Lamb of God gitaristi Mark Morton, grubun Metallica ile çıktığı turneye sonradan katılacaktı. Katılımından önce izleyicilerden bazı tepkiler aldığı söylenen gitarist 4 Ekim’de Atlanta konserinde grup kadrosunda yer aldı.
Konserden amaötr çekim videoyu burada izleyebilirsiniz.
Mike Mushok : Staind gitaristidir kendileri. Daha önce Ibanez kullanan ve MMM1 modeli ile tanınan gitarist PRS ile çalışmaları sonucu PRS Mike Mushok SE Baritone Guitar modelini kullanmaya başladı.
Native Instruments gitgide abartan firma olma özelliğini koruyor arkadaşlar. Gitar çalan arkadaşların çoğunun en azından haberdar olduğu Guitar Rig serisinin Ekim ayında satışa sunulacak 4. sü Guitar Rig 4 Pro yeni speaker emülasyon teknolojisi başta olmak üzere çeşitli yenilikler sunmakta.
Yeni kabin ve mikrofon modellemelerinin yanı sıra latency konusunda daha iyi niyetli olduğu görülen yazılımın yeni “Control Room” modülü de Alman kökenli gitarist Peter Weihe (Udo Lindenberg, Rio Reiser, Nena, Pur, Rosenstolz, Jack Bruce, Gregorian ve Eric Clapton ile çalışmalarından tanınır) ile ortak çalışma sonucu ortaya çıkan sıkı bir özelliği. Bu modül ile 8 adet stüdyo mikrofonunu her kabin için modelleyebileceksiniz. Çıkacak sonuç bilginize ve yaratıcılığınıza kalmış.
Ayrıca yeni versiyon 2 yeni amfi modeli ile karşımızda. İki yeni delay ve iki yeni reverb türü ile toplam efekt adeti 48′e yükseltilmiş. Dahası bizden söylemesi canlı performanslarınızda kullanmanız artık daha kolay olacak.
Yeni düzenlemelerle daha hızlı ve etkili hale getirilen arayüz, oldukça iyi çalışan bir arama modülü ile güçlendirilmiş. Native Instruments patentli Kore 2 ile uyumlu KoreSound (TM) destekli format kullanımı devam etmekte. Yazılım elinize 250 hazır set ile geliyor.
Yazının devamında Native Instruments tarafından sunulan Guitar Rig 4 Pro Tanıtım videosunu izleyebilirsiniz. Ayrıca Guitar Rig yazılımı için kullanım kılavuzu (İngilizce) buradan erişebileceğiniz materyallerden birisi.
Son olarak bu yazılımda (ve önceki versiyonlarda) kullanabileceğiniz presetleri indirebilirsiniz.
Kiss 1973 yılında New York’ta kurulan Amerikalı hard rock grubu. Makyajları ve sahne kostümleriyle tanınan grup gösterişli sahne şovlarıyla 1970′lerin ortalarında ün kazanmıştır. Grup bugüne kadar 24 altın plak kazanmıştır. Grubun dünya çapında albüm satışları 90 milyonun üzerindedir.
Grubun ilk oluşumun adı “Sid Cup Kent” di. The Village Voice dergisine verdikleri bir ilan sonucu tüm gün yeni gitarist deneyen ekip, verimsiz bir günün bitirirken bir ayağında kırmızı diğerinde turuncu ayakkabısı olan biri içeri girdi. Hiç kimse ile konuşmadan orda duran gitarı eline alıp bangır bangır çalmaya başladı. Şaşıran grup kurucuları bu adamı hemen gruba dahil ettiler. Bu kişi daha sonra da müzik tarihine Paul “Ace” Frehler olarak geçti. Kiss’ in ” Alive ” adlı albümü Amerika Kongresi tarafından seçilen Amerikan müzik tarihini temsil eden 800 albümün arasında yer aldı.
Grubun ilk kadrosu Paul Stanley, Gene Simmons, Ace Frehley ve Peter Criss’den oluşuyordu.
Grup üyeleri
Paul Stanley – ritim gitar, vokal (1973-günümüz)
Gene Simmons – bas gitar, vokal (1973-günümüz)
Tommy Thayer – solo gitar (2002-günümüz)
Eric Singer – davul (1991-1996, 2001-2002, 2004-günümüz)
Eski grup üyeleri
Peter Criss – davul, vokaller (1973-1980, 1996-2001, 2002-2004)
Ace Frehley – gitar, vokaller (1973-1982, 1996-2002)
Eric Carr – davul (1980-1991)
Vinnie Vincent – gitar, geri vokalller (1982-1984)
Mark St. John – gitar, vokaller (1984)
Bruce Kulick – gitar, vokaller (1984-1996)
Skunk Anansie vokalisti Skin (aslında ismi Deborah Dyer) ve gitarist Ace (asıl ismi Martin Kent) 21 Eylül’de Hollanda radyosu 3 FM de bir akustik dinleti verdiler. 4 bölümden oluşan videolarını buradan izleyebilirsiniz.
Aerosmith, 1970 yılında Steven Tyler’ın öncülüğünde kurulan ABD’li hard rock grubu.Gruba “Boston’ın Kötü Çocukları” ve “Amerika’nın En Büyük Rock and Roll Grubu” yakıştırmaları yapılır. Aerosmith’in stili blues tabanlı hard rock tır.Aerosmith, 1970′de, vokalist Steven Tyler’ın gitarist Joe Perry ile bir dondurma salonunda tanışmasıyla kuruldu. Perry, Tyler’a rock-caz topluluğunda yer alması için teklifte bulundu. Tyler ile Perry, yanlarına basçı Tom Hamilton’u da alarak bir üçlü kurmaya karar verdiler.
Çok geçmeden ikinci gitarı da Ray Tabano kullanmaya başladı. Ancak kısa bir süre sonra Tabano yerine Earth Inc.’in eski üyelerinden Brad Whitford geldi. Davulcu Joey Kramer’in de gruba dahil olmasıyla Aerosmith Boston’da 1970′in sonuna doğru kurulmuş oldu.
İlk konserinden sonra adını Arosmith yerine Aerosmith olarak değiştiren grup, başarısıyla kısa zamanda Boston’un dışına çıkmaya başladı. Grup Max Cansas City’de verdikleri konserden sonra Columbia/CBS Records’la kontrat imzaladı.
1970′ler
Grubun ilk albümü 1973 yılında, kendi adını taşıyarak ortaya çıktı. Bu albümden çıkan ilk single, “Dream On” başlangıçta listelerde 59 numaraya kadar yükselmiş, 1973 yılının Nisan ayında 10 numaraya çıkmayı başarmıştır.
Hem yavaş şarkıların, hem de bol ritimli rock’n roll şarkıları sonucunda ünleri ‘70lerin ortalarında iyice artmış, o yıllarda birçok altın ve platin plak kazanmışlardır.
Topluluğun ikinci albümü “Get Your Wings” (1974) tam 86 hafta listelerde kaldı. Bu albüm ayrıca daha uzun yıllar birlikte iş yapacakları yapımcı Jack Douglas ile yapılan ilk çalışmaydı. Yurtçapında verdikleri konserlerle grup adını duyurmaya devam etmiştir. Asıl başarılarını ise 1975 yılının Nisan ayında piyasaya çıkan ve dünya çapında 6 milyon satan “Toys In The Attic”le kazanmışlardır.
Üçüncü albüm “Rocks” 1976 yılının Mayıs ayında piyasaya çıktı. Rocks, sadece Amerika’da 3 milyon sattı ve albümler listesinde 5 numaraya kadar yükseldi. Albümden çıkan singleları, “Back In The Saddle” listelerde 40 numarada kalabildi.
1977′nin başlarında Aerosmith bir süre ara vererek, sonraki albümleri üzerinde çalışmışlardır. Grup yükselişlerini, 1977 yılının Kasım ayında piyasaya çıkardıkları “Draw The Line” albümüyle sürdürmelerine karşın; eleştirmenler tarafından beklenilen ilgiyi göremedi ve Led Zeppelin’in bir türevi olarak nitelendirilmekle kaldı. Grup, 1978 yılında Amerika’da bir dizi küçük turne düzenledi.
1978 yılında, “Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band” adlı filmde büyük başarı kazanan parçaları “Come Together”ı bestelendi ve performanslarının ardından grubun ‘73 ve ‘78 yılları arasında verdikleri konserlerin bir toplaması olan ve grubun ilk canlı albümü olan “Live Bootleg” piyasaya çıktı. Bu sırada Tyler ve Perry arasında çözüm bulunamayan sorunlar çıkmaya başladı.
Topluluk 1979′un sonunda, çalışmalarını daha önceden bitirdikleri albümleri “Night In The Ruts”i çıkardı. O sıralar Joe Perry, kendi ismini taşıyan grubunu oluşturmak üzere gruptan ayrıldı. “Night In The Ruts”, Aerosmith’in en az satan albümleri olarak kaldı.
1980′ler
1980 yılında gruba Jimmy Crespo katıldı fakat, gitarist Brad Whitford “Whitsford-St. Holmes Band”ı kurmak üzere gruptan ayrıldı.
Grup üyeleri alkol ve uyuşturucu sorunları yüzünden hayranlarının gözünde düşüş yaşasalar da, 1980′lerin sonuna doğru rock tarihinde en göze çarpan dönüşlerden birini gerçekleştirdiler. Yeni gitaristler Jimmy Crespo ve Rick Dufay’ın da katılımlarıyla grup eski günleri hatırlamak üzere bir “En İyiler” albümü çıkardılar, albüm 6 milyondan fazla sattı. Yeni kadrosuyla Aerosmith 1982′de “Rock In a Hard Place”i piyasaya sürdü. Albüm listelerde 32. sıraya kadar yükselebildi. Albüm, grubun diğer albümlerinin yanında pek de başarılı olamadı.
Sonraları Perry ve Whitford’un gruba dönmeleriyle “Back In The Saddle” turnesi gerçekleştirildi. Turnenin ilk ayaklarından birinde Steven Tyler’ın sahnede bayılması, grubun alkol ve uyuşturucuyla başının hala dertte olduğunu göstermiş oldu.
Ertesi sene Aerosmith asıl kadrosuyla 1979′dan sonra yaptığı ilk albüm “Done With Mirrors” piyasa çıktı. Bu albümde Aerosmith ilk kez Geffen Records ile çalışmıştır. Albüm, “Rock In A Hard Place” kadar başarılı olmasa da grubun canlandığının göstergesi olmuştur.
1985 yılının Kasım ayında “Down Wıth Mirrors” albümü Geffen Plak Şirketi’nden yayınladı ve ardından Tyler ve Perry uyuşturucudan kurtulabilmek için rehabilitasyon programına katıldılar. Albüm çıkardıkları ilk iki albüm kadar başarılı bulundu, fakat 80′lerde ortaya çıkan yeni rock gruplarıyla başedebilmek için soundlarını biraz değiştirdiler.
1986 yılında “Toys In The Attic” albümünde yer alan parça “Walk This Way” şarkısının rap grubu Run DMC ile tekrar kaydedilmesiyle uluslararası bir başarı kazanılmış oldu.
1987 yılının Ağustos ayında piyasaya çıkan “Permanent Vacation” albümü grubun en fazla satan albümlerinden biri oldu. Albümde ‘Dude (Looks Like A Lady)’ şarkısı Amerika müzik listelerinde 14 numaraya kadar yükseldi.
1988 yılının Ağustos ayında, bir toplama albümü olan “Gems” piyasaya çıktı. Aynı yıl MTV Müzik Ödülleri’nde “En İyi Grup” ve ‘Dude (Looks Like A Lady)’ klibiyle de “Klipte En İyi Sahne Performansı” ödüllerini Aerosmith aldı.
1989 yılının Eylül ayında, piyasaya çıkan “Pump” albümünden ‘Janie’s Got A Gun’, ‘Love In An Elevator’ ve ‘What It Takes’ parçalarına çektikleri kliplerle o yıl adından en fazla bahsettiren gruplardan biri oldu. Albüm Amerika’da 7 milyon satarken, MTV Müzik Ödülleri’nde ‘Rag Doll’un klibiyle de “En İyi Heavy Metal Video” ödülünü aldılar.
1990′lar
1991 yılında grup ilk Grammy Ödülünü; ‘Janie’s Got A Gun’ parçasıyla “En İyi Rock Performansı” dalında aldı. Aynı yıl Aerosmith, Sony Records’la anlaşma imzaladı. Eylül ayında ise, Boston Garden Hall Of Fame ödülünü kazandı ve ‘The Other Side’a çektikleri kliple de MTV’de “En İyi Metal/Hard Rock Video” ödülünü aldılar.
1993 yılının Nisan ayında, “Get A Grip” albümü yayınlandı. Single’lar ‘Livin’ On The Edge’, ‘Cryin’, ‘Crazy’ ve ‘Amazing’ tüm dünyada çok büyük başarı kazandı. Albüm Amerika’da yedi milyon satarken, piyasaya çıkan Guns N’ Roses gibi gruplarla baş etmeye çalışmışlar ve bunu başardıklarını göstermişlerdir.
1994 yılının Kasım ayında, çıkan “Big Ones” albümü ile başarılarını sürdürmüşlerdir. Grup, 90′lı yılların ortasında tekrar Colombia Records’la anlaşma imzaladı ve 1997 yılında “Nine Lives” albümlerini piyasaya sürdüler.
1998 yılında Aerosmith, Simpsonlar’ın 200. bölümünde televizyonda görüldü. Ve Ağustos ayında Armageddon filminin soundtracki olan “I Don’t Want A Miss A Thing”i piyasaya sürdüler. Parça, Amerika’da müzik listelerine 1 numaradan giriş yaptı ve 4 hafta boyunca 1 numarada kalırken, İngiltere’de ilk 10′a girmeyi başardı. Ekim ayında grubun canlı performanslarının yer aldığı “A Little South Of Sanity” albümü piyasaya sürüldü.
2000′ler
2000 yılında ise, “VH1: 100 Greatest Rock Songs” için 35 numarada yer alan parçaları “Walk This Way” ve 47 numarada yer alan parçaları “Dream On”u tekrar kaydettiler.
2001 yılının Mart ayında “Just Push Play” albümü piyasaya çıkarken, single ‘Jaded’ müzik listelerinde bir numaraya kadar yükseldi.
2003 yılında ‘O, Yeah! – The Ultimate Aerosmith Hits’ isimli best of albüm yayınlandı.
2004 yılında grup kariyerinin 25. albümü olan ‘Honkin’ On Bobo’ ile bir blues-rock albümü yayınladı. Albüm, grubun blues’da da iddialı olduğunun bir göstergesi oldu. Albüm sonrasında bir konser DVD’si “You Gotta Move in December 2004″ ü çıkardılar.
2005′de Steven Tyler “Be Cool” filminde oynadı. Aynı yıl Joe Perry solo albümünü çıkardı. 2006 Grammy Ödüllerinde, “Mercy” parçasıyla “En iyi erkek rock enstrümantal performansı” dalında ödül aldı.
2005, Aerosmith “Rockin’ the Joint” CD/DVD’sini yayınladı. Grubun Lenny Kravitz’le yaptığı çalışmalar Amerika’da hızla tükendi. Aerosmith, baharda bir tur düzenlemeyi planlarken, üyelerden bazılarının rahatsızlıkları nedeniyle plan iptal edildi. 22 Mart 2006′da vokalist Steven Tyler’ın boğazından ameliyat olacağı ve turların ertelendiği açıklandı.
Tyler ve Perry 4 Temmuz nedeniyle Boston Pops Orkestrası ile bir konser verdi. Bu Tyler’ın ameliyat sonrası ilk performansıydı. Bu sırada, grup Mötley Crüe ile 2006 sonbaharında tura çıkacağını açıkladı.
24 Ağustos 2006′da Tom Hamilton’un da boğaz kanseri olduğu açıklandı.
17 Ekim 2006′da “Devil’s Got a New Disguise – The Very Best of Aerosmith” albümü tamamlandı. Grubun yeni albümlerinin 2007 baharında tamamlanacağı açıklandı.
2008 yılında Guitar Hero adlı dünyaca ünlü gitar simülasyonu, Aerosmith adında bir oyun çıkardı.
Dream Theater, Amerika/New York’tan çıkmış Progresif Metal grubudur. 90′ların başında Amerika’da başlayan progressive metal hareketinin Queensryche ve Fates Warning ile beraber en büyük grubudur. Grup müziğinde progresif rock ve heavy metali, jazz temelleri ile birleştirmiştir. Hayat ve felsefe gibi derin konulardan etkilenen şarkı sözleri ile progressive metal’de yeni bir yol açmış, birçok grubun müziklerini etkilemişlerdir.
Yaklaşık 24 yıldır resmi olarak müzik yapan Dream Theater, Berklee’de okuyan bas gitarist John Myung, gitarist John Petrucci ve davulcu Mike Portnoy tarafından kurulmuştur. Daha sonra Petrucci’nin çocukluk arkadaşı Kevin Moore’un da katılımıyla grup “Majesty” adını aldı. Yaptıkları ilk deneme albümün başarıya ulaşması sonucu “Majesty” isminin başka bir grup tarafından kullanıldığını öğrenip, Mike Portnoy’un babasının tavsiyesiyle grubun adı eski bir sinemadan esinlenerek “Dream Theater” olarak ilk ve son kez değiştirmişlerdir. Grubun ilk albümü (When Dream and Day Unite) 1989 yılında piyasaya sürüldü. Bu albümden sonra müzikal farklılıklar yüzünden vokalist Charlie Dominici gruptan ayıldı ve onun yerine Kanadalı James LaBrie gruba katıldı. En büyük çıkışı 1992′de ikinci albümleri “Images and Words” albümüyle gerçekleştirdiler. İlk konserlerini Iron Maiden’ın katkısıyla gerçekleştirdiler. 1994′te Awake albümünü çıkaran gruptan Kevin Moore ayrıldı ve yerine Derek Sherinian geldi. 1995′te A Change Of Seasons albümünü 1997′de çıkan Falling From Infinity albümü izledi. Daha sonra gruba Jordan Rudess girdi ve 1999′da Metropolis Part 2 yan başlıklı Scenes From A Memory adlı konsept albüm çıktı. Bu albümde Nicholas diye biri hipnoz ile geçmiş yaşantısına döndürülür ve geçmiş hayatında Victoria adlı bir kadın olduğunu ve iki erkek kardeşin ona aşık olması sonucu yaşanan sorunları görür (Bu hikâyenin başı da Images and Words albümünde Metropolis Part 1 olarak anlatılmıştır). Daha sonra deneysel albümler yapan grup 2002′deki 6 Degrees Of Inner Turbulence adlı 2 CDlik bir albüm yaptılar. 2003′te ise kariyerlerinin en sert albümü olan Train Of Thought piyasaya sürüldü. Bu albümü 2005 yılında Octavarium izledi. John Petrucci bu albümü en iyi albümleri olarak düşündüğünü “Score” adlı DVD lerinde belirtmiştir ve son albümleri olan Systematic Chaos ise 2007 yazında piyasaya sürüldü.2008 Nisan ayında ise best of albüm tadında olan ve grubun eski şarkılarını stüdyoya girip tekrar coverlayarak piyasaya sürdüğü Greatest Hit albümü piyasaya sürüldü. Ve son albümleri “Black Clouds and Silver Linings” 23 Haziran 2009 tarihinde piyasaya çıkacak. Mike Portnoy’a göre albüm bir çok karanlık temayı, sert bir üslupla işliyor, fakat bu karanlık ve ağır havanın yanında iyimser bir çizgi de çiziyor, hem müzikal hem tematik anlamda. Bu açıdan albüm ismi keşiyor, Mike Portnoy’a göre. Grup, sonuncusu Haziran 2007 olmak üzere 3 kere Türkiye’ye konser verdi. İlki 6 Degrees turnesinde, ikincisi Octavarium turnesinde gerçekleşti. Train Of Thought turnesinde de gelmek istemelerine rağmen, konser daha sonra iptal edildi. Bu yaz grup Türkiye’de 4 Temmuz 2009 günü Maçka Küçükçiftlik Park’ta bir konser verecek. Grup üyelerinin hepsi birçok albümde değişik müzisyenlerle çalışmış, değişik projeler dahil olmuştur. Gitarist John Petrucci 2005 yılında Steve Vai ve Joe Satriani ile beraber G3′te çalmış ve G3 Live in Tokyo isimli albümde yer almıştır. Ayrıca kendisinin Suspended Animation adında solo albümü de vardır. Mike Portnoy da defalarca Dünyanın en ünlü davul dergilerine kapak konusu olmuş , dünyanın en iyi davulcularından biridir. Rudees gruba katılmadan önce ünlü basçı Tony Levin, Petrucci, Rudess ve Portnoy Liquid Tension Experiment adı altında iki albüm çıkarmıştır. John Petrucci nin “Rock Discipline”, Mike Portnoy’un “Progressive Drum Concepts”, “Liquid Drum Theater”, “in Constant Motion”, John Myung’un “Progressive Bass Concepts” isimli eğitim videoları vardır. 4 Temmuz 2009 ‘ da İstanbul’ da konser vermişlerdir.
Grup Elemanları
James LaBrie – Vokal,
John Myung – Bas gitar,
John Petrucci – Gitar, Back vokal
Mike Portnoy – Davul, Back vokal
Jordan Rudess – Klavye
Diskografi
Albümler
When Dream And Day Unite – 1989
Images And Words – 1992
Awake – 1994
A Change Of Seasons – 1995
Falling Into Infinity – 1997
Scenes From A Memory – 1999
Six Degrees Of Inner Turbulance 2 CD – 2002
Train Of Thought – 2003
Octavarium – 2005
Systematic Chaos – 2007
Greatest Hit – 2008
Black Clouds and Silver Linings – 2009
Konser albümleri
Live At The Marquee – 1993
Once In A LIVEtime – 1998
Live Scenes From New York (3 CD) – 2001
Live At Budokan (3 CD) – 2005
Score – 20th Anniversary World Tour (3 CD) – 2006
Chaos in Motion – 2008
Single ve EP
Another Day – 1992
Pull Me Under – 1992
Lie – 1994
The Silent Man – 1994
A Change Of Seasons – 1995
Hollow Years – 1997
Through Her Eyes – 2000
As i am – 2003
Constant Motion – 2007
Forsaken – 2007
A Rite of Passage – 2009
The Beatles, İngiltere’nin Liverpool kentinde kurulmuş müzik grubudur. Gelmiş geçmiş en büyük müzik grubu olarak bir kült haline gelmiştir. The Beatles hem sanatsal hem de ticari başarılarıyla tarihte büyük bir üne kavuşmuştur. Modadan müziğe kadar geniş yelpazede bügünkü gelişime payları büyüktür. Grup, birçok satış rekoru kırmıştır (yaklaşık bir milyar plak) ve elliden fazla şarkısıyla liste başarısı göstermiştir. ABD’de büyük başarıya ulaşmış ilk İngiliz grup olmuştur.
The Quarrymen
John Lennon 1950′lerde Elvis Presley gibi sanatçılar sayesinde rock ‘n roll’la ilgilenmeye başlamıştı. Sanatçı arkadaşı Pete Shotton ile birlikte 1956′da The Quarrymen adlı bir grup kurar. Daha sonra gruba Bill Smith katılır. Gruptaki elemanlar enstrümanlarında yetersiz oldukları için hep değişmekteydi. 6 Temmuz 1957′da bir partide John Lennon, Paul McCartney ile tanışır. Kısa süre sonra Lennon’dan gruba katılması için teklif alır ve bunu kabul eder. Grupta eleman değişiklikleri devam ederken 1958 gruba genç gitarist George Harrison katılır. Grup 1958′de bir demo kaydeder. Demoda That’ll Be the Day adlı bir cover parça, bir tane de McCartney / Harrison bestesi In Spite of All the Danger vardır.
The Beatles’ın temelleri, Almanya günleri
Grup 1959 Eylül’ünde dağılır.Harrison başka bir gruba gider, McCartney ve Lennon beraber çalmaya devam ederler. 1960′da tekrardan biraraya gelen üçlü yanlarına Lennon’ın çocukluk arkadaşı Stuart Sutcliffe’i alırlar. Grup daha sonra The Sickless adıyla çalmaya devam etmek isterken Dağıl McCartney’nin önerisiyle ritim anlamına gelen “beat” sözcüğüne gönderme olsun diye grup The Beatles adını alır. Grup daha sonra davula Pete Best’i alır ve bir süre Almanya’da çalarlar. Önce Harrison yaşı hakkında yalan söylediği için sınır dışı edilir. Daha sonra bir yangın dolayısıyle Best ve McCartney sınır dışı edilir. Grup şarkıcı Tony Sheridan tarafından teklif alır ve onunla çalmaya başlar. Tony Sheridan and the Beat Brothers olarak Almanya’da listelere girerler ve tekrar Almanya’da çalmaya başlarlar. Hamburg’ta verilen son Almanya konseri sonrası Sutcliffe, Almanya’da kalmaya karar verir ve dörtlü İngiltere’ye döner. Böylece bas gitara Paul McCartney geçer.
İlk kayıtlar ve davulcu problemi
Grup İngiltere’ye dönünce Almanya’da tanıştıkları Brian Epstein’la menejeri olarak anlaşırlar. 1962′de eski üyeleri ve arkadaşları Stuart Sutcliffe’in beyin kanamasından ölüm haberini alırlar. Grup ve Epstein bir çok firmaya giderler ama müziklerinin modası geçmiş olduğu iddiasıyla kimse tarafından kabul edilmezler. En sonunda EMI yetkilisi George Martin onlarla bir senelik anlaşma imzalar. Gerçekten Martin onların müziklerinden çok kişiliklerini beğenmiştir. Pete Best ise hem Epstein hem Martin tarafından beğenilmemişti. Davulcunun klasik Beatles saç şeklini kabul etmemesi ve hastalık yüzünden bazı konserlere katılaması sorun olmuştu. En sonunda Beatles üyeleri onun ayrılmasına karar vermişlerdi. Daha sonra Beatles üyelerinin daha yakından tanıdığı Ringo Starr bateriye alındı.
İngiltere’de Beatlemania
Beatles ilk single’ı “Love Me Do”‘yu 1962′de çıkardı ve listelerde 17. sıraya yükseldi. İkinci single Please, Please Me ise 2.liğe kadar çıktı. İlk albüm Please Please Me Mart 1963′te çıktı. Böylece Beatlemania adı verilen Beatles çılgınlığı İngiltere’de başladı. From Me To You single’ı ise Beatles’ın ilk bir numara hiti olmuştu.
2 Şubat 1963′te grup ilk turnesine çıktı. Dört haftalık şovda, turneye çıktığı isimler arasında en küçüğü The Beatles olsa da turne sonunda herkesten rol çalmışlardı. Üç hafta süren ikinci turnede grup iki Amerikan şarkıcıyla sahneyi paylaşmış ve ilk kez Amerikalı şarkıcılardan daha ilgi çeken ilk İngiliz grubu olmuştu. 1963 sonuna dek iki turne yapan Beatles’ın ünlü logosu da bu dönemde yaratılmıştı.
Amerika günleri
1963 sonlarında Beatles’ın önceki single’ları ve yeni şarkıları She Loves You, Amerika’da yayınlandı. Ancak bu şarkılar bir heyecan yaratmadı. Ancak Epstein’ın isteği ile I Want to Hold Your Hand şarkısı yayınlandı ve klibi tüm Amerika’da gösterilmeye başlandı. Radyolar bu şarkıyı çalmaya başladılar ve on gün içinde bir milyon kopya satmayı başardı. Beatles, Amerika’da televizyon programlarına da çıkmaya başladı.
Grup Amerika’ya ilk geldiklerinde havaalanında 3000′e yakın dinleyici bekliyordu. Amerka’daki ilk canlı programa George Harrison hastalığı yüzünden çıkamamıştı. Beatles’ın ilk canlı programını Amerika’da yaklaşık 74 milyon kişi izledi. Beatles’ın ilk albümleri birkaç değişiklikle Introducing… The Beatles ve Meet The Beatles! olarak yayınlandı. 1964′te A Hard Day’s Night adlı ilk Beatles filmi yayınlandı. Beatles üyelerinin oynadığı bu komedi filmi iki Oscar adaylığı kazandı ve film şarkıları aynı isimli albümde yayınlandı. Grup 1964′te ikinci Amerika turnesine çıktı. Her konsere 10-20 bin kişi katıldı ve Beatles bilet satışlarında bir milyon dolar kazandı.
1965′te de ikinci film Help! yayınlandı. Bu filmin de şarkıları aynı isimli albümde yayınlandı. Bu film çekimleri sırasında da Beatles uyuşturucu kullanımına devam etmişti.
Problemler
Grup 1966′de Revolver albümünü yaptı ve büyük bir müzikal değişimi gösterdi. Artık rock sound’u daha öne çıkıyordu. Özellikle Tomorrow Never Knows ve Yellow Submarine gibi şarkılarda bulunan ses efektleriyle The Beatles Psychedelic müzik yapmaya başlamıştı. Albüm sonrası dünya turnesine başladılar. Grubun 1966 Asya turnesi çok sorunlu başladı. Japonya konserlerinin Nippon Budokan’da verilecek olması sağ görüşlü Japonlar tarafından orasının bir dövüş sanatları merkezi olması nedeniyle protesto edildi. Bu yüzden konserler yoğun bir polis koruması altında gerçekleştirildi.
Haziran 1966′da Filipinler’e giden grup, devlet başkanının eşi tarafından kahvaltıya çağırıldı. Ancak Epstein, grubun böyle resmi davetleri kabul etmediğini söyledi. Bu karar televizyon kanallarında yayınlanınca ülkede büyük bir öfke uyandırdı. Beatles ülkeden ayrılırken, koruma için polis verilmedi ve Beatles ekibi saldırıya uğradı.
Daha sonra Amerika’da yapılan bir röportajda John Lennon, o ünlü sözü söyledi; “The Beatles şu anda İsa’dan daha popüler”. Şaka amaçlı söylenen bu söz İngiltere’de Lennon’ın esprili açıklamalarına alışkın olduklarından problem olmadı ancak Amerika’da büyük sorun oldu ve Beatles plakları yakılmaya başladı. John Lennon daha sonra özür dilediğini söylediyse de öfke dinmedi. 2008′de Vatikan, John Lennon’ı sözlerinden dolayı bağışladığını açıkladı.
11 Ağustos 1966′da Amerika’daki son turneye çıktılar. 29′da sona eren turne sonrası John Lennon, “How I Won the War” filminde rol aldı ve Yoko Ono ile tanıştı, Paul McCartney “The Family Way” filminin müziklerini yaptı, George Harrison Hindistan’a gidip sitar dersleri almaya başladı.
Psychedelic dönem
Bu zamandan sonra grup stüdyo albümlerini kaydetmeye odaklandı. Revolver’dan 7 ay sonra Abbey Road stüdyolarında 129 gün sürecek albüm kayıtlarına başladılar. 1967′de ise Beatles’ın en iyi işi olarak görülen Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band albümü yayınlandı. Albümde Revolver’da kullandıkları ses tekniklerini yeni buldukları yöntemlerle zenginleştiriyorlardı. Albümün sözlerindeki uyuşturucu etkileşimli sözler de dikkat çekmekteydi.
24 Ağustos 1967′de Beatles Maharishi Mahesh Yogi ile tanıştı. Bir kaç gün sonra Galler’de ilk toplantılarına başladılar. 27 Ağustos 1967′de grubun menejeri Brian Epstein 32 yaşında uyuşturucudan öldü. Grubun lideri konumundaki John Lennon, Epstein ile en yakın ilişkisi olan kişiydi ve onun ölümüyle birlikte grup liderliği ve yönetimindeki çabasını yitirdi. Lennon’ın bu isteksizliğine karşı McCartney ise grubu devam ettirme için çabalamaya başladı.
26 Aralık 1967′de grup üyelerinin oynadığı film Magical Mystery Tour yayınlandı. Renk karmaşası içindeki film iyi eleştiriler toplamadı. Grup filmdeki şarkıları aynı isimli albümde yayınladı.
1968′de grup üyeleri Hindistan, Rishikesh’e gitti ve Maharishi ile uzun süre meditasyon hakkında çalışmalar yaptı. Bu dönemde Lennon, McCartney ve Harrison sonraki iki albümde bulunacak bestelerini yapmaya başladılar. Döndüklerinde Lennon ve McCartney Apple prodüksiyon şirketini kurduklarını açıkladılar. Ancak grup, Epstein’ın ölümü ve grubun işletme konusundaki tecrübesizliği nedeniyle iş konusunda sorunlar yaşadılar ve bu grubun müzikal birlikteliğini de olumsuz yönde etkiledi. Aynı sene Yellow Submarine çizgi filmi de yayınlandı. Bu film de bundan önceki filmleri gibi iyi eleştiriler toplamadı.
The Beatles albümü
Amerika’ya döndüklerinde The Beatles adındaki The White Albüm olarak da bilinen albüm için çalışmalara başladılar. Ancak bu çalışmalar yanında bir çok kavga getiriyordu. Ringo Starr 4 şarkının kayıtlarına girmedi ve Paul Mc Cartney onun yerini doldurdu. John Lennon’un eşi Yoko Ono’nun da stüdyonun her aşamasında grupla olması sorun oluyordu. 1966′da tanışan ikili 1968′de çıkarttıkları Unfinished Music #1: Two Virgins albümünden sonra birbirlerinden hiç kopmamaya başlamıştı. Daha önce grup kayıtlarına kız arkadaş ve eşlerin getirilmemesi kararını alan grup üyelerinden John Lennon, Yoko Ono’yu kayıtlara getirerek bunu bozdu. Yoko Ono gruba tavsiyeler vermesi, Ono ve Lennon dışındaki grup elemanları arasında tansiyonu yükseltiyordu. Bir diğer problemi de artık müzikal anlamda kendini geliştiren George Harrison’ın bestelerine yeteri kadar yer vermemeleriydi.
İki disklik bu albüm de ötekileri kadar büyük bir ilgiyle karşılandı. Bu albümün diğerlerinden farkı, grubun her üyesinin kendine has tarzlarını kendi şarkılarında yansıtmaları oldu. Rolling Stone albümü “Bir çatı altında 4 solo albüm” olarak tanımladı. Albüm sonrası grup hiç birlikte röportaj vermeyip, televizyona çıkmamaya başladı.
Ayrılık
Grup üyeleri ile Paul McCartney arasında yeni menejer sorunu yaşandı. McCartney o zamanki eşinin babası Lee Eastman’i isterken, diğer grup elemanları Allen Klein’ı istiyordu. Klein en sonunda menejer olarak seçildi ancak 1971′de gruptan para çaldığı farkedildi. Grup en son konserini 1969′da izinsiz olarak bir çatıda verdi. Polis tarafından indirildikleri görüntüler Let It Be filmlerine de kondu. Grup 1969′da yine stüdyoda problemler yaşadıkları Abbey Road albümünü kaydetti. Aynı anda da Let It Be albümü kayıtları devam ediyordu. 20 Eylül 1969′da Lennon grup elemanlarına ayrıldığını söyledi ancak basına bir açıklama yapılmadı. 3 Ocak 1970′de George Harrison bestesi I Me Mine kaydedilmiş son Beatles şarkısı oldu ancak John Lennon bu kayıtlarda yoktu. Aynı yıl ilk adı Get Back olarak karar verilen ancak mix’i beğenilmemiş albüm en sonunda Let It Be olarak yayınlandı. Ancak bu grubun dağılmasını engelleyemedi. 10 Nisan 1970′de McCartney basın toplantısı ile grubun dağıldığını açıkladı.
Beatles sonrası
1970′de bütün Beatles üyelerinin solo albümleri yayınlanmıştı. 1973 tarihli Ringo adlı Ringo Starr albümünün bir parçasında üç Beatles üyesi, Starr, Harrison ve Lennon bir araya gelmişti. Albümde başka şarkılarda McCartney de yer almaktaydı. Bu albüm sonrası Beatles’ın yeniden bir araya geleceği dedikoduları başlamıştı.
1974′te Lennon ve McCartney stüdyoda kendileri için kayıt yaptılar ancak bir daha hiç buluşmadılar, bu kayıtlar da resmi olarak hiç bir zaman yayınlanmadı.
1980′de John Lennon bir otelin önünde vuruldu. Yaşayan diğer 3 Beatles elemanı All Those Years Ago adlı George Harrison şarkısında tekrar bir araya geldiler. Şarkı Lennon’ın anısına yazılmıştı.
1988′de grup Rock N Roll Ünlüler Salonu’na girmeye hak kazandı. Starr, Harrison ve Yoko Ono orada bulunmasına karşın Paul McCartney yaşanan problemler yüzünden oraya gitmeyi reddetti.
1995-1996 sırasında Beatles’ın gizli kalmış kayıtları Anthology 1,2,3 olarak yayınlandı. Ayrıca iki Lennon bestesi Free As A Bird ve Reel Love, Beatles’ın üç elemanı tarafından kaydedildi.
2001′de George Harrison gırtlak kanseri yüzünden hayatını kaybetti
2006′da George Martin ve oğlu Giles Martin, Cirque de Soleil’in “Love” gösterisi için orijinal Beatles kayıtlarını yeniden düzenledi. 2007′de McCartney, Starr, Lennon’ın eşi Yoko Ono ve Harrison’un eşi Olivia Harrison televizyonda bir araya geldiler.
The Beatles: Rock Band adlı bir video oyunun 9 Ekim 2009′da çıkması planlanmaktadır.
Üyeler
John Lennon (Gitar, Vokal): 1960 – 1970
Paul McCartney (Bas Gitar, Vokal): 1960 – 1970
George Harrison (Gitar, Vokal): 1960 – 1970
Ringo Starr (Bateri, Vokal): 1962 – 1970
Stuart Sutcliffe (Bas Gitar): 1960 – 1961
Pete Best (Bateri): 1960 – 1962
Metallica, ABD çıkışlı bir heavy metal grubudur. Thrash metal akımının üyelerinden ve 80′li yılların en iyi ve en ilham verici metal gruplarından birisi olarak kabul edilir. 60 milyonu ABD’de, 40 milyonu da dünyanın geri kalanında olmak üzere yaklaşık 100 milyon albüm satışı bulunan grup, müzik tarihinin ticarî ve akım olarak en başarılı metal gruplarından biridir. Konser satışları açısından da ABD müzik tarihinin en büyük 13. topluluğu konumundadır.
Köklerini Black Sabbath, Motörhead, Deep Purple, Iron Maiden gibi efsanevi gruplardan alan Metallica, yeni doğan Heavy Metal müziğini en zirveye taşıyarak kendiyle bütünleştirmiş; bunları yaparken köklerine sadık kalabilmeyi başarabilmiştir.
Kuruluş dönemi (1981-1983)
Metallica’nın temelleri baterist Lars Ulrich tarafından atılır. Ulrich, Los Angeles gazetesine ilan vererek birlikte müzik yapabilecek kişilerle görüşmek istediğini belirtir. İlk telefon, ilana tek cevap veren kişi olan, bir basımevinde çalışan 18 yaşlarına yakın lise mezunu bir gençten, James Alan Hetfield’dan gelir. Sert sesi, farklı armonisi ve yeniliğe açık gitar virtiözitesiyle, grubun vokal ve gitaristliğini üstlenen Hetfield’ı, şu anda Megadeth’te çalan gitarist Dave Mustaine izler ve son olarak da James’in eski grubu Leather Charm’dan arkadaşı bass gitarist Ron McGovney gruba dahil olur.
Topluluk bu kadrosuyla ilk konserini Anaheim (California)’da Radio City’de 14 Mart 1982’de vermiştir. İlk başlarda istediği başarıyı yakalayamayan grup, ayrıca solo gitaristleri Dave Mustaine’in alkol ve şiddet problemleri ile uğraşmaktadır. Kendi başlarına albüm yayınlayacak kadar finansmanları ve pek fazla şarkıları olmadığından bir toplama albüme şarkı vermeye karar verirler. Ellerindeki doğru düzgün hazırlanmış tek şarkı olan “Hit the Lights”‘ı Metal Massacre albümüne sokmayı başarırlar. Bu şarkı ile olumlu tepkiler alan Metallica, ilk demoları ve bas gitaristleri Ron McGovney’in grupla son kayıdı olan Power Metal’i 1982 yılında yayınladılar. Grupta doğru düzgün bir işi olan Ron’un, şarkıların yaratım sürecinde hiç katkısı olmayışı arkadaşlarını rahatsız ediyordu. Bu sıralarda James ve Lars “Whiskey A Go Go” adlı mekanda grup Trauma’yı izledi. İki arkadaş mekanda eğlencelerine devam ederken sahneden bir ses duydular, bunu ikiside en başta solo gitar olarak düşünmüşlerdi ancak arkalarını döndüklerinde bunun wah-wah pedalı kullanan bir bas gitarist olduğunu farkettiler. James Hetfield olayı, Tam arkamızdan vahşi bir solo gelmişti, arkamızı döndüğümüz zaman bunun o olduğunu gödük, uzun kızıl saçlarıyla sadece işini yapıyor ve çevrede sanki kimse yokmuşçasına, tek başına odasında çalıyormuşçasına sakin ve bir o kadar harika çalan birisi vardı özetliyor. Grubun genç basçısı Cliff Burton’a kendilerine katılması için teklif götüren grup, Cliff’in Bir grup için şehir değiştiremem serzenişine karşı, grubu onun şehrine taşımaya karar verdi ve Cliff Burton’u ikna ederek kadrosuna aldı. Bu ekiple bir demo yayınlayan grup kendini iyiden iyiye belli etmeye başlamıştı. Ancak, Dave Mustaine’in alkol, şiddet ve uyuşturucu problemleri grubu çok rahatsız ediyordu ve bu yüzden gruptan çıkarılmasına karar verildi. Dave’in çıktığı aynı gün Exodus grubunun kurucularından Kirk Hammett gruba ana gitarist olarak katıldı.
Kill ‘Em All (1983)
Metallica, ilk stüdyo albümleri olan Kill ‘Em All’u 1983′te çıkarttı. Aslında albümün adının Metal Up Your Ass: Easters Cancelled, Bodys Been Found olması planlanıyordu fakat grup ve şirket o zamanlar albüm isminin alacağı negatif tepkiden çekindi. Şirketin baskılarından dolayı isim değiştirilmek zorunda kaldı. Basçı Cliff Burton da şirketi kastederek Kill ‘Em All adını önerdi ve grup tarafından hemen kabul edildi. Albüm 10 şarkı içeriyordu ve bu şarkılar arasında Dave Mustaine’in de katkıda bulunduğu besteler vardı. Albümün en belirgin tarafları Hetfield’ın çiğ vokali ve grup elemanların yapmak istedikleri müzik ve yaşlarını çok güzel yansıttıkları şarkıları olmuştur. Bu albümden “Seek & Destroy” ve “The Four Horsemen” birçok konserlerinde yer bulmuştur. Ayrıca Cliff Burton’ın bas solosu “(Anesthesia) Pulling Teeth” de bu albümde yer almaktadır. Albüm çok büyük bir satış başarısı getirmese de Metallica adının yeterince duyulmasını sağlamıştır. Grup belirli bir hayran kitlesi topladıktan sonra ikinci albümün geleceğini duyurmuştur.
Ride the Lightning (1984)
Grup ikinci albüm Ride the Lightning ‘i kaydetmek için 1984 yılında Danimarka’daki Sweet Silence stüdyolarına gider. Bir hafta süren kayıtlar sonucunda Flemming Rasmussen prodüktörlüğünde Ride the Lightning raflardaki yerini alır. Yeni albüm ile grup Avrupa’da turnelere çıkmaya ve imza dağıtmaya başlar. Albümün açılış parçası “Fight Fire with Fire”‘ın başındaki akustik kısım dinleyen herkesin kısa bir şok geçirmesine, Metallica’nın aniden tarz değiştirdiğini düşünmelerine sebep olmuş ama şarkının sert ve hızlı devamı bu kanıyı yoketmiştir. Albümde Hetfield’ın sesini yüksek derecede geliştirmeside gözden kaçmamıştı. Albümdeki “Creeping Death”, konserlerin vazgeçilmez parçası ve grubun canlı biçimde çaldığı en iyi parçalardan biri oldu. Yine albümde bulunan “Fade to Black” isimli şarkı çıktığı ilk günden beri grubun en çok sevilen şarkılarındandır. Ride the Lightning ‘in çıkışından sonra grup pek çok dergilerden “Yılın Metal Grubu” ödülü aldı. Artık Metallica çığ gibi büyüyordu ve adını tüm Dünya’ya duyurmak için adım adım ileriyordu.
Master of Puppets [1986]
1984 yılında Metallica’yı izleyen Elektra Records’tan Michael Alago ve ‘Q-Prime Menajerlik’ten Cliff Burnstein grubun performansından çok etkilenir ve kontrat imzalanır. Böylece grup İngiltere’de de büyük başarıya ulaşır. Artık büyük bir şirketle de anlaşmış olan grup 3. stüdyo albümlerini çıkartmak için hazırlanmaya başlar. Ride the Lightning ‘in büyük başarısından sonra herkes gruptan çok iyi bir albüm bekliyordu ve Metallica beklentileri karşılayan 3. stüdyo albümleri Master of Puppets ‘ı 1986 yılında piyasaya sürdü. Çıktığı andan itibaren büyük başarı ve eleştirmenlerden çok yüksek notlar toplayan albüm, hiçbir reklam kampanyası olmadan milyonlar sattı, Billboard 200′de 29. sıraya kadar yükseldi. Albümün açılış parçası olan “Battery” yine “Fight Fire with Fire” gibi yavaş girişi, devamında gelen hızlı ve sert riffleriyle dikkat çekerken, albüme adını veren “Master of Puppets” ise küresel bir sorun olan uyuşturucuya dikkat çekmektedir ve grubun en iyi şarkılarından birisi olarak kabul edilmektedir. İsmini basçı Cliff Burton’ın astronomiye ilgisi sebebiyle bir takımyıldızdan alan albümün tek enstrümental parçası “Orion” ise grubun yaptığı en iyi parçalardan ve tüm zamanların en iyi ensturmental şarkılarından birisi olarak görülmektedir. Pek çok eleştirmen tarafından en iyi ve sert metal albümlerinden biri olarak gösterilen Master of Puppets Metallica için bir çağın bitişi ve yeni bir çağın başlangıcı olacaktır.
Cliff Burton’ın ölümü
27 Eylül 1986′da Damage Inc. turunun Avrupa ayağı sırasında grup üyeleri kendi aralarında yatacakları yerleri seçmek için kart çekerler. Cliff Burton, Kirk Hammett’ın yerinde yatmaya hak kazanır. Gece ise küçük bir Danimarka kasabası olan Ljungby yakınında tur otobüsleri yoldaki buzlanma sebebiyle şarampole yuvarlanırlar. Kazayı James Hetfield, Lars Ulrich ve Kirk Hammett ufak sıyrıklarla atlatırken uğruna grubun şehir bile değiştirdiği yetenekli basçı Cliff Burton camdan fırlayarak otobüsün altında kalmış, henüz 24 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Otobüs, çekicinin halatının kopması sonucu kaldırılırken tekrar düşmüştür. Bu ikinci düşüş sırasında Cliff’in henüz hayatta olup olmadığı bilinmemektedir. Cenaze töreninde Master of Puppets albümünden Cliff ile bütünleşen “Orion” adlı parça çalınmış, parça 2006 Rock am Ring festivalinde Master of Puppets ‘ın 20. yılı için tüm albüm baştan sona çalınana kadar hiç tam uzunluğuyla çalınmamıştır. Kendi isteği üzerine Cliff’in külleri Bay Area’da değişik yerlere savruldu. Kendi deyişeriyle Metallica’yı Metallica yapan 3,5 yıllık basçılarının ölümünden çok etkilenen grup üyeleri, grubu dağıtmayı düşündüler fakat eğer yaşasaydı Cliff’in bunu istemeyeceğini hatırlayarak ve Cliff Burton’ın ailesinin isteği üzerine devam etme kararı aldılar. Yapılan seçmeler sonucunda Flotsam and Jetsam’ın basçısı Jason Newsted ekibe dahil oldu.
…And Justice for All (1988)
Bas gitarist olarak Jason Newsted’i kadroya katan Metallica, Cliff Burton olmadan ilk ve 4. stüdyo albümleri olan …And Justice for All albümünü 1988 yılında piyasaya sürdü. Oldukça sert ve hareketli olan, içinde kimi progresif öğeleri bulunduran albüm muazzam bir başarı yakaladı ve Billboard 200′de 6. sıraya kadar yükselerek grubu ilk defa ilk 10′a sokmayı başardı. Fakat albümde hiç bas gitarın sesinin duyulmaması sebebiyle kimi sert eleştiriler aldı. Ekip elemanlarının Jason’ı ilk yıllarda dışlamaları ve onun müzik bakış açısını, müziksel fikirlerini gözardı edişleri, albümün 3′lü arasında bir yetenek şovuna dönüşmesi bunda en büyük etkendi. Albümde bas gitar vardı, ancak sesi çok kısılmıştı, ancak katmanlarına inildiğinde farkedilebiliyordu, bir nedeni de albümdeki bas gitarın önceki albümlerden daha sık bir şekilde ritim gitarı takibinin arttırılması olmuştu. Daha önce grubun ilk günden beri desteklemediği video klip çekme politikasını da sona erdirerek eski bir depoda bir savaşın ve savaşın insanlara getirdikleri üzerine yazılmış, albümün 4. şarkısı “One”‘a klip çekti. Eski bir depoda, Johnny Got His Gun adlı filmden bazı sahnelerle harmanlanmış klip grubun ilk video klibi olması sebebiyle büyük ilgi gördü. Büyük başarı yakalayan albüm sonrasında grup 2 yıl sürecek olan Damaged Justice turnesine çıktı. Artık kendi başlarına arena turlarına çıkmaya başlayan grup başarılı performanslarıyla hayranlarından tam not aldı. One adlı şarkıyla Grammy Ödülleri’ne En iyi Hard Rock/Metal Performansı kategorisinde aday olan grup ödülü Jethro Tull’e kaptırınca o yılkı albüme Grammy Ödülünü Kaybeden Albüm ibaresini ekletti.
Metallica (The Black Album) (1991)
Çok satan bir albüm ve başarılı geçen bir turneden sonra yeni bir albüm kaydetmek için North Hollywood’daki One On One stüdyolarına giren Metallica Bon Jovi, The Cult, Mötley Crüe ve Nirvana gibi başarılı grupların prodüktörlüğünü yapmış olan Bob Rock ile anlaştı. Daha önceki 4 albümü istedikleri gibi yapan James Hetfield ve Lars Ulrich, yeni bir prodüktörle çalışmaya alışırken, Cliff Burton’ın yerine gelen basçı Jason Newsted ise hâlâ grupta dışlanan eleman gibi duruyordu. Yaklaşık 1 yıl süren kayıt ve beste süreci sonunda albüm 1991 yılında piyasaya çıktı. New York’taki Madison Square Garden’da, o zamana kadarki en büyük dinleti partisini veren Metallica artık dünyanın en büyük grupları arasındaki yerini almıştı. Black Album, Metallica’nın çıkarttığı en yüksek ticari başarıya sahip albüm olarak bilindi ve birçok yeni hayran kazanmasını sağladı. Çıktığı geceden itibaren sansasyonlara neden olan albümün bir adı yoktu. Sade, siyah bir kapağı olan albümün üstünde sadece Metallica yazıyordu ve dikkatli bakıldığında görülebilen bir yılan silüetine sahipti. Eskisinden farklı bir tarzda olan albüm, grubun yavaş yavaş thrash metalden uzaklaştığının göstergesiydi. “Enter Sandman” ile Grammy alan grup, o sene albüm çıkartmadıkları için Jethro Tull’e teşekkür etmeyi de unutmadı. Metallica önce Wherever We May Roam adıyla başlayan, ikinci ayağında Guns N’ Roses ile birleşen ve Nowhere Else to Roam adıyla son bulan konser dizisine başladı. Nowhere Else to Roam turnesi kapsamında İnönü Stadyumu’nda Türk hayranlarına muhteşem bir konser yaşatan Metallica artık yeni albüm için stüdyoya girmeye hazırdı.
Load (1996)
3 yıl süren uzun turneden sonra Metallica, altıncı albümlerini kaydetmek için stüdyoya girdi. Yaklaşık 1 yıl süren beste ve kayıt aşamasından sonra grubun 6. stüdyo albümü Load Billboard 200 listesine 1 numaradan giriş yaparak raflardaki yerini aldı. Albümün kapak çalışması Andres Serrano tarafından yapıldı. Ressamın meni ve kanını 2 cam plaka arasına koyarak ortaya çıkardığı kapak çalışması fanlar tarafından beğenilmedi. Önceki 5 albümden tamemen farklı tarzlarda şarkılar içeren Load fanlar tarafından çok eleştirildi, müzik yazarlarının bir kısmı albümü beğenirken bir kısmı ise “Metallica davayı sattı” diyerek grubu lekelemeye çalıştı. Albüm, hard rock ve heavy metal’in karışımına sahip senkronik bir eserdi ve zamanla en iyi hard rock albümlerinden birisi kabul edilerek severek dinlendi. Grup elemanlarının saçlarını kısacık kestirip alternatif rock festivali Lollapalooza’da headliner olarak sahne alması ise öte yandan pek çok hayranın tepkisini çekti.
ReLoad (1997)
Load albüm kayıtları sırasında çok fazla şarkı kaydeden grup, kalan şarkıların üstünde biraz daha çalışarak sonraki yıl ReLoad adıyla bir albüm daha piyasaya sürdü. Yapılan açıklamada Load ve ReLoad ‘ın aynı yıl çıkmasını planladığını söyleyen grup bazı aksaklıklar ve Bob Rock’ın ticari düşüncesinin etkisiyle bir sene geç çıkarılmıştı. Load ‘dan biraz daha sert olan albüm Billboard 200 listesinde 1, Kanada listelerine ise 2 numaradan giriş yaptı. Reload ‘ın en ilgi çeken parçalarından biri “The Unforgiven II” oldu. İlk “Unforgiven” gibi bir ballad olan şarkı, klibiyle dikkat çekti. Kasım 1997′de albüm promosyonu için Amerikan NBC kanalında yayınlanan Saturday Night Live programında sahne alan grup “Fuel” ve Marianne Faithfull ile “The Memory Remains” parçalarını çaldı.
Garage Inc. (1998)
1998′e gelindiğinde Metallica cover şarkılardan oluşan Garage Inc. albümünü yayınladı. İlk CD tamamı yeni kaydedilmiş Diamond Head, Killing Joke, The Misfits, Thin Lizzy, Mercyful Fate ve Black Sabbath coverları içeriyodu. İkinci CD’de ise grubun 1987′de kaydettiği The $5.98 E.P.: Garage Days Re-Revisited adlı demo vardı. Koleksiyoncular tarafından beğeniyle karşılanan albüm Billboard listelerine 2 numaradan girdi.
S&M ve Napster Davası (1999-2001)
21-22 Nisan 1999 tarihlerinde daha önce “Nothing Else Matters”‘ın düzenlemesini de yapmış olan Michael Kamen şefliğindeki San Francisco Senfoni Orkestrası ile birlikte konser veren Metallica, bunları S&M adı altında piyasaya sürdü. Konserler için özel olarak bestelenen “No Leaf Clover” ve “−Human” adlı şarkılar büyük ilgi gördü. “The Call of Ktulu” şarkısının S&M performansı ise 2001 yılında Grammy Ödülü kazandı.
Mission: Impossible II adlı film için yaptıkları soundtrack “I Disappear” piyasaya sürülmeden paylaşım programı Napster yoluyla internete düşünce grup program yapımcısı ve kullanıcılarına karşı dava açtı. Bir internet takip ekibiyle anlaşan grup sadece 3 günde şarkıyı yaklaşık 300 bin kişinin indirdiğini tespit etti. Şarkıyı indirenleri hesapları kapatıldı, site ise ceza aldı. Hayranları tarafından neden böyle bir şey yaptıkları anlaşılmayan ve paragöz olmakla suçlanan grup çok eleştirildi.
Newsted’in ayrılışı
Yeni bir albüm kaydetmek için stüdyoya girmeye hazırlanan grup; Ocak 2001′de basçı Jason Newsted’ın kişisel ve özel problemleri yüzünden, sevdiği müziği yaparken kendine verdiği fiziksel hasarı sebep göstererek gruptan ayrıldığı açıklaması ile sarsıldı. Asıl sebep ise James Hetfield’ın kimsenin bir yan projede bulunmasını istememesiydi, çünkü ona göre her yan proje grubun gücünü sarsıyordu.
St. Anger (2003)
Nisan ayında ise film yapımcıları Joe Berlinger ve Bruce Sinofsky, gruba yeni albümlerinin yapım aşamasını filme çekme fikriyle geldi. 2 yılda 1000 saatten fazla çekim yaptılar fakat Temmuz ayında albüm kayıtları başlamadan önce Hetfield alkol ve diğer sebepler yüzünden rehabilitasyon merkezine yattı, tüm kayıtlar Hetfield Aralık’ta dönene kadar askıya alındı. Ancak sonrasında ise James, tedavi sebebiyle en geç saat 16:00′a kadar çalışabiliyordu, geri kalan zamanı ise ailesinin yanında geçiriyordu.
Metallica, Jason’ın ayrılmasıyla iyice kötüye giden aralarındaki iletişimi düzeltmesi için terapist ve performans koçu Phil Towle’u işe aldı. Albüm kayıtları sırasında kalıcı bir basçıları olmadığından bas gitarı, aynı zamanda prodüktörleri olan Bob Rock çaldı. Zorlu geçen kayıtlar sonrasında grup kalıcı bir basçı bulmak için seçmelere başladı. Pek çok başarılı ismin arasından parmaklarıyla çalması, tarzı ve yeteneği sayesinde öne çıkan Robert Trujillo gruba dahil oldu fakat kayıtlar bittiğinden albüme katkıda bulunamadı. 2003 yılının haziran ayında Metallica’nın 8. stüdyo albümü St.Anger raflardaki yerini aldı. Diğer tüm albümlerden çok farklı bir tarzı olan St. Anger hiç gitar solosu içermemesi, Ulrich’in bateri soundu ve James’in vokalleri sebebiyle kötü yönde çok eleştiri aldı fakat grup elemanları St.Anger’ı bitirdikleri için mutluydular çünkü onlara göre bu kendilerini toparlamaları için yapmaları gereken birşeydi.
2004 yılında St.Anger ‘ın yapım aşamasını ve grubun içinde yaşadığı sorunları anlatan film Some Kind of Monster vizyona girdi. Film grubun en doğal ve içten hâlini barındırdığından fanlar tarafından çok sevildi ve önemli festivallerde ödüller kazandı.
Death Magnetic (2008)
Grup 2005 yılı sonunda 15 yıldan uzun süredir prodüktörleri olan Bob Rock ile yollarını ayırdı ve yeni albüm için Red Hot Chili Peppers, Slayer, AC/DC gibi birçok önemli isimlerle çalışmış olan Rick Rubin’le çalışmaya karar verdi. Ardından yeni albümleri için Elektra Records ile olan anlaşmalarına son verip Warner Bros. Records ile anlaştılar.
Metallica, yeni albümle birlikte Master of Puppets ve öncesi sounduna dönmeyi planlamışlar ve röportajlarda hayranlarına ikinci bir St. Anger faciasını yaşatmayacaklarını dolaylı yoldan söylemişdirler. Öte yandan grubun bateristi Lars Ulrich verdiği röportajlarda St. Anger albümünün eğlenceli olduğunu, dibe vurmuş bir grubun ayaklarını yere vuruşunu ifade ettiğini ve bu nedenle de verdikleri en samimi albüm olduğunu belirtmiştir. Grubun ritim gitaristi ve vokalisti James Hetfield ise son verdiği röportajlarda yeni prodüktörleri Rick Rubbin’in tenkidiyle Master of Puppets tarzı bir albüm istediklerini, bunun her ne kadar imkânsız olmasa da zor olduğunu açıkladı fakat yeni albümün St. Anger ‘dan farklı olacağının altını çizen Hetfield, Master of Puppets kalitesinde bir albüm hazırlıklarında olduklarını belirtti. Hetfield’ın verdiği röportajlarda bu albümün melodik soundunun da olacağı belirtilmekteydi.
Grup, yeni albüm Death Magnetic çıkmadan önce www.missionmetallica.com adlı bir site kurarak hayranlarının albüm çıkmadan bazı riffleri dinlemesine, stüdyodan fotoğrafları görmesine olanak sağladı. Albüm 12 Eylül 2008′de piyasaya çıktı.
Metallica, Türkiye’de biri 1993 yılında İnönü Stadı’nda, biri 1999 yılında Ali Sami Yen Stadı’nda ve diğeride yine 27 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul’da Ali Sami Yen Stadyumu’nda olmak üzere 3 kez konser vermiştir .Konser haberi Metallica resmi sitesinde Türkçe olarak yayınlanmıştır.