Wilcock dışındaki herkesi gruptan kovdu. Wilcock da çok geçmeden kendi grubunu kurmak için Iron Maiden’dan ayrıldı. Kadroyu yeniden inşa etmek durumunda kalan Steve Harris gitarist olarak en başından beri birinci tercihi olan Dave Murray’i geri çağırdı ve davulcu olarak da Smiler’dan tanıdığı Doug Sampson’ı gruba dahil etti.

Paul Di’Anno dönemi (1978-1981)

1978′in yaz ve sonbahar ayları boyunca sonradan grubun ilk iki albümünde yeralacak parçalar üzerinde çalışan Harris, Murray ve Sampson bir yandan da kalıcı bir solist arayışına girdi. 1978′in sonlarında grup Steve Harris’in bir arkadaşının önerisiyle Paul Di’Anno ile bir deneme provası yaptı ve Di’Anno grubun yeni solisti oldu. Iron Maiden Paul Di’Anno ile ilk konserini Londra’daki Ruskin Arms adlı pub’da verdi. Grup sonraki iki sene boyunca Londra’nın doğusunda artarda verdiği konserlerle hayran kitlesini giderek arttırdı. Ancak hâlen revaçta olan punk rock yüzünden plak şirketlerinin temsilcilerinin yeni grupları takip ettiği Londra’nın merkezindeki büyük salonlarda çalma imkânı bulamayan Iron Maiden müziğini daha geniş kitlelere ulaştırmak için bir demo kaydetmeye karar verdi. 200 sterline Cambridge’deki Spaceward stüdyosunu 24 saatliğine kiralayan grup 31 Aralık 1978 günü “Iron Maiden”, “Invasion”, “Prowler” ve “Strange World” adlı şarkılarından oluşan demoyu kaydetti. Kaydedilen demoyu bir arkadaşı aracılığıyla edinen müzik menajeri Rod Smalwood, Steve Harris’e gruba menajerlik etmek için teklifte bulundu ve Harris de bu teklifi kabul etti. Smallwood büyük plak şirketlerinin dikkatini çekmek için Londra’nın merkezindeki Marquee kulübünde 19 Ekim 1979 günü bir konser ayarladı. Konser sonrasında EMI plak şirketi grupla peşin 50.000 sterlin ve ilk üç albümün masrafları karşılığında beş albümlük bir anlaşma yaptı. 1979′un Kasım ayında grup Rock Hard Records adlı kendi bağımsız firmasından Cambridge’de kaydetmiş olduğu demodaki üç şarkıyı The Soundhouse Tapes adıyla EP olarak yayımladı. Postayla satışa sunulan 5.000 kopya birkaç hafta içinde tükendi. Grup EP’nin ikinci basımı için Virgin ve HMV gibi şirketlerden gelen teklifleri reddetti.

1979 yılı boyunca bu gelişmeler yaşanırken grup bir yandan da ikinci bir gitarist arayışındaydı. Sırasıyla Paul Cairns, Paul Todd ve Tony Parsons kısa süreliğine grupta yer aldıysa da hiçbiri kalıcı olamadı. 1979 sonlarında daha sonra grupta yer alacak olan Adrian Smith’e gruba katılması teklif edildi ama grubu Urchin ile yoluna devam etmek isteyen Smith teklifi reddetti. Grubun Melody Maker dergisine verdiği bir ilanı yanıtlayan Dennis Stratton bir deneme provasının ardından ikinci gitarist olarak gruba katıldı. İlk albümün kayıtları öncesinde kadrodaki son değişim grubun yoğun konser trafiğini bünyesi kaldırmadığı için davulcu Doug Sampson’ın gönderilmesiyle yaşandı. Yerine Dennis Stratton’ın arkadaşı ve Samson grubunun eski davulcusu Clive Burr geldi.

Iron Maiden ilk albümün kayıtlarına 1980 yılının Ocak ayında Londra’nın batısındaki Kingsway Stüdyoları’nda başladı. Şubat ayında “Running Free” isimli parça tekli olarak yayımlandı. Şarkının yayımlanmasının ardından aynı ay grup BBC’nin meşhur müzik programı Top of the Pops’a çıkmak için teklif aldı.  Playback yapmayı reddeden grup The Who’nun 1972′deki performansından beri programda canlı çalan ilk grup oldu. Yine Şubat ayında yayımlanan ve dokuz farklı grubun parçalarından oluşan Metal for Muthas isimli bir toplama albümde Iron Maiden “Wrathchild” ve “Sanctuary” adlı şarkılarıyla yer aldı.

İlk albümün kayıt ve miksajının tamamlanmasının ardından grup Mart ayında Judas Priest’in dünya turnesinin Britanya ayağındaki 15 konserde ön grup olarak yer aldı. Nihayet grubun ilk albümü Iron Maiden 11 Nisan 1980 günü piyasaya çıktı ve İngiltere listelerine 4. sıradan girdi. Albüm ilk haftasında 60.000 kopya satarak “gümüş albüm” statüsü kazandı.[13] Albümün ardından grup 45 konserlik ilk büyük Britanya turnesine çıktı. 15 Mayıs’ta başlayan turne 23 Ağustos’ta o dönemde Britanya’daki en büyük açıkhava etkinliği olan Reading Festivali’nde verilen konserle son buldu. Reading Festivali’nin hemen ardından grup bu kez kıta Avrupasına kendini tanıtmak üzere KISS’in Avrupa turnesinde ön grup olarak yer aldı. Ağustos sonundan Ekim ayının ortalarına kadar süren turnede grup dokuz ülkede otuza yakın konser verdi. Turne sırasında diğer grup üyeleri ve menajer Rod Smallwood ile arası giderek açılan Dennis Stratton turnenin ardından gruptan gönderildi. Stratton’ın yerine Adrian Smith geldi. Yeni albümün hazırlıklarından önce Kasım ayının sonlarında Iron Maiden yeni gitarist Adrian Smith ile son bir İngiltere turnesine çıktı. Londra’nın Rainbow salonunda verilen turnenin son konserinde kaydedilen görüntüler 1981′in Mayıs ayında Live at the Rainbow adıyla video kaset olarak yayımlandı.

İkinci albüm Killers’ın hazırlıkları 1980′in Aralık ayında başladı. Grup prodüktör olarak 1992 yılında emekli olana kadar birlikte çalışacakları Martin Birch ile anlaşmıştı.  Albüm 9 Şubat 1981′de piyasaya çıktı ve İngiltere listelerine 12. sıradan girdi. Albümün piyasaya çıkmasının ardından grup 17 Şubat günü İngiltere’nin Ipswich şehrinde verdiği konserle sekiz ay sürecek olan ilk dünya turnesine başladı. Avrupa’nın yanı sıra ilk kez gittikleri Japonya, Avustralya ve Kuzey Amerika’yı kapsayan turne sırasında 15 ülkede 126 konser verdiler. Yugoslavya’daki konserleriyle bu ülkede konser veren ilk batılı rock grubu oldular. Turne sırasında solist Paul Di’Anno’nun giderek artan içki ve kokain kullanımı sesini ve konser performansını etkilemeye başlamıştı. Di’Anno’nun sesindeki sorunlar yüzünden Almanya’da beş konser iptal edildi. Grubun gittiği müzikal doğrultudan da memnun olmayan Di’Anno 1981′in Eylül ayında gruptan gönderildi.

Uluslararası başarı (1981-1985)

Grup Paul Di’Anno’nın gönderilmesinin ardından solist olarak Terry Slesser’ı kadroya dahil etmeyi düşündü. Ancak yapılan deneme provasında Harris’in anlatımıyla Slesser’ın sesi sert parçalara gitmedi. 1981′in Ekim ayında Samson grubundan Bruce Dickinson yeni solist olarak kadroya dahil edildi. Grup Bruce Dickinson ile ilk konserini İtalya’nın Bologna şehrinde 26 Ekim 1981 günü verdi. İtalya’da 4 konser daha veren grup, son olarak 15 Kasım’da Londra’da verdiği bir konserle Killers turnesini tamamladı. Bu konserlerde Dickinson yalnızca sesiyle değil selefi Paul Di’Anno’nun aksine sahnedeki hareketli ve enerjik tavırlarıyla da kendisini ispatladı.

Turnenin ardından Iron Maiden yeni albümün hazırlıklarına başladı. Üç ay içinde albümü tamamlaması gereken grup Londra’daki Hollywood stüdyolarında beste çalışmalarına başladı. Grubun o güne kadar yapmış olduğu tüm besteler ilk iki albümde kullanılmış olduğunda yeni albüm sıfırdan yazılacaktı. Ayrıca Bruce Dickinson eski grubu Samson ile olan sözleşmesinden ötürü 1982′nin Ağustos ayına kadar gruba besteci olarak katkıda bulunamıyordu. Bestelerin tamamlanmasının ardından Londra’da Battery stüdyolarında kayda başlandı.  Albümün miksajı devam ederken grup “Run to the Hills” adlı parçayı tekli olarak yayımladı. Şarkı İngiltere listelerinde 7 numaraya kadar yükseldi. Grup 25 Şubat’ta yeni dünya turnesinin Britanya ayağına başladı.

Yeni albüm The Number of the Beast 22 Mart 1982 günü piyasaya çıktı ve İngiltere listelerine 1 numaradan girdi. İlk birkaç ay içerisinde 1 milyonun üzerinde satış yapan albüm neredeyse yayımlandığı bütün ülkelerde ilk 10′a girdi. ABD’de 65 hafta listelerde kalan ve gruba bu ülkedeki ilk altın plağını da kazandıran albüm toplamda iki gümüş, sekiz altın ve iki platin plak kazandı. “Run to the Hills”, “The Number of the Beast” ve “Hallowed be thy Name” gibi bugün klasik olmuş, grubun konserlerinin vazgeçilmez şarkılarını içeren albüm Iron Maiden’ı uluslararası boyutta bir grup haline getirdi. Albümün yayımlanmasından yaklaşık bir ay önce başlayan “Beast on the Road” turnesi kapsamında grup 16 ülkede 179 konser verdi. Mayıs ve Ekim ayları arasında ABD’de 38 Special, Scorpions ve Judas Priest’in ön grubu olarak yer alan Iron Maiden 28 Ağustos’ta İngiltere’de düzenlenen Reading Festivali’nde ana grup olarak sahne aldı. Turne sırasında davulcu Clive Burr’ün artan içki tüketimi performansını olumsuz yönde etkilemeye başladı. 1982′nin Aralık ayında Burr gruptan gönderildi. Yerine Fransız Trust grubundan Nicko McBrain geldi.

Grup yeni albümün üzerinde çalışmak üzere Jersey adasında toplandı. Bestelerin tamamlanmasının ardından yeni albüm 1983′ün Ocak ayında Bahamalar’ın başkenti Nassau’daki Compass Point Stüdyolarında kaydedildi. Britanya’da 16 mayıs’ta yayımlanan grubun dördüncü stüdyo albümü Piece of Mind İngiltere listelerine üçüncü sıradan girdi. Albümde yer alan “Flight of Icarus” adlı şarkı grubun tarihinde Amerikan radyolarında en fazla çalınan parçası oldu. Yeni dünya turnesine (World Piece Tour) albümün piyasaya çıkmasından iki hafta önce 2 Mayıs’ta İngiltere’nin Hull şehrinde başlayan Iron Maiden bu turne sırasında ABD’de ilk defa ana grup olarak sahne aldı.

Turnenin ardından grup üyeleri 1984′ün Ocak ayında yeni albümün beste çalışmaları için Guernsey adasında toplandı. Bestelerin tamamlanmasının ardından albümün kaydı yine Bahamalar’daki Compass Point Stüdyolarında yapıldı. Grubun beşinci albümü Powerslave, 1984′ün Eylül ayında yayımlandı ve İngiltere listelerine ikinci sıradan girdi. Albümün kapağında Antik Mısır teması kullanılmıştı. Albümden çıkan iki single “Aces High” ve “2 Minutes to Midnight” büyük başarı elde ettiyse de albümdeki en dikkat çeken parça İngiliz şair Samuel Taylor Coleridge’in aynı adlı şiirinden esinlenilerek yazılan, 13 dakika 45 saniye uzunluğundaki “Rime of the Ancient Mariner” adlı parçaydı.
Albümün ardından Iron Maiden rock tarihinin en uzun ve kapsamlı dünya turnelerinden biri olan World Slavery turnesine çıktı. 1984′ün Ağustos’undan 1985′in Temmuz’una kadar süren turne boyunca grup Polonya, Macaristan gibi dönemin demir perde ülkeleri de dahil olmak üzere 20 küsur ülkede konserler verdi. 11 Ocak 1985 günü Brezilya’da düzenlenen Rock in Rio festivalinde Queen grubundan hemen önce sahne aldı. Turne sırasında grubun Los Angeles ve Londra’da verdiği konserlerin kayıtlarından oluşan Live After Death 1985′in Kasım ayında yayımlandı.  Albüm İngiltere’de 2 numaraya kadar yükseldi.

Müzikal değişim (1986-1988)

Grup turnenin ardından 1980′den beri ilk defa altı aylığına müziğe ara verdi. Bu aranın ardından altıncı stüdyo albümü Somewhere in Time’ın kayıtlarına başlandı. Kayıtları Bahamalar ve Hollanda’da, miksajı ise New York’ta yapılan albüm grubun o güne kadarki en masraflı stüdyo çalışmasıydı. 1986′nın Ekim ayında piyasaya çıkan albüm Britanya’da 3 numaraya kadar yükseldi. ABD’de ise 2 milyon adedin üzerinde satılan ilk Iron Maiden albümü olarak 11 numaraya kadar yükseldi. Albümde o dönemde yeni bir teknoloji olan sinti gitarlar kullanıldı. Grubun daha farklı, folk ağırlıklı bir çizgiye yönelmesi gerektiğini düşünen solist Bruce Dickinson’ın hiçbir bestesine albümde yer verilmedi. Grup albüm sonrası sekiz aylık bir dünya turnesine çıktı.

Grubun yedinci stüdyo albümü Seventh Son of a Seventh Son Münih’teki Musicland Stüdyoları’nda 1988′in Şubat ve Mart aylarında kaydedildi. Aynı yılın Mayıs ayında piyasaya çıkan ve İngiltere’de listelere bir numaradan giren Seventh Son of a Seventh Son ABD dışında tüm dünyada grubun o güne kadar en fazla satış yapan albümü oldu. O dönemde thrash metalin son derece revaçta olduğu ABD’de albüm 12 numaraya kadar yükseldiyse de satışlar bir önceki albümün altında kaldı. Steve Harris’e göre albüm Piece of Mind ile birlikte grubun o güne kadar yayımladığı en iyi albümdü. Albümün ardından çıkılan “Seventh Tour of a Seventh Tour” adlı dünya turnesinde grup yedi ay boyunca 25 ülkede konser verdi. Turne sırasında Michael Kenney klavyeci olarak gruba sahnede eşlik etti. Turnenin Avrupa ayağına başlamadan önce grup 20 Ağustos günü KISS, Megadeth, Guns N’ Roses ve Helloween’in yer aldığı İngiltere’deki Donnington Festivali’nde 107.000 izleyici önünde ana grup olarak sahne aldı. Öğlen saatlerinde Guns N’ Roses’ın performansı sırasında iki seyirci ezilerek hayatlarını kaybettiler. Iron Maiden üyeleri gece kendi performanslarının bitimine kadar iki seyircinin ölümünden haberdar edilmedi.

Kadroda değişim (1989-1993)

Grup üyeleri 1989 yılında Iron Maiden ile ilgili çalışmalarına ara verdiler. Adrian Smith ASAP adını verdiği grubuyla Eylül ayında Silver and Gold adında bir albüm çıkardı. Solist Bruce Dickinson da aynı yıl Tattooed Millionaire adında bir solo albüm yayımladı. 1990 yılında yeni albümün hazırlıkları öncesinde gruba yüzde 100 katkıda bulunamayacağını düşünen Adrian Smith gruptan ayrıldı. Bu kararında Steve Harris’in önceki iki albümdeki “rafine” tarzın yerine Killers gibi sert bir albüm yapma arzusunun da etkisi vardı. Yerine Bruce Dickinson’ın solo albümünde gitarist olarak yer alan Janick Gers geldi.

Yeni albüm No Prayer for the Dying Steve Haris’in Essex’deki konağında Rolling Stones’un mobil stüdyosunda kaydedildi. 1 Ekim 1990 günü piyasaya çıkan albüm İngiltere’de listelere 2 numaradan girdi, ABD’de ise 17 numaraya kadar yükseldi ve satışlar son beş albümdür ilk kez 1 milyonun altında kaldı. Albümden çıkan “Bring Your Daughter… to the Slaughter” adlı single grubun İngiltere’de bir numaraya yükselen ilk parçası oldu. Albümün ardından çıkılan dünya turnesinde sahne dekorları minimal düzeyde tutuldu. Turnenin ardından verilen arada Steve Harris ve Nicko McBrain, The Who’nun solisti Roger Daltrey, Wimbledon şampiyonu tenisçiler John McEnroe ve Pat Cash ile Led Zeppelin’in “Rock and Roll” adlı parçasını birlikte kaydettiler.

Grubun dokuzuncu stüdyo albümü Fear of the Dark Steve Harris’in ev stüdyosunda kaydedildi ve 1992′nin Mayıs ayında piyasaya çıktı. Grubun İngiltere’de üçüncü defa bir numaraya çıkmasını sağlayan albüm ABD’de 12 numaraya kadar yükseldi.  Mayıs ayında başlayan dünya turnesi sırasında Temmuz ayında Şili’de verilmesi planlanan konserler Katolik Kilisesi’nin grubu satanist ilan etmesi üzerine iptal edildi. Britanya Elçiliği duruma müdahele etmek istediyse de değişen bir şey olmadı. Iron Maiden 22 Ağustos günü bir kere daha Donington Festivali’nde ana grup olarak sahneye çıktı. Turnenin birinci bölümü Kasım ayında Japonya’da tamamlandı ve grup iki aylık bir ara verdi. Bu dönemde Bruce Dickinson ilk solo albümünü yayınlayan plak şirketi Sony’den aldığı ikinci albüm teklifini kabul etti ve yeni solo albümü üzerinde çalışmak üzere Los Angeles’a gitti. Kısa bir süre sonra Dickinson grubun diğer üyelerine Iron Maiden’dan ayrılacağını ancak arzu ettikleri takdirde turnenin ikinci bölümünü tamamlayacağını bildirdi. Iron Maiden turnenin ikinci bölümüne 1993′ün Mart ayında başladı. Bruce Dickinson’ın grupla son performansı 1993′ün Ağustos ayında “Raising Hell” isimli televizyon programında gerçekleşti.

Blaze Bayley dönemi (1993-1999)

Grubun yeni bir vokalist için 1993′ün Mart ayında verdiği ilana dünyanın çeşitli yerlerinden binlerce cevap geldi. Ancak Steve Harris’in en baştan itibaren tercihi 1990′da Iron Maiden’ın Britanya turnesinde ön grup olarak sahne alan Wolfsbane grubunun solisti Blaze Bayley’di. Diğer adaylar arasında öne çıkan bir isim ise sonradan Rainbow grubuna katılan Doogie White’dı. 1994′ün Ocak ayında Bayley’nin Iron Maiden’ın yeni solisti olduğu açıklandı. Aynı ay grup bir sonraki albümün beste çalışmalarına başladı. Yeni albüm The X Factor 1995′in Ekim ayında piyasaya çıktı. Grubun o güne kadarki en karamsar temalı albümü olan The X Factor ağır eleştiriler aldı. Birleşik Krallık’ta sekiz numaraya yükselen albüm ABD’de Billboard albümler listesinde 147 numaradan öteye gidemeyerek grubun bu ülkedeki en başarısız albümü oldu. Grup albümün dünya turnesine 28 Eylül’de Kudüs’te verdiği konserle başladı. Bu aynı zamanda grubun Blaze Bayley ile verdiği ilk konserdi. Yaklaşık bir yıl süren turne sırasında İsrail, Bulgaristan, Slovenya, Romanya ve Şili gibi birçok ülkeyi ilk defa ziyaret eden grup toplam 133 konser verdi. Beyrut’ta verilmesi planlanan konser ise Lübnan’ın gruba vize vermemesi yüzünden iptal edilmek zorunda kaldı.

1996′nın Ağustos ayında sözleri gruba ağır eleştiriler getirenleri hedef alan “Virus” adlı tekli piyasaya çıktı. Ardından Kasım ayında grubun ilk toplama albümü Best of the Beast yayımlandı. 1997 yazı sonlarında Iron Maiden yeni stüdyo albümü üzerinde çalışmak üzere bir kere daha Steve Harris’in ev stüdyosunda toplandı. Yeni albüm Virtual XI 1998′in Mart ayında piyasaya çıktı. Birleşik Krallık listelerinde bir önceki albümden de başarısız olarak 16 numarada kalan  Virtual XI Billboard listelerinde de 124. sıraya kadar yükselebildi. Albümle aynı dönemde grubun albüm tasarımlarından esinlenilerek hazırlanan Ed Hunter adlı bilgisayar oyunu da yayımlandı. Virtual XI dünya turnesi Nisan ayında Fransa’nın Lille şehrinde başladı. Yıl sonuna kadar süren turne sırasında grup ilk defa geldikleri İstanbul’da Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda 7 ve 8 Eylül tarihlerinde iki konser verdi. Turne sırasında Blaze Bayley’nin sık sık sesinde yaşadığı rahatsızlıklar performansını olumsuz etkilemeye başladı. Bayley 1999′un Ocak ayında gruptan gönderildi.

Bruce Dickinson ve Adrian Smith’in dönüşü (1999-2005)

1999′un Ocak ayında grubun menajeri Rod Smallwood’un aracılığıyla Steve Harris ile grubun eski solisti Bruce Dickinson arasında bir görüşme ayarlandı. Görüşme sonunda Bruce Dickinson’ın gruba dönmesine karar verildi. Steve Harris Bruce Dickinson ile birlikte Adrian Smith’i de gruba geri çağırdı. Dickinson ile Smith’in gruba döndükleri ve bundan böyle grubun üç gitaristle altı kişi olarak yola devam edeceği 1999 Mart’ında resmen açıklandı. Temmuz ayında Ed Hunter grubun toplama şarkılarının ilave edildiği genişletilmiş bir basımıyla yeniden piyasaya sürüldü. Iron Maiden yeni kadrosuyla Temmuz ve Eylül ayları arasında Amerika ve Avrupa kıtalarını kapsayan Ed Hunter turnesine çıktı.

Turnenin ardından grup Kasım ayında yeni albümün kaydı için Paris’teki Guillaume Tell Stüdyolarında bir araya geldi. Yeni albüm Brave New World 2000 yılının Mayıs ayında piyasaya çıktı. Albüm Birleşik Krallık’ta 7 numaraya, ABD Billboard listesinde ise 39 numaraya kadar yükseldi[47] ve 1,5 milyonun üzerinde sattı. Albümün giriş parçası “The Wicker Man” Grammy’ye aday gösterildi. 2000 yılının Haziran ayında çıktıkları turnenin sonunda Iron Maiden üçüncüsü yapılan Rock in Rio festivalinin dördüncü gününde, 19 Ocak 2001′de 250.000 seyirci önünde ana grup olarak sahneye çıktı. Konserin kayıtları 2002 yılında albüm ve DVD olarak yayımlandı. Turnenin ardından grup 12 aylık bir ara verdi.

2001′in Haziran ayında Iron Maiden Ivor Novella Ödülü’ne layık bulundu. Londra’daki Grosvenor Oteli’nde yapılan ödül törenine Iron Maiden’ı temsilen katılan Bruce Dickinson, Adrian Smith ve Janick Gers ödülü grubun hayranı ve yakın dostu tenisçi Pat Cash’ten aldılar. 2002′nin Mart ayında grup multipl skleroz hastalığına yakalanan eski davulcuları Clive Burr’e destek olmak amacıyla Londra’da iki konser verdi. Yine aynı amaçla “Run to the Hills” yeniden piyasaya sürüldü. Tüm bu etkinliklerden elde edilen 250.000 sterlin civarındaki gelir eski davulcu için oluşturulan “Clive Burr MS Trust” fonuna bağışlandı. Aynı yılın Aralık ayında grubun o güne kadar yayınlanmamış kayıtlarını içeren Eddie’s Archive piyasaya çıktı.

Iron Maiden 13. stüdyo albümünü Londra’daki Sarm stüdyolarında 2003′ün ilk dört ayında kaydetti. Kayıtların tamamlanmasının ardından grup Mayıs ayında ilk dönemlerinden şarkılara ağırlık verdikleri bir turneye çıktı. 31 Mayıs’ta Donington’da “Download” adıyla düzenlenen festivalde Cumartesi günü ana grup olarak sahne aldılar. Ağustos sonunda tamamlanan turnenin ardından Eylül ayında yeni albüm Dance of Death piyasaya çıktı. Birleşik Krallık’ta iki numaraya kadar çıkan albüm ABD Billboard listesinde de 18 numaraya kadar yükseldi. Grup, Ekim ayında bu kez son dönem parçalarına ağırlık verdiği yeni bir dünya turnesine çıktı ve 17 ülkede otuzun üzerinde konser verdi.

2004′ün Ekim ayında grubun ilk yıllarında kaydedilmiş konser ve klip görüntülerinden oluşan The Early Days adlı DVD yayımlandı. 2005′in Ocak ayında “The Number of the Beast” adlı parça grubun 30. yılı şerefine yeniden piyasaya sürüldü. Ardından Mayıs sonunda grup yalnızca 1980-83 yılları arasında yaptıkları parçaları çaldıkları yaklaşık üç ay süren bir dünya turnesine çıktı.

Son dönemler

Grubun 14. stüdyo albümü A Matter of Life and Death 2006′nın Ağustos ayında piyasaya çıktı. Birleşik Krallık’ta 4 numaraya kadar yükselen albümün ABD’de Billboard listesine 9 numaradan girmesiyle Iron Maiden ilk defa bu ülkede albüm listelerinde ilk onda yer aldı. Albümün ardından Ekim ayında başlayan dünya turnesinin ilk ayağında grup yeni albümü baştan sona çaldı. Turneye verilen aranın ardından grup 9 Mart 2007′de Birleşik Arap Emirlikleri’nde dördüncüsü düzenlenen Dubai Desert Rock Festivali’nde ana grup olarak sahne aldı. 17 Mart 2007′de Hindistan’ın Bangalore şehrinde verdikleri konserle de bu ülkede konser veren ilk heavy metal grubu oldular.

2007 yılının Eylül ayında grup resmî internet sitesinde 2008 yılında Somewhere Back in Time adıyla bir dünya turnesine çıkacağını duyurdu. Repertuarın tamamen grubun 80′li yıllardaki bestelerinden oluştuğu turnede World Slavery turnesindeki sahne dekorları kullanıldı. 1 Şubat 2008′de Hindistan’ın Mumbai şehrinde verilen konserle başlayan turnede grup otuzdan fazla ülkede altmışın üzerinde konser verdi, Avustralya ve Yeni Zelanda’da 1992′den bu yana ilk defa sahne aldı. Grup turne boyunca Ed Force One adını verdikleri ve pilotluğunu solist Bruce Dickinson’ın yaptığı Boeing 757 model uçakla yolculuk etti. Turnenin ilk ayağı 19 Ağustos’ta Moskova’da verilen konserle son buldu. Turne dahilinde Budapeşte’de verilen bir konserde solist Bruce Dickinson grubun yakında yeni bir albüm çıkaracağı haberini vermiştir.

Grubun logosu

Grubun logosunu Steve Harris çizmiştir. 16 yaşında okulu bıraktıktan sonra 18 ay teknik resim stajyerliği yapan Harris grubun ilk günlerinden itibaren Iron Maiden’ın konser afişlerini kendisi hazırlamıştır. Bugün hâlen kullanılmakta olan logoyu da Harris 1979′da çizmişti. Logoda kullanılan harf karakterleri grupla ilgili birçok müzik albümü, kitap ve grubun eski veya hâlâ aktif olan üyelerinin diğer müzik çalışmalarında da kullanılmıştır.

Grubun internet sitesi : www.ironmaiden.com

http://tr.wikipedia.org/wiki/İron_maiden adresinden alıntıdır.

Darkphase

1989 yılında kuruldu . Türkiye’nin ilk demolarından biri olan “Mortal Visions” ‘ı kaydetti

· 1991′de Almanya’da çıkan derleme bir albümde gruba yer verildi.
· Haziran 1991 ‘de Hollanda’lı grup “Swazafix”i ülkemize davet ederek, iki konser verdi.
· Aralık 1991′de “End of Lunacy” adlı ikinci demosunu dinleyicilerine sundu.Bu demo sayesinde yerli ve yabancı birçok dergide gruba yer verilmeye başlandı.
· “End of Lunacy”, Amerika, Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinde 300 kadar dergi ve radyo istasyonundan olumlu eleştiriler aldı.
· Dünyanın en tanınmış dergilerinden olan ve o zamanki müzik piyasasının belli kriterlerini ortaya koyan “Metal Hammer” ve “Kerrang” Darkphase’e yer verdi.
· Amerika’dan ” Wild Rags Records ” ve ” Urban Warfare Productions “, Almanya’dan ise ” Ragnarök Distributions ” demonun dağıtımını üstlendi.

· 13 Mart 1993′te “Laneth’li Konserler”de 2000 kişiye konser verdi .

· 1994 yılına kadar konserler veren grup ilk albümü nü kaydetti.
· Kısa sürede üçüncü baskısı tükenen albümleri “Waning Moon, Setting Sun ” 17.000 ‘in üzerinde bir satışa ulaştı. Bu, o yıllarda sadece konserlerle promosyon yapabilen gruplar için büyük bir başarı olarak nitelendirildi.
· Albüm tanıtım konserleri, yerel konserlerin aksine dolup taşan Darkphase, yağmurlu havaya rağmen O.D.T.Ü stadyumunda 3.000 hayranına unutulmaz bir konser verdi . Daha sonra Türkiye’yi turladı…

· 1995 yılında Türkiye’nin en çok satan gençlik ve müzik dergisi “Blue Jean” okurlarınca, yılın en iyi üç grubundan biri olarak değerlendirildi.

Thalassemia Derneği”ne bağışlanan konserler verdi.

· 14 Şubat 1996 tarihinde grup Türk Rock tarihinde bir ilke daha imzasını attı ve “Imperial Cancer Research Fund”ın davetlisi olarak, İngiltere – Londra’da başarılı geçen bir solo konser verdi . Bu konserle grup İngiltere’de çalan ilk Türk grubu ünvanını elde etti. Tereciye tere sattı.

· Grup büyük organizasyonlarda yer almayı sürdürerek İstanbul Ortaköy “Rock House”da Harley Davidson motorlarının Türkiye tanıtımında özel davetli olarak 4.000 kadar izleyiciye konser verdi.
· Grup, elemanlarının sırayla askere gitmesi nedeniyle uzunca bir süre hayranlarından uzak kaldı.

· Grup 14-16 Mart 2003 tarihlerinde, ülkemizden Erkin KORAY, Almanya’dan TANKARD ve MOURNING CARESS gibi grupların sahne aldığı Ankara Saklıkent’te düzenlenen 6. Uluslararası RockStation Festivali’nde onur konuğu oldu .
Hemen ardından topluluk 7 Mayıs 2003 tarihinde ODTÜ bahar şenliklerinde VEGA, MANGA, PENTAGRAM ve NİL KARAİBRAHİMGİL gibi isimlerle aynı sahneyi paylaştı. Yıllar sonra ODTÜ Stadyumunda seyircisiyle tekrar buluşan grup, yeni parçaları ile albüm hazırlığının sinyallerini verdi.

Mayıs 2006 ‘da Ülkemizde konserler veren MSG (Michael Schenker Group) ile birlikte Ankara Saklıkent’te çok başarılı bir konser verdi, MSG elemanlarının ve seyircinin takdirini kazandı…. ve “darphane”deki şarkıların tanıtımını yaptı…

Grubun İnternet Sitesi : http://www.darkphase.net
Grubun MySpace Adresi : http://www.myspace.com/darkphase06

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes