Antalya Rock

Antalya Rock Sitesine Üye Ol!
Rock Antalya Oluşumu Hakkında
Rock ve Metal Müzik Haberi Eklemek İçin!
Facebook Sayfasına Üye Ol

Black Label Society tekrar sahnede. Video sitemizde…

Zakk Wylde ve Black Label Society, Zakk Wylde için üretilen Epiphone Graveyard Disciple gitarının tanıtımı için 31 Ekim’de New York’taki Hard Rock Cafe’de bir konser verdi.

Konserden görüntüleri haberin devamında izleyebilirsiniz.

Yazının devamını okuyun »

Sabaton, yeni albüm çalışmaları…

Sabaton yeni albüm çalışmalarına başladı. Grubun yaptığı açıklamaya göre grup üyeleri kendilerine bir çok kez “savaş” temalı bir albüm yapıp yapmayacakları sorusunun geldiğini belirtiyorlar. Cevapları da “EVET”.

Hatta işi bir adım öteye götürmüşler. Grup kendilerine gönderilecek fikirleri de bekliyor. Eğer konu edilmesini istediğiniz bir savaş varsa, savaş hakkında bilgileri ve hikayesini kendilerine mail ile bildirebilirsiniz. Gelen önerilerden beğendiklerini değerlendireceklerini söylüyorlar.

Maillerinizi newalbum[at]sabaton[dot]net adresine gönderebilirsiniz.

Dark Funeral, My Funeral video klibi MySpace için fazla geldi.

Geçtiğimiz günlerde Dark Funeral grubunun yeni video klibini yayınlamıştık.

MySpace’den yayınlanan video MySpace tarafından yaklaşık 30bin görüntülenme sonrasında “çok sert” olduğu gerekçesiyle kaldırıldı.

Demokraside çareler tükenmez tabii.

Öncelikle başka bir yerden yayınlanan videoyu verelim, ve önümüzdeki günlerde biraz sansürlenmiş versiyonun da MySpace adresine ekleneceğini bildirelim.


Lacuna Coil Spellbound akustik performans videosu!

New York’ta katıldıkları özel bir kayıtta Spellbound ve I Won’t Tell You parçalarını akustik olarak yorumlayan Lacuna Coil o akşamdan kayıt edilmiş Spellbound videosu ile aramızda.

Başbakan’dan metalci açılımı! Baykal cezayı öder ödemez Slayer geliyor!

Haberi yorumsuz olarak paylaşıyoruz.

Başbakan Erdoğan’dan metalcilere anlamlı jest.

Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz aylarda gerçekleşen Uni-Rock müzik festivali sırasında kendisine metalci işareti yapan gençleri gözaltına aldırması kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Türk halkından gelen aşırı tepkiler sonucunda Başbakan Erdoğan geri adım attı ve bir basın açıklaması yaparak konuşmasında metalci gençlerden özür diledi. CHP genel başkanına açtığı tazminat davasından kazandığı parayı da Amerikalı ünlü klasik müzik grubu “Slayer” i Türkiye’ye getirmek için kullanacağını belirtti. Başbakanın bu jesti metalci gençlerin gönlünü fethetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir köşe yazısına konu olan demecinde, “kişilik haklarına saldırıda bulunduğu” iddiasıyla CHP Genel Başkanı Deniz Baykal aleyhinde açtığı davada, 5 bin TL manevi tazminat kazandı.

Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın karar duruşmasına, Başbakan Erdoğan’un avukatı Muammer Cemaloğlu ile Baykal’ın avukatı İlsu Çatak katıldı.

Yargıç Mahmut Ülgey, davanın kısmen kabul edildiğini belirterek, Baykal’ın, Başbakan Erdoğan’a yasal faiziyle birlikte 5 bin TL manevi tazminat ödemesine karar verdi.

Davanın dilekçesinde, Murat Yetkin’in, Radikal gazetesinde yayınlanan 27 Şubat 2009 tarihli köşe yazısında, CHP Genel Başkanı Baykal ile yaptığı söyleşiden bazı kesitlere yer verdiği aktarılmıştı.

Dilekçede, köşe yazısında, Baykal’ın, Erdoğan ile ilgili, “Bizim bu iyi niyetli ve yapıcı yaklaşımımıza ne dedi Başbakan? ’Kendi işine bak’ dedi, ’İktidara gelmek için kırk fırın ekmek yemen lazım’ dedi. Karşılığı bu mudur? Şimdi soruyorum: Sen ne biçim siyasetçisin? Bir maganda üslubudur gidiyor.

Türkiye de bunu seyderiyor. Bu sorumsuzluklar karşılıksız mı kalacak? Bu maganda üslubunun bir sonu olacak mı?” ifadelerinin yer aldığı kaydedilmişti.

Baykal’ın bu ifadelerinin eleştiri ve ifade özgürlüğü hak ve görev sınırlarını aştığının kaydedildiği dilekçede, Baykal’dan, yasal faiziyle birlikte 50 bin TL manevi tazminat talep edilmişti.

Kaynak : http://www.neguzelhaber.com/haber/guncel/basbakandan-metalcilere-buyuk-jest.ngh

Fake haberdir :) Keyiftir eğlencedir sadece.

Alice Cooper – ABD

4 Şubat 1948 doğumlu rock solisti ve müzisyen. Genellikle “metalin babası”, “metal tanrısı” sıfatlarıyla anılan Alice Cooper, aslında Vincent Damon Furnier`ın kurduğu bir grubun adıdır. Furnier daha sonra ismini Alice Cooper olarak değiştirmiştir. “Satanizmi arayacağınız yer Rock`n Roll değildir.” sözüyle gündeme oturmuştur.

Yıl 1948; Ortaçağda yaşamış olan büyücü Alice`in ölümü üzerinden 200 yıl geçmişti ve o gün, 4 Şubat 1948 günü bir rahibin oğlu oldu. Vincent Dumon Furnier. Ne tesadüftür ki biz onu da Alice olarak benimseyecektik yıllar sonra. Tıpkı karanlık diyarların adamı Alice gibi. 70`li yıllardan bu zamana yaşları ve icraatları dolayısıyla baba dediğimiz 2 deli müzik adamı vardır. Biri kuşkusuz Ozzy Osbourne iken diğeri de elbet Alice Cooper olacaktır.

16 yaşında bu yana müzikle uğraşmıştır Alice Cooper. Amerikan filmlerinden aşina olduğumuz ergen dönemi liseli gençlerden oluşan bir grubu vardı o zamanlarda. Genç Vincent da onlardan biriydi.3 grup deneyimi yaşamıştı. Nazz, Earwings ve The Spiders. Bunlar arasında başarı da The Spiders ile kendini göstermiştir. 1969`lara gelindiğinde ise adını değiştirme vakti gelmiştir ve artık Alice Cooper karşınızdadır. Michael Bruce , Neil Smith, Glen Buxton ve Dennis Dunaway ile birlikte Alice Cooper ismi arkasında saklanan bir grup vardır. Bu yıl içinde ilk albüm piyasaya sunulur hemen. “Pretties For You”. Üzerinden bir yıl geçer ve “Easy Action” albümü hazırdadır bile. Ama anlaşılan o ki; hızlı başlamalarından olsa gerek başarı düzeyi çok da yüksek değildi bu albümlerin. Grup olarak o kadar hızlılardı ki her seneye denk gelen bir albümün varlığı söz konusuydu.

1972`de tek albümle yetinmeyip iki albüm birden peş peşe piyasaya sunulmuştu. “Killer” ve “School`s Out”. Albümler bir yana konserlerdeki şovlarıyla daha da ön plana çıkıyordu Alice Cooper.90`lı yıllarda bir çok imaj kaygısı taşıyan grubun yaptığı şovların çoğunu Alice Cooper daha vahşice ve daha seksepalite katarak 70`li yıllarda yapmıştı bile. Alice Cooper ile sahne şovları özdeşleşmişti adeta.

1973 yılında “Billion Dolar Babies” ve “Muscle of Love” yine ard arda gelen albümlerdendi. 1974 yılında bu kadar çok albümden sonra artık toplama bir albüm yapma zamanı geldi kanaatiyle Great Hits müzik marketlerde yerini alır. Ama tam bu sıralar Alice Cooper grubun kadrosunu değiştirme niyetindedir. Hem kadro hem de plak şirketi değişir. Atlantic Records`tan “Welcome to the Nightmare” piyasaya sunulur. Adından uzun süre bahsettiren bir albüm olmuştur. Başarının farkına varan eski plak şirketi Warner Bros da geri dönüş teklifini sunar Alice Cooper`a ve cevap kabuldür. Kadro da tamamen değişmiştir Vincent dışında. Devlin Seven , Kane Roberts gitarlarda, Kip Winger bas gitarda, Ken Mory davulda ve Paul Horrowitz klavyede yerini almıştır. Görülen o ki yeni kadro çok iyiydi.Çünkü yeni kadroyla çıkan albüm gerçekten de ses getirmişti müzik piyasasına. Albümler yine peşi sıra gelmeye devam ediyordu.

1976`da “Goes to Hell”,1977`de “Lace and Whiskey” ve “The Alice Cooper Show”, 1978`de “From the İnside” isimli albümleri çıkarttılar. İlk kez bir yılı albümsüz geçirdi Alice Cooper. Çünkü 1979 yılında turnelerle uğraşmaktaydılar.Ama 1980 yılında “Flash the Fashion” ,1981de “Special Forces”, 1982`de “Zipper Catches Skin” ve 1983`te ” Dada” albümleri hazırlanıp dinleyiciyle buluşmuştu bile.Albüm çıkartma hızı konusunda Alice Cooper ve kadrosuna yetişmek imkansızdı. Her seneye denk gelen yabana atılamayacak kalitede olan albümler… Neyse ki 1986 yılına kadar albüm çıkmadı. ama bu süreç boş durdukları anlamına gelmez elbet. Bu kez Avrupa Turneleri`yle isimlerinden söz ettiriyorlardı. Mevzu bahis etmemek de mümkün mü? Sahnede piton yılanıyla dans eden, domuz patlatan bir adam. Bunlar daha sonraları daha da ürkütücü bir hal alacaktı. Ne de olsa tımarhanede bile yatmış bir müzisyenden söz ediyoruz.Turneler devam ederken 1986 yılından sonra albüm çıkartma sırası gelmişti yine. Şovlardan ziyade müzikalitesiyle de adından söz ettirmek lazımdı. Bu mantıkla “Constrictor” albümü piyasadaydı. Yine muhteşem bir albüm gelmişti. Albüm parçalarından “He`s Back” Helloween`da, bir diğeri “Hard Rock Summer” 13. Cuma gibi sinema tarihinin en gözde gerilim filmlerinde kullanılmıştı. Yine “Road Rots” da Roadie filmi için kullanıldı. 1987 yılında “Raise Your First and Yell” albümü geldi ve bu tarihten sonra 3 yıl boyunca ses soluk gelmedi Alice Cooper`dan.Belki bir dinlenme süreci, belki bazı amaçların icraata dökülmesi için yapılan hazırlıkların süresi, belki de yeni çılgınlıklar için bekleme süreciydi bu 3 yıl. Asıl olan şu ki fırtına öncesi sessizlikti bu süreç ve delicesine esmekteydi. “Trash” albümü piyasaya bomba gibi düştü. Yine konuşuldu, yine beğenildi, yine tapıldı Alice Cooper`a. Bu gerçek bir başarıydı.

Bu başarının ardından da bir turneye çıkma zamanı gelip çatmıştı bile.Konserlerde de yapabileceği deliliğin en tehlikelisini sunuyordu izleyicilere . İşitsellikten ziyade görsel bir başarı vardı ortada. Seyirciler tarafından sahneye çöpler atılıyor. Çöpler bir dağ gibi yığılıyor.Çöp dağın arkasından geliyor bizim ürkütücü makyajların arkasına sığınmış adamımız. Kuklalar yanıyor ve deli gömleğiyle giyotin eşliğinde kendi idamını canlandırıyor sahnede.Konserden ziyade insanlar orada gerçek bir şova şahit oluyorlardı. Adeta bir tanrı gibi tapıyorlardı Alice Cooper`a. Çünkü karşısındaki kitleyi etkilemeyi bu kadar iyi başarmak herkese özgü bir husus değildir. İşte bu özellik ona mahsustu. Bu sırada albümler de bitmek bilmiyordu tabi. 1991`de “Hey Stoopid”, 1994`te “The Last Temptation”, 1995`te “Classicks”, 1997`de “A Fitsful Of Alice”, “A Nice Nightmare”, 1998`de “Freedom for Frankenstein” , 1999`da “The Life and The Crimes of Alice Cooper”, 2000`de “Brutal Planet” ve son olarak kapağında kendi gözleri olan “The Eyes Of Alice Cooper” sayısız albümleri arasında yerlerini aldı. Farkedildiği üzere az buçuk megolomania da söz konusu Alice Cooper`da . Çünkü neredeyse her albümünü kendi ismiyle birleştirme kaygısında. Bu sırada belirtmek gerek müzik hayatının yanı sıra iki de filmde rol aldı Alice Cooper. “Wayney`s World” ve “Freddi`s Dead”.Böylece kendi seyircilerinden başka kameraların da karşısına geçmişti. Alice Cooper`ın upuzun yaşam merdiveninin her basamağına sığdırdığı albümleri ve Horror Show`ları böyle. Derseniz ki “şovları müziğinden daha ön plandaydı ve daha başarılıydı” cevap “doğrudur” olur. Ama diğer taraf müziğin başarısından söz ederse katılmamak imkansız derim. Çünkü bu şahsiyet her ikisini de ustaca kullanabilen yegane insanlardan biri.Bu başarının ardında saklanan ve payı çok çok fazla olan diğer grup elemanlarının da hakkını vermek lazım elbette. Son zamanlarda uyuşturucuyla başı dertte olan Alice Cooper`ın her sene haberi gelen öldü geyikleri umarım bir gün gerçekleşmez.Ama uyuşturucudan öleceğine şüphe yok. Ne de olsa çoğu insanın bir kadına yazıldığını sandığı meşhur “Poison” parçası bile uyuşturucuya yazılmamış mıydı?( You`re poison running through my veins…) İşte Vincent Dumon Furnier`in Alice Cooper olması ve büyücü Alice ile özdeşleşme hikayesi.Ortaçağ büyücüleri gibi ruhani şeyler yapmasa da bize sunduğu şeylerle, müziğiyle insanları büyüleyerek yaşadığı dönem için bir büyücü olarak kalacak adeta.Çünkü aykırılık onun özünde var.

DiSKOGRAFİ
1969 Pretties For You
1970 Easy Action
1971 Love It To Death
1972 Killer
1972 School`s Out
1973 Billion Dollar Babies
1973 Muscle Of Love
1975 Welcome To My Nightmare
1976 Alice Cooper Goes To Hell
1977 Lace And Whiskey
1977 Alice Cooper Show Live [Live]
1978 From The Inside
1980 Flush The Fashion
1981 Special Forces
1982 Zipper Catches Skin
1983 Da Da
1986 Constrictor
1987 Raise Your First And Yell
1989 Trash
1991 Hey Stoopid
1994 The Last Temptation
1997 A Fistful Of Alice [Live]
2000 Brutal Planet
2001 Dragontown
2003 The Eyes Of Alice Cooper
2005 Dirty Diamonds
2006 Live At Montreux 2005 [DVD]

Resmi web sitesi: www.alicecooper.com

http://www.rockdays.net/arsiv/grup-sanatci-biyografi/alice_cooper.asp adresinden alıntıdır.

Behemoth – Polonya

Behemoth, (bi-hey-mıth olarak telaffuz edilir), eski adıyla Baphomet , 1991 yılında kurulan ve kariyerlerine black metal yaparak başlayan Polonyalı death metal grubudur. Grubun ilk kadrosundan geriye tek kalan Nergal’dir. Grup Nergal-Inferno ikilisi olarak tanımlanır, zira grubun müziğinin genel şeklini bu ikili oluşturur. Bestelerin hepsi ve şarkı sözlerinin büyük kısmı Nergal’e aittir.

Önceleri saf black metal yapan grubun müziği bir süre sonra melodikleşmiş ve Satanica albümüyle birlikte de sertleşip minimal müzikten uzaklaşarak death metale dönüşmüştür. Black metal döneminde paganizm üzerine olan şarkı sözleri giderek felsefi bir hal almış ve satanizm ve thelema üzerine kurulur olmuştur. Polonyalı en önemli ekstrem metal gruplarından biridir.

Grubun tarihi, yaptıkları müzik türlerine göre üç döneme ayrılır.

Black metal dönemi
Nergal ilk grubunu dokuz yaşlarındayken bir heavy metal grubu olarak kurdu. İlgilendiği müzik giderek thrash metal ve death metale kaydı. Black metale ilgisinin artmasıyla 14 yaşındayken Behemoth’ı kurdu. Grubun adı şeytanın cisimleşmiş hali olan mitolojik bir yaratıktan gelir. Nergal bu yaratığın adına God of Evil adlı bir kitapta rastlamış ve gruba bu adı koymuştur.

Amatör dönem
Grup 7 parçadan oluşan ilk çalışması Endless Damnation’ı demo kaset halinde 1992’nin Mart ayında Cellar of 12 Secondary stüdyosunda kaydetti. Demonun ses kayıt kalitesi 32 kbps gibi oldukça düşük bir değerdedir. Grubun bu ilk kadrosunda gitar ve vokallerde Nergal’in yanısıra, davulda Baal (o zamanlar sahne adı olarak Sodomizer’ı kullanıyordu) ve ikinci gitarda Desecrator vardı. Bu ilk müzik çalışmasında Nergal (o zamanlar kullandığı sahne adı Holocausto’ydu) 15, Baal ise 16 yaşındaydı. Albümdeki şarkıların sözlerinin neler olduğu bilinmiyor zira şarkı sözleri her hangi bir yerde kayıtlı değil ve Nergal de şarkıların sözlerini unuttuğunu söylemiştir.
Grubun ikinci demosu, 1992 Aralığında kaydedilen The Return of the Northern Moon, 1993 yılının başlarında Polonyalı müzik şirketi Pagan Records tarafından kaset olarak piyasaya sürüldü. Nergal demonun kaydı sırasındaki durumlarını “…kötü müzisyenlerdik… Daha gitarı doğru dürüst akort etmeyi bile bilmiyordum, Baal ise bateride sürüyle sorunla uğraştı” şeklinde anlatır. Bu demoda Desecrator yer almadı. Graveland grubundan Rob Darken ise klavyede görev yaptı. Demo 1995 yılında Last Epitaph tarafından tekrar piyasaya sürüldü. Bu ikinci sürüm vinil formatındadır ve 500 kopyadan ibarettir.

…From the Pagan Vastlands
Bu demolar, o dönemlerde müzik şirketlerinin black metal gruplarına sıcak bakmamasına rağmen, aralarında Avantgarde Music’in de bulunduğu bazı müzik şirketlerinin ilgisini çekmişti. Grup, henüz yeni oldukları profesyonel müzikte ülkedaşlarıyla daha kolay işbirliği yapabileceklerini düşündüklerinden, Polonyalı şirket Pagan Records ile yollarına devam etme kararı aldı. …From the Pagan Vastlands, 1993 yılında kaset olarak piyasaya sürüldü. İlk iki demodaki saf black metalin ardından bu demoyla birlikte müziklerinde melodik öğeler kullanmaya başladılar. Albümde S.K. bas gitar, Czarek Morawski ise klavyede ikiliye eşlik etmiştir. Albüm’ün dört bin kopya satmasının ardından, İngiltere’de Wild Rags, Avrupa’da da Nazgul’s Eyrie tarafından CD olarak satışa sunuldu.  …From the Pagan Vastlands, yine Polonyalı bir grup olan Vader’ın onbeş bin kopya satan Morbid Reich demosundan sonra, sekiz bin kopya ile en çok satılan ikinci demo albümdür.  Bu demoda, ünlü Mayhem şarkısı Deathcrush’ın yeniden yorumu da bulunur.

Sventevith (Storming Near the Baltic)
Grubun ilk stüdyo albümü Sventevith (Storming Near the Baltic) Pagan Records etiketiyle 1995 yılında çıkarıldı. Albümdeki on şarkıdan dokuzu 1993 yılındaki demo kayıt çalışmaları sırasında kaydedilmiştir. Bu albümde Nergal-Baal ikilisine klavyede Cezar eşlik etti. Albümün Last Epipath, Century Media ve Metal Mind Productions şirketleri tarafından birçok kez yeniden sürümü yapıldı.

Grom
İlk şirket değişikliğini İtalyan müzik şirketi Entropy Productions ile yaptı ve bu etiketle And the Forests Dream Eternally EP’sini çıkardı. Ocak 1996’da ikinci stüdyo albümleri Grom (Lehçe “gökgürültüsü” anlamına gelir) Solistitium Records etiketiyle çıktı. Albüm black metal temeline rağmen bayan vokaller, akustik gitarlar ve klavye de barındırır. Les basta, P. Weltrowski klavyede, Celina ise vokallerde gruba eşlik etti. Bu albümün ardından grup kendi ülkelerinde ve Avrupa’da konserler vermeye başladı. Pagan Triumph turuna katıldı.  1997 yılında Baal ve Les’in birlikte görev yaptıkları grup Damnation ile, Last Episode etiketi altında And the Forests Dream Eternally / Forbidden Spaces split albümünü çıkardılar.

Death metale geçiş dönemi
Davula Baal’ın yerine Inferno’nun geçmesiyle birlikte Behemoth’ın müziği değişmeye başladı. Bewitching the Pomerania adlı EP çalışmalarının ardından 1997 yılında Solistitium etiketiyle çıkardıkları Pandemonic Incantations’da grup, önceki çalışmalarından daha teknik ve sert tınılı bir müziğe yöneldi. Reklam çalışmalarının çok yetersiz olmasına rağmen bu albümle eksrem metal dinleyicileri arasında ünü daha da artan Behemoth, 1998 güzünde İtalyan müzik şirketi Avantgarde Music ile iki albümlük kayıt antlaşması imzaladı.

Nergal-Inferno ikilisine gitarda L-Kaos’un katılmasının ardından, 25 Ekim 1999’da ekstrem metal camiasında büyük ses getiren Satanica albümünü çıkardılar. Bu albümde Behemoth black metalden hemen hemen tamamen ayrılıp death metale yönelse de, grubun kullandığı teknik tam olarak death metali yansıtmaz. Satanica albümünün öncülleri arasında bulunduğu bu tür şu anda blackened death metal olarak adlandırılıyor. Bu albümden Decade of Therion (Decade of ΘΕΡΙΟΝ olarak da bilinir) adlı parçaya çekilen klip gruba büyük bir ün kazandırdı. Albüm 2000 yılında ABD’de satışa sunuldu. Grup, Deicide ve Satyricon ile birlikte müzik turlarına katıldı. Satanica albümünün ardından basa Novy (Devilyn ve Vader’dan), ikinci gitara da Havoc geçti.

Death metal dönemi

Thelema.6
Behemoth’un black metal etkilerinden tamamen koptuğu ilk albüm, 2000 yılının Temmuz-Ağutsos aylarında Hendrix Studios’da kaydedip 27 Kasım’da piyasaya çıkardığı Thelema.6’tir (Thelema 6.66 olarak da bilinir). Albüm grup tarihinde birçok yenilik barındırır; oryantal müzikten etkiler taşıyan ve gruba dahil olmayan Krzysztof Azarewicz’in şarkı sözlerine katkıda bulunduğu ilk albümdür. “Christians to the Lions” ve “Antichristian Phenomenon” adlı parçalara klip çekildi. Albüm ABD’de Olympic Records, Rusya’da Irond Records Brezilya’da da Moira Records tarafından satışa sunuldu. Kazandığı başarının ardından grup Wacken Open Air, With Full Force, Inferno Festival, Mystic Festival, Mind Over Matter gibi prestijli müzik festivallerine çağrıldı. Headliner olarak Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya ülkelerinin dahil olduğu bir konser turuna katıldı. Rusya dinleyicisi tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Belarus ve Ukrayna’da headliner olarak katıldığı ikinci turun ardından Meksika’da mini bir tura daha katıldı. 2001 yılında, Mayhem grubunun anısına kaydedilen A Tribute to Mayhem: Originators of the Northern Darkness adlı ortak albümde Carnage adlı Mayhem şarkısına cover yaptı.

Zos Kia Cultus (Here and Beyond)
Büyük kısmı cover parçalardan oluşan Antichristian Phenomenon EPsinin ardından Arkadiusz Malczewski’nin ses mühendisliğini yaptığı Zos Kia Cultus (Here and Beyond) (Zos Kia Cvltvs olarak da bilinir), yine Hendrix Studios’ta kaydedildi ve 28 Ekim 2002’de piyasaya sürüldü. Kazandığı başarının da etkisiyle Zos Kia Cultus için önceki albümden iki kat daha fazla bütçe ayrılmıştı. Albümün kaydı 2 ay sürdü ve 700 saate yakın bir süre üzerinde çalışıldı. Önceki albümde kısmen görülen oryantal etki, bu albümden itibaren müziklerinin temelini teşkil etmeye başlar. Albümden As Above So Below için bir klip çekildi. Albüm büyük bir başarı elde etti, geniş bir dinleyici kitlesi kazandı ve metal müzik eleştirmenleri tarafından olumlu tepkilerle karşılandı.  Nile grubundan Karl Sanders, Zos Kia Cultus için, “Dinlediklerim arasında Gorefest’in False’undan sonra en iyi death metal albümü” demiştir. Albümün hemen ardından Avrupa’da 36 ayrı yerde konser verdi. İspanya, Portekiz, İngiltere ve İskandinav ülkerlerinde de adlarını duyurmaya başladı. 2003 Şubat’ında Norveç’e ilk turunu yaptı ve Bergen, Oslo, Stavanger gibi şehirlerde konserler verdi. Mart ayında ise Century Media tarafından ABD turnesine çağırıldı. Bu, grubun ABD’ye ayak bastığı ilk turdur. Deicide ve Amon Amarth gibi grupların da dahil olduğu bu turne, New Jersey Metal Festivali ile başladı ve ABD ve Kanada’daki bir dizi şehirle devam etti. Turnenin hemen ardından Opeth, Nile, Danzig gibi gruplarla birlikte Blackest of the Black Tour’a davet edildi. ABD’ye yapılan üçüncü bir konser turunun ardından Havoc ve Novy, kendi gruplarındaki çalışmalara odaklanmak üzere Behemoth ile yollarını ayırdı ve gruba basta Orion katıldı. ABD’deki büyük ilginin farkedilmesinin ardından, ABD dinleyicilerine özel Conjuration adlı bir albüm çıkardılar. Albüm yeni parça içermez; konser ve cover parçalarından oluşur.

Demigod
Grubun şimdiye kadarki en önemli çıkışı, müzik tınısını daha da sertleştirip, tempoyu hızlandırdıkları Demigod albümüyle oldu. Mayıs-Haziran aylarında Hendrix Studios’ta kaydedilen ve ses mühendisliğini yine Arkadiusz Malczewski’nin üstlendiği albüm Regain Records etiketiyle 25 Ekim 2004’de piyasaya sürüldü. XUL adlı parçadaki gitar sololarından biri, Nile grubundan Karl Sanders tarafından çalınmıştır. Sculpting the Throne ov Seth ve The Reign ov Shemsu-Hor adlı parçalarda gruba Lublin Akademik Erkek Korosu eşlik etti. Koroyu yönetenler Piotr Banka ve Nergal’di. Albümden Conquer All ve Slaves Shall Serve adlı parçalara, Joanna Rechnio yönetmenliğinde klipler çekildi. Albüm, ekstrem metal türünde olmasında rağmen, Polonya müzik listelerinde 15. sıraya kadar çıktı.  ABD’de üç ay içinde 10000 kopya sattı. Grup albümün ardından dünya çapında 325 tane konser verdi.[25] Nergal bu önemli albümleri için şunları söyler;

“ Güçlü, vurucu. Bu grup neyse bu albümde o. Albümün ismi herşeyi anlatıyor. Bütün müzik, bütün konsept karşı duruşu anlatıyor. Yaşama, insanlara, çevremizdeki herşeye bir karşı duruş. Tarihle dolu, duygularla dolu. Düşünebileciğiniz herşeyin karışımı. Bu Behemoth. Başka ne diyebilirim? Şarkı sözlerine dalın ve aklınızı kendiniz yerine koyun… Sadece dinleyin ve sonra bana benimle aynı fikirde olup olmadığınızı söyleyin ”

2005’in sonlarında, cover ve konser parçalarından oluşan Slaves Shall Serve EP’sini çıkardılar.Behemoth’un black metal zamanlarını özleyen ve yeni dönemine olumsuz tepkiler veren black metal dinleyicileri için 10 Haziran 2006’da, eski parçalarından oluşan toplama albüm Demonica’yı yayınladılar. Albüm, eski demo parçalarının yanısıra, bu dönemlerde kaydedilmelerine rağmen hiç yayınlamadıkları Goat With a Thousand Young ve The Oak Between the Snows adlı enstrümental parçaları da içerir. 2 CD ve 23 şarkıdan oluşan albüm on bin kopya ile sınırlandırıldı. Albümdeki parçalardan yalnızca Spellcraft & Heathendom yeniden kaydedilmiştir. Diğer parçalar üzerinde oynanmamıştır.

The Apostasy
Napalm Death, Moonspell gibi gruplarla gerçekleştirdikleri 2007 turnesinin ardından, 2006’nın Aralık ayında kaydettikleri sekizinci ve son stüdyo albümleri The Apostasy’yi 2 Haziran 2007’de Regain Records etiketiyle piyasaya sürdü. Albümdeki Inner Sanctum adlı parçada Polonyalı caz piyanisti Leszek Mozdzer ve Nevermore grubundan Warrel Dayne gruba eşlik etti.Albümden At the Left Hand of God ve Prometherion’ için klipler çektiler. Albümün çıkışından hemen sonra 2007 Ozzyfest’te ön grup olarak sahne aldılar.  Bunun dışında Amerika ve Avrupa kıtasında bir çok turneye katıldılar.

6 Haziran 2008′de The Apostasy albümünün Regain Records etiketiyle sınırlı digipak sürümü çıkartıldı. Bu sürümde Behemoth posteri de bulunmaktadır. Albümün ardından Regain Records ile yaptıkları iki albümlük sözleşme sona erdi. Yayınlayacağı EP’nin ardından herhangi bir müzik şirketiyle ilişkileri kalmıyor.

Müzikal Özellikleri

İlk dönem
Behemoth kariyerine saf black metal yaparak başladı. İlk iki demolarının ardından çıkan …From the Pagan Vastlands’dan itibaren melodik black metale yöneldiler. Satanica adlı ara geçiş albümlerinin ardından ise death metal yapmaya başladı. Black metal döneminde de sürekli değişim içindelerdi ve tınıları giderek sertleşiyor ve müzikleri daha melodik bir hal alıyordu. Bu dönemdeki müzikleri üzerine etkili olan gruplar Venom ve Bathory gibi proto-black metal gruplarıdır.  Şarkı sözleri Slav pagan mitolojisi üzerineydi.

Son dönem
Gitarlar
Behemoth’un müziğinin temeli elektrogitar-bateri ikilisine dayanır. Gitar riflerinin bestelerinin hemen hepsi Nergal’e aittir. Ender olarak kısa akustik gitar bölümlerine de rastlanır (Natural Born Philosophers, Sculpting the Throne ov Seth, The Nephilim Rising, Horns ov Baphomet). Nergal, bu akustik gitar bölümlerini şarkılardaki monoton sertliği dağıttığını düşündüğünden koyduğunu söyler. Gitarlar genellikle do# veya re’ye düşürülmüştür. Parçaların girişinde kullanılan gitar rifleri, parçaların genel hatlarını belirler. Yeni dönem Behemoth’da gitar rif ve sololarının tamamı (klavye, akustik, efekt bölümlerinde olduğu gibi) ortadoğu gamları üzerine kuruludur. Hemen her parça gitar soloları ile desteklenir. Bazı parçalar birden fazla gitar solosu barındırır (Natural Born Philosophres, Libertheme). Parçaların kayıtlarında genellikle iki veya üç gitar kullanıldığından, Seth de albüm kayıtları ve konserler sırasında gruba gitarlarda dahil olur. Seth’in de gruba katkı yaptığı bazı gitar çalışmaları vardır.

Bateri
1997 yılında davula Inferno’nun geçmesiyle grubun müziği köklü bir değişime uğradı.[kaynak belirtilmeli] Inferno davul tekniğine çok önem veren bir bateristti. Nergal’in de gitarları progresifleştirmesi sonucu grup, atmosfer özelliklerini büyük ölçüde korumaya çalışarak görece minimalist türden daha teknik ve sert tınılı bir müziğe kaydı. Inferno’nun bateristliğinde davul sesleri çok daha öne alındı ve gitar-öncelikli müzik, gitar-bateri müziği haline getirildi. Grubun türünü neden değiştirdikerine dair bir soruya Nergal “Biz müzik türünü değiştirmedik, sadece duygularımızı izledik” şeklinde cevap verir.

Inferno, gitar çalımının yavaş olduğu zamanlarda bile yüksek bir tempoda çalarak müziği daha hızlı ve agresif olarak sunar (Örnek olarak; Antichristian Phenemenon, Decade of Therion) Tempo kimi zaman 260 (Slaying the Prophets ov Isa) ve hatta 280 bpm(Slaves Shall Serve) değerlerine çıkar. Grubun çoğu parçasında davulların diğer enstrümanlara üstün geldiği anlar bulunur. (Tipik örnekleri; Ceremony ov Shiva’nın girişi, Sculpting the Throne ov Seth’in çıkışı, Decade ov Therion’un orta bölümleri, Slaying the Prophets ov Isa’nın girişi, At he Left Hand of God’daki ilahi çıkışı, Libertheme’deki vokal çözülmesi öncesi). Gitar rifleri, soloları ve melodilerin aksine Inferno davullarda oryantal ritim kullanmaz.

Vokal
Nergal’in vokali Amerikan death metalinin tipik brutal vokal tonundayken, vokalin kullanımında farklılıklar vardır. Gitar ve/veya bateri riflerine uyumlu olarak vokaller bölünür, tizleştirilir/kalınlaştırılır ve kesik kesik söylenir. Satanica albümünde brutal ve scream arası bir vokal kullanılır. Birkaç istisna dışında (Ceremony ov Shiva ve Inner Sanctum’da bazı kısa bölümler) melodik vokal kullanılmaz.

Şarkı sözleri
Grubun ilk döneminde şarkı sözleri paganizm üzerineyken, son dönem Behemoth’da şarkı sözleri Satanizm, Thelema, felsefe ve kadim ortadoğu uygarlıkları üzerinedir.[kaynak belirtilmeli] Şarkı sözlerinin büyük kısmı Nergal ait olsa da, gruba dahil olmayan Krysztof Azarewicz’in de katıları olur. Şarkı sözlerinde kadim mitolojik tanrıların adlarına sıklıkla rastlanır (“Ceremony of Shiva”, “Sculpting the Throne of Seth”, “Pan Satyros” ve ayrıca bir çok şarkının sözlerinde). Şarkı sözlerinin içeriğinde, açıklamalarında ve gösterilen ilham kaynaklarında sıklıkla Aleister Crowley adı geçer.

Albümler arası müzikal özellikler ve değişimler
Black metal dönemi Grubun ilk iki albümü saf black metal türündedir. Daha sonra melodik özellik kazanmıştır. Black metal dönemindeki albümler arasında ciddi müzikal farklar yoktur. Tipik black metale kimi zaman klavye, akustik gitar ve hatta bayan vokal eşlik eder. Death metal özelliklerinin duyulmaya başlandığı ilk albüm Pandemonic Incantations’tur. Müzik, önceki albümlere göre biraz daha teknikleşmiştir. Satanica sonrasında çıkardığı albümlerin her biri ise bir diğerinden önemli farklar taşır.

Satanica albümünde gitarlar re’ye düşürülmüş ve önceki albümlerden daha da öne alınmıştır. Aşırı bir distorsiyon kullanılır. Albüm herhangi bir gitar solosu barındırmazken, ince gitar telleriyle yapılan çalışmaların öne geçtiği anlar olur. Vokal, black metal ve death metal vokallerinin bir sentezi şeklindedir; black metaldeki scream vokalin tiz ve çığlığa yakın tondaki özelliklerinin yanısıra death metaldeki brutal vokalin rifleri takip eden özelliğine sahiptir. Melodik vokalin kullanıldığı çok kısa ender zamanlar vardır (Ceremony of Shiva, The Alchemist’s Dream). Albümün en belirgin özelliklerinden biri davullardır. Bir black metal özelliği olan blast beatler sıkça kullanılsa da albüm genelindeki davullar black metalin minimalistliğinden uzaktır. Şarkı sözleri soyut ve simgecidir. Yoğun şekilde mitoloji –özellikle Yunan mitolojisi- üzerine kurulu olsa da görece felsefi bir hal almıştır. Satanizmden doğrudan bahsedilmese de satanizmin temel öğelerine göndermeler vardır:

“ Basitliğin içeriğine karşı geldik
Normal olanı reddettik, ahlağı ayaklar altına aldık
Melekleri sesle katlettik
Melekleri sessizlikle katlettik ”

Thelama.6, grubun gitarlarda ortadoğu gamlarını kullandığı ilk albümdür. Bu durum albümün tamamında geçerli olmasa da bundan sonraki çalışmalarının tamamı böyle olacaktır. Gitar akoru yine re’dedir Gitar rifleri black metalden artık tamamen uzaklaşmıştır. Vokaller biraz daha kalınlaşmış ve scream vokalden daha da uzaklaşmıştır. Grubun şarkı sözlerine bundan sonra da önemli katkıları olacak olan Krzysztof Azarewicz, ilk kez bu albümde grupla beraber çalışmıştır. Şarkı sözlerinde ise bazı kadim İngilizce özellikleri kullanılmıştır (the-> ye, you–>thou, your->thy).

Zos Kia Cultus (Here and Beyond)’da ortadoğu etkiler en ileri seviyeye taşınmıştır. Albümdeki bütün gitar rif, solo ve melodileri ortadoğu gamları (Fars gamı, İslam gamı) üzerine kuruludur. Gitarlar do#’e düşürülmüştür. Albümde sıklıkla akustik gitar bölümleri, çeşitli efektler ve ambient müzik gibi albümdeki hızlı tempoyu bölen bölümler bulunur.

Demigod albümündeki en önemli değişikliklerden biri vokaldir. Vokalin tonu çok kalınlaştırılırmıştır ve brutal death metaldeki brutal vokal tonundadır. Kullanımında ise, tipik brutal vokale göre, bazı farklar vardır. Örneğin vokal riflerdeki değişimlere göre davranır. Gitarlar do#’dedir.

İngilizce “din değiştirme” anlamına gelen Apostasy’nin albümdeki anlamı “dinlere karşı duruş”tur. Albümde çok sayıda “death metal dışı” bölüm (akustik, ilahi, temiz vokal, bayan vokal gibi) bulunmasına rağmen, genel müzikal hatları Demigod albümünden çok farklı değildir.

Kullandıkları enstrümanlar

Nergal
ESP, Gibson, Ibanez, Dean ve Flame marka gitarlar. Mesa Boogie Rectifier amfi ve Mesa Boogie cabinet Boss pedal, Morley wah pedal, Behemoth imzalı 1mmlik pena, D’Addario marka teller (12-56, 12-60) Nergal’in kullandığı gitar modelleri;
ESP Ninja-600
ESP EC-1000
Gibson Explorer
Mayones/Flame Signum Gothic
Nergal Custom 7 String
The Legendary Dean V

Kullandığı amfiler; Bogner Uberschall, Mesa Dual Rectifier, Krank Krankenstein, Laboga Mr. Hector

Inferno
Inferno’nun şu anda kullandığı davul setinin konfigürasyonu şöyledir;
22”x23’’ bas davul (2)
10”x12” tom
11”x”13” tom
12”x14 tom
16”x16” floor tom
6.5”x14” TAMA Starclassic (akçaağacından) trampet
14”AAX metal-hat
20” AAX metal-ride
14” HHX çin simbali
20” AA çin simbali
16” AAX metal zili
18” AAX sahne zili
18” AAX metal zili
18 HHX çin simbali
22 AA çin simbali
Axis A Longboards pedal (2)
Vic Firth 2B tahta baget
Alesis D4 trigger modülü
D-drum trigger kıskacı

Kullandığı markalar; Evans, Vic Firth, Axis

Spaundrums adlı bateri şirketi tarafından “black metalin en hızlı ve en iyi” bateristi olarak gösterilen Inferno’ya özel trampet davul üretildi. Davulun üzerinde Behemoth grubunun simgesi ve Inferno’nun adı yazılıdır.

Orion
4 ve 5 telli baslar kullanır. ESP/Ltd, JB bass, Madison amfi, Ampeg B2R, Sansamp pre-amp, BBE sonic maximizer.

Seth
ESP, Gibson, Flame marka gitarlar. Peavey Tripple X, Marshall cabinet, Boss pedal, Behemoth imzalı 0.74 mmlik pena , D’Addario tel (13-60)

Cover yaptıkları parçalar
Aggressor (The Return of the Northern Moon) – Hellhammer
Deathcrush (…From the Pagan Vastlands) – Mayhem
Carnage (Live Eschaton, Antichristian Phenomenon) – Mayhem
Hello Spaceboy (Thelema.6′in 1000 kopya sınırlı digipack sürümü ve Antichristian Phenomenon) – David Bowie
Day of Suffering – (Antichristian Phenomenon) – Morbid Angel
Wish (Conjuration) – Nine Inch Nails
Welcome to Hell (Conjuration) – Venom
Penetration – (Slaves Shall Serve) – The Nefilim
Until You Call on the Dark (Slaves Shall Serve) – Danzig

Artistik
Behemoth müziğin yanısıra görselliğe de çok önem verir. Albüm kapak tasarımları, albüm içi çizim konseptleri, fotoğraf çekimleri ve sahne şovları grup için oldukça önemlidir. Grubun kapak tasarımlarını ve albüm içi resim ve çizim çalışmlarını Pandemonic Incantations’tan bu yana Tomasz Danilowicz yapıyor.
Behemoth üyeleri konserlerinde şarkılarındaki tekniklerinden ödün vererek, konser havasına daha uygun olduğunu düşündükleri için, daha çok hıza ve sahne şovuna odaklanır. Konserlerinde birçok şov öğesi kullanırlar. Black metale özgü olan ve kendi black metal dönemlerinden kalma bir alışkanlık olan corpse paint kullanmaya hala devam ediyorlar.

Albüm satışlarında ciddi bir ticari başarıları olmadığı için grup müzik yaşamında bazı maddi sorunlar yaşıyor; klip çekimleri için maddi destek alamıyor, konserlerde kendi ekipmanlarını kendileri kuruyor.

İlişkili müzik hareketleri

Behemoth, yine bir death metal grubu olan Vader ile birlikte Polonyalı en ünlü iki gruptan biridir. Bu özellikten dolayı Behemoth üyeleri, birçok Polonyalı metal müzik grubu tarafından albüm kayıtlarında kendilerine destek olmak için çağrılmıştır.

Nergal
Gdañsklı black metal grubu Mastiphal’in tek çalışması olan ve 1994 Martında çıkarılan Nocturnal Landscape adlı demoda davul çaldı.
Bia³ystoklu gothic/senfonik black metal grubu Hermh’in ikinci çalışması olan Crying Crowns Of Trees adlı 1995 çıkışlı demoda bas ve vokallerde görev aldı.
Gdansklı heavy/stoner metal grubu Wolverine’in tek çalışması olan 2000 çıkışlı Million Hells adlı 3 şarkılık demoda vokal ve gitarda görev aldı.
Ünlü gruplardan (Morbid Angel, Manowar) üyeler barındıran müzisyenler tarafından Voodo Gods adı altında 1998 yılında çıkarılan Shrunken Head adlı albümde vokal yaptı.

Inferno
Şu anda Tczewli brutal death metal grubu Azarath’da da bateri çalıyor.
Zielona Góralı black/thrash metal grubu Witchmaster’da davul çaldı.

Ortak çalışmalar
Sopotlu death metal grubu Damnation’da Inferno davul Nergal ise bas çaldı.
Orion, Legionowolu senfonik black metal grubu Vesani’da gitar ve vokalde görev alıyor. Seth de bu grubun konserlerinde gitar çalmıştır.

Hukuksal sorunlar
Behemoth, 2007’nin haziran ayında, Polonyalı bir kuruluş tarafından hazırlanan “satanizmin gelişmesine yardımcı olan müzik grupları” listesine dahil edildi. Bu liste devlet kurumlarına gönderilerek, bahsi geçen grupların ülkede konser vermesinin yasaklanması istendi. Kuruluşun isteği gerçekleşmemesine rağmen, Nergal’in Eylül ayında Polonya Gdynia’da verdikleri konser sırasında bir İncil kitabını parçalaması ve Katolik Kilise için “…Dünya’daki en eli kanlı mezhep” demesi üzerine, kuruluş tarafından dava edildi.

Grubun resmi web adresi: http://www.behemoth.pl

http://tr.wikipedia.org/wiki/Behemoth adresinden alıntıdır.

Megadeth – ABD

Megadeth, Dave Mustaine’ in liderlik ettiği ABD’li Thrash metal grubu. 1983 yılında kurulmuş, 2002 yılında dağılmış ve 2004 yılında tekrar kurulmuştur.

Metallica grubundan grup elemanları ile yaşadığı problemler yüzünden ayrılan Dave Mustaine, bas gitara David Ellefson, gitara Kerry King ve bateriye Gar Samuelson’u alarak Megadeth’i kurar. Albüm çıkmadan Kerry King gruptan ayrılır ve daha önceden de çaldığı başka bir önemli metal grubu Slayer’la kariyerine devam eder. Onun yerine Chris Poland gruba katılır. Bu kadro ile 1985′te Killing Is My Business… And Business Is Good! ve 1986′da Peace Sells…But Who’s Buying? albümleri yayınlanır.

1988′de yayınlanan So Far So Good So What ile grup elemanları yine değişir. Jeff Young gitara, Chuck Behler davullara alınır. Bu albümde Dave Mustaine’in eski grubu Metallica’dan arkadaşı olan Cliff Burton’a yazdığı “In My Darkest Hour” bulunmaktadır.

Ancak bu kadro da fazla dayanmaz ve gitara Marty Friedman ve bateriye Nick Menza gelir ve Rust in Peace 1990′da çıkarılır. Hem eleştirmenler hem de dinleyiciler albümü çok beğenir. “Hangar 18″ ve “Holy Wars… The Punishment Due” singlelarını barındıran bu albümden iki sene sonra Countdown To Extinction çıkar. Bu albüm de Billboard müzik listesinde 2.liğe kadar çıkar.

1994 tarihli Youthanasia albümü ile Megadeth müzikal anlamda biraz yavaşlar. Bir sene sonra cover parçalar ve yayınlanmamış şarkılardan oluşan Hidden Treasures yayınlanır. 1997 tarihli Cryptic Writings ile Megadeth yeni müzikal yolunda hem de Trust gibi bir hit çıkararak devam eder.

1998′de Nick Menza geçirdiği ameliyattan sonra gruptan ayılır ve Jimmy DeGrasso gruba katılır. 1999 de ise Risk albümü çıkar. Bu arada gitarist Marty Friedman da grubu bırakır ve yerine Al Pitrelli girer.

2001′de grubun eski thrash metal günlerine döndüren The World Needs A Hero yayınlanır. Ancak albümün başarısına rağmen Dave Mustaine sol elinde baş gösteren karpal tünel sendromu rahatsızlığı yüzünden grubu dağıtma kararı alır.

Ancak geçirdiği tedavilerden sonra Dave Mustaine müziğe devam etme kararı alır ve yeni grup arkadaşları ilk albümün gitaristi Chris Poland, davulcu Vinnie Colaiuta ve bas gitarda Jimmy Sloas ile The System Has Failed ‘i 2004′te çıkarır. Bu arada eski Megadeth üyesi David Ellefson’la da Megadeth yüzünden mahkemelik olurlar. Gruba The System Has Failed turnesinde eşlik eden bascı James Macdonough yerine United Abominations albümünün kayıtlarından önce White Lion ve Black Label Society gibi gruplarda çalmış olan James LoMenzo gelmiştir.

2007′da ise yeni albümleri United Abominations yayınlanmıştır. Glen Drover 2008 yılında ailesine daha çok vakit ayırmak istediğini beyan ederek gruba veda etmiştir. Yerine Jag Panzer ve Nevermore’ da çalmış olan Chris Broderick gelmiştir. Ve ne yazık ki Dave Mustaine, Endgame albümünün dünya turnesi bittikten sonra üstü kapalı bir biçimde grubun dağılacağını açıklamıştır.

Grup üyeleri

Şimdiki üyeler
Dave Mustaine – (1983–günümüz)
Chris Broderick – (2008–günümüz)
James Lomenzo – (2006–günümüz)
Shawn Drover – (2004–günümüz)

Eski üyeler
David Ellefson – (1983–2002)
Greg Handevidt – (1983–1984)
Gar Samuelson – (1984–1987)
Chris Poland – (1984–1987, 2004)
Mike Albert – (1984-1985)
Chuck Behler – (1987–1988)
Jeff Young – (1988–1990)
Nick Menza – (1989–1998, 2004)
Marty Friedman – (1990–2000)
Jimmy DeGrasso – (1998–2002)
Al Pitrelli – (2002–2004)
Vinnie Colaiuta – (2004)
Jimmy Sloas – (2004)
James MacDonough – (2004–2006)
Glen Drover – (2004–2008)

Grubun resmi web sitesi: www.megadeth.com

http://tr.wikipedia.org/wiki/Megadeth adresinden alıntıdır.

Black Sabbath – İngiltere

Black Sabbath`in elemanları bir işçi sehri olan Aston (Birmingham, İngiltere) da birbirlerinden bir mil uzaklıkta yetiştiler ama çocukluk arkadaslıkları pek de dostça değildi.Genç John Michael (Ozzy Osbourne) (3 Aralık 1948) mahallenin kabadayısı Frank Anthony (Tony Iommi) (19 Şubat 1948) tarafından eziyet görüyordu. Öte yandan Terrance Geezer Butler (17 Temmuz 1949) ise gizem ve fanteziye kurulu bir dünyada yaşayan fazlasıyla asi bir serseriydi. Üclüde müziğe birbirlerinden habersiz başladılar ve farklı gruplarda çaldılar, ama çaldıkları gruplar çabucak sönüyordu. Sonunda kendilerini davulcu William Bill Ward ( 5 Mayıs 1948 ) la birlikte aynı grupta buldular. 1967 de `Polka Turk`u oluşturdular. (Vokalde Osborne ,Iommi gitarda, bassta Butler, davulda Wards , ritmik gitarda Jimmy Philips ve saksofonda Acker.) Philips ve Acker sonradan atıldılar. Ve dörtlü kendisini Earth |Blues Company| olarak adlandırdı. Bu adı daha sonra kısaltarak `Earth` yaptılar. Blues ve rock müziği yapan grup bir çok yerel klüpte çalmaya basladılar ve hatta kendilerine küçük bir izleyici kesimi edindiler. 1969 `da Iommi Jethro Tull ile birlikte çalmak için gruptan ayrılmasına rağmen birkaç ay sonra yeni bir fikirle eski grubuna geri döndü. İnsanların korkmak için korku filmlerine para verdiren fenomenden etkilenen Iommi korkunç müzik yapmaya karar verdi. Tarihin değişimi başlıyordu. Butler’in gizeme olan ilgisi ile gazlanan grup esrarlı ve düşündürücü sözleri olan şarkılar müziği insana korku veren şarkılar bestelemeye başladılar. Wicked World ve efsanevi şarkılarından biri olan Black Sabbath’ı da içeren Black Sabbath albümünü 1930′ların Boris Karloff filmlerinden esinlenerek yine aynı isimle Black Sabbath olarak çıkarttılar. Sanırım kaderin tuhaf bir oyunu grubun gelişmekte olan kariyerini nerdeyse durduracak bir olay tam tersine çevirdi, grubu kendilerine özgün bir yere kavuşturdu. 1970 de daha kendi isimlerini taşıyan albümlerini çıkarmadan kısa bir süre önce Iommi bir iş kazası sonucu sağ elinin parmak uçlarını yitirdi. Solak gitarist hassas parmaklarıyla gitarin perdesine basmayı çok acı verici bulduğundan geçiçi olarak plastik parmaklık takmaya basladı , ayrıca daha alcak bir ses tonu vermek ve daha kolay çalmak için gitarin akordunu değiştirdi. Sonuç şarkılarının sözlerini yakalayan kasvetli, blues esintili temalarla birleşen derin, çamurlu ve boğuk bir sesti. Çoğunluğu Butler tarafından bestelenen şarkılar kötülük, şeytan, büyücülük ve savaş temalarına dayanıyordu. Black Sabbath 1970 de piyasaya çıktı ve İngiliz listelerinde 13. sıraya girdi. Arkasından 1971 de bunu gercek bir Heavy Metal albümü olan Paranoid izledi. Bu albümde Osbourne`un feryat eden vokellerinin dehşetli karışımı Iommi’nin akıcı, sürükleyici gitar rifleri Butler’ın gümbürdeyen bası ve Ward’ın coşkulu davulu albümü büyük bir ticari başarıya ulaştırırken War Pigs, Paranoid ve 99′da Grammy de “Best Metal Perfermance” alan Iron Man gibi heavy metal klasiklerini çıkarttılar. Paranoid isimli şarkı aslında Iommy’nin albümün sonunda kalan boşluğu kapatmak için aklındakı bir melodiyi diğer elemanlara söylemesiyle ortaya çıkmıştı.Parçaları gönderdikleri plak şirketi Paranoid’i o kadar beğendiki gruba bile haber vermeden albümün ismini Paranoid olarak değiştirdi. Paranoid İngiltere listelerinde 1 numara olurken, Amerika listelerinde 8 numaraya kadar çıktı. Takribi 1 sene listelerde yer alan albümle grup hem Atlantik’in iki yakasında mükemmel ve ateşli bir hayran kitlesi kazandı hem de platin plak aldı. Grubun şeytani armonik sesleri ve yaşam tarzları başta bahsettiğimiz tutucu organizasyonlar ve de aile grupları tarafından nefretle izlenmeleri sonucunu doğurdu. Bugüne kadar tüm üyelerinin çoğunluğunun sadık katolikler olmasına rağmen şeytanın kilisesi (Church of Satan) Black Sabbath’ın müziğini kucakladı ve grup üyeleri kendi baglı oldukları kilise tarafından şeytana tapmakla suçlandı. Alkol ve uyuşturucuya dayalı çılgın yaşantıları haklarındakı söylentileri iyice arttırdı ve grup dünyadaki milyonlarca anne ve babanın korkulu rüyasi oldu. Daha sonra aynı yıl Sweet Leaf adli haşhaş taraftarı Into The Void ve Children Of The Grave destanlarından oluşan Master of Reality adlı albumu 1971′in Ağustosunda çıkardılar. Master of Reality Amerikan listelerinde ilk ona girdi ve neredeyse bir sene bestseller olarak kalmayı basardı. `Volume 4` 1972′de yayınlandı. Los Angeles’taki Record Plant’ta kaydedilen albümdeki şarkı sözleri haşhaşin faziletlerini sürmekten kokainin yol açtığı deliliği anlatmaya dönüştü. Aslında bu grubun bir bakımada kendini anlatmasıydı. Bu albümde Supernaut ve Under The Sun gibi orijinal ötesi, güçlü sözlü şarkılara extra olarak melodik yönü ağır basan ve grubun müziksel simgelerinden biri haline gelen Laguna Sunrise ve Cornucopia enstrümentalleri yer alıyordu. Heavy Metal’in onaylı klasiklerinden birisi 1973′de yayınlanan Sabbath Bloody Sabbath, Killing Yourself To Live , Looking For Today ve en son Metallica tarafından coverlanan Sabbra Cadabra gibi tamamen aşmış şarkıları ile Sabbath’ın artık bir firma olduğunun kanıtı olup grup tarihinin zirve noktalarından biridir. Ancak şunu da söyleyebiliriz, bu Sabbath’ın son orijinal albümü ve son klasiğidir. 1975′deki Sabotage yarı istekli bir çaba olmasına rağmen grubun düzenleyiciliği , söz yazarlığındaki ustalıklarını ve yapımcılığını bir kez daha tüm dünyaya gösterdi. Synthesizers dünyasına talihsiz bir elektronik seyahatti, Techical Ecstasy( 1976) ve grubunda çöküş dönemiydi. Bir yandan grup üyelerinin kişisel yasantıları kontrolden çıkarken diğer taraftan iç gerginlik 8. albümü yazarken dayanılmaz bir hale gelmisşti. 1977′de Ozzy gruptan ayrıldı ve yerine eski Savoy Brown şarkıcısı Dane Walker getirildi. Never Say Die (1978) şarkısından kısa bir sure önce Ozzy gruba geri döndü ve bir sene sonra grubu temelli terk ederek 80 ve 90′larda basarılı bir şekilde tek başına kariyerini sürdürdü. (Kim ne derse desin harika bir solo kariyeri vardır.) Black Sabbath’ın geleceği pekte pembe gözükmüyordu. Eski Rainbow’un solisti Ronni James Dio’yu alan grup 80′lere Heaven and Hell ile ümit verici başladı. Ama Dio’nun 1982′de ayrılmasıyla vokalist pozisyonu bir döner kapıya benzemeye başladı. (eski Deep Purple Ian Gillan, Glenn Hughes ve Tony Martin) 1986′da Butler ve Ward dahi Black Sabbath terk etmişti. Sadece tek orijinal üye kalan lommi 1990′lara kadar albüm çıkarmaya devam etti. 1997′de Osborne, lommi ve Butler Ozzy nin Ozzfest Summer Fest turunda davulda Faith No More dan Mike Bordin’le tekrar sahnedeydiler. 4 Aralık 1997′de Ward Birmingham’daki NEC Konser Salonunda onlara katıldı. (1985′deki Live Aid de bir defalık şov ve 1992′deki kısa bir araya geliş sayılmazsa) bu 20 yıldan beri ilk kez orijinal Black Sabbath tarafından yapılan gercek bir şovdu. Bu şovda önemli noktalardan biriside Sabbath’in ilk günkü gibi heyecan ve istekle çalmasının yanısıra Iommy’nin gözlerindeki gurur parıltısıydi. Şov sonunda yıkılmamış bir komutan edasıyla Iommy, davulunun önünde eğilen Wards ve Ward’in elini öpen bir Ozzy dikkatlerden kaçmıcaktı. Şovdan seçilen ve canlı parçalardan oluşan album 1998′de piyasaya çıkarıldı (Reunion) ve bunu Dünya çapında hâlâ devam etmekte olan bir tur izledi. Grubun Reunion’da yer alan ve bonus olarak düşünülmüş Psycho Man artık ellili yaşlarını aşmış bu dinazorlarin son hitleri idi. Black Sabbath günümüzde hâlâ yaşanan geri kafalılığa bundan tam 30 yıl öncesinden seslenmiş bir gruptur. Şarki sözleri aşktan sevgiden bahsetmeyebilir, kabul belki çok agresiftirler ama onların çocuklukları, yaşamları, hayatın bu agresifliği içinde geçmiştir. Ozzy 8 kardesiyle aynı odada yaşayan, çocukluğunu aynı pantalonla tamamlamış okula gitmesi gereken yaşta Birmigham’in demir madenlerinde, şehir mezbahasında çalışmıştır. Onların hiç bir zaman konserlerinde civcivleri ezdikleri, inekleri patlattıkları görülmemiştir. Bu konuda kayda geçen tek olay Ozzy’nin bir turne dönüşü sabah öten bir horozu tekmelemesi ve bir konserde sahneye atılan bir yarasayı Ozzy’nin oyuncak zannedip ısırmasından ibarettir.

Grubun resmi web sitesi: http://www.black-sabbath.com/

http://tr.wikipedia.org/wiki/Black_Sabbath adresinden alıntıdır.

Metallica – ABD

Metallica, ABD çıkışlı bir heavy metal grubudur. Thrash metal akımının üyelerinden ve 80′li yılların en iyi ve en ilham verici metal gruplarından birisi olarak kabul edilir. 60 milyonu ABD’de, 40 milyonu da dünyanın geri kalanında olmak üzere yaklaşık 100 milyon albüm satışı bulunan grup, müzik tarihinin ticarî ve akım olarak en başarılı metal gruplarından biridir. Konser satışları açısından da ABD müzik tarihinin en büyük 13. topluluğu konumundadır.

Köklerini Black Sabbath, Motörhead, Deep Purple, Iron Maiden gibi efsanevi gruplardan alan Metallica, yeni doğan Heavy Metal müziğini en zirveye taşıyarak kendiyle bütünleştirmiş; bunları yaparken köklerine sadık kalabilmeyi başarabilmiştir.

Kuruluş dönemi (1981-1983)

Metallica’nın temelleri baterist Lars Ulrich tarafından atılır. Ulrich, Los Angeles gazetesine ilan vererek birlikte müzik yapabilecek kişilerle görüşmek istediğini belirtir. İlk telefon, ilana tek cevap veren kişi olan, bir basımevinde çalışan 18 yaşlarına yakın lise mezunu bir gençten, James Alan Hetfield’dan gelir. Sert sesi, farklı armonisi ve yeniliğe açık gitar virtiözitesiyle, grubun vokal ve gitaristliğini üstlenen Hetfield’ı, şu anda Megadeth’te çalan gitarist Dave Mustaine izler ve son olarak da James’in eski grubu Leather Charm’dan arkadaşı bass gitarist Ron McGovney gruba dahil olur.

Topluluk bu kadrosuyla ilk konserini Anaheim (California)’da Radio City’de 14 Mart 1982’de vermiştir. İlk başlarda istediği başarıyı yakalayamayan grup, ayrıca solo gitaristleri Dave Mustaine’in alkol ve şiddet problemleri ile uğraşmaktadır. Kendi başlarına albüm yayınlayacak kadar finansmanları ve pek fazla şarkıları olmadığından bir toplama albüme şarkı vermeye karar verirler. Ellerindeki doğru düzgün hazırlanmış tek şarkı olan “Hit the Lights”‘ı Metal Massacre albümüne sokmayı başarırlar. Bu şarkı ile olumlu tepkiler alan Metallica, ilk demoları ve bas gitaristleri Ron McGovney’in grupla son kayıdı olan Power Metal’i 1982 yılında yayınladılar. Grupta doğru düzgün bir işi olan Ron’un, şarkıların yaratım sürecinde hiç katkısı olmayışı arkadaşlarını rahatsız ediyordu. Bu sıralarda James ve Lars “Whiskey A Go Go” adlı mekanda grup Trauma’yı izledi. İki arkadaş mekanda eğlencelerine devam ederken sahneden bir ses duydular, bunu ikiside en başta solo gitar olarak düşünmüşlerdi ancak arkalarını döndüklerinde bunun wah-wah pedalı kullanan bir bas gitarist olduğunu farkettiler. James Hetfield olayı, Tam arkamızdan vahşi bir solo gelmişti, arkamızı döndüğümüz zaman bunun o olduğunu gödük, uzun kızıl saçlarıyla sadece işini yapıyor ve çevrede sanki kimse yokmuşçasına, tek başına odasında çalıyormuşçasına sakin ve bir o kadar harika çalan birisi vardı özetliyor. Grubun genç basçısı Cliff Burton’a kendilerine katılması için teklif götüren grup, Cliff’in Bir grup için şehir değiştiremem serzenişine karşı, grubu onun şehrine taşımaya karar verdi ve Cliff Burton’u ikna ederek kadrosuna aldı. Bu ekiple bir demo yayınlayan grup kendini iyiden iyiye belli etmeye başlamıştı. Ancak, Dave Mustaine’in alkol, şiddet ve uyuşturucu problemleri grubu çok rahatsız ediyordu ve bu yüzden gruptan çıkarılmasına karar verildi. Dave’in çıktığı aynı gün Exodus grubunun kurucularından Kirk Hammett gruba ana gitarist olarak katıldı.

Kill ‘Em All (1983)
Metallica, ilk stüdyo albümleri olan Kill ‘Em All’u 1983′te çıkarttı. Aslında albümün adının Metal Up Your Ass: Easters Cancelled, Bodys Been Found olması planlanıyordu fakat grup ve şirket o zamanlar albüm isminin alacağı negatif tepkiden çekindi. Şirketin baskılarından dolayı isim değiştirilmek zorunda kaldı. Basçı Cliff Burton da şirketi kastederek Kill ‘Em All adını önerdi ve grup tarafından hemen kabul edildi. Albüm 10 şarkı içeriyordu ve bu şarkılar arasında Dave Mustaine’in de katkıda bulunduğu besteler vardı. Albümün en belirgin tarafları Hetfield’ın çiğ vokali ve grup elemanların yapmak istedikleri müzik ve yaşlarını çok güzel yansıttıkları şarkıları olmuştur. Bu albümden “Seek & Destroy” ve “The Four Horsemen” birçok konserlerinde yer bulmuştur. Ayrıca Cliff Burton’ın bas solosu “(Anesthesia) Pulling Teeth” de bu albümde yer almaktadır. Albüm çok büyük bir satış başarısı getirmese de Metallica adının yeterince duyulmasını sağlamıştır. Grup belirli bir hayran kitlesi topladıktan sonra ikinci albümün geleceğini duyurmuştur.

Ride the Lightning (1984)
Grup ikinci albüm Ride the Lightning ‘i kaydetmek için 1984 yılında Danimarka’daki Sweet Silence stüdyolarına gider. Bir hafta süren kayıtlar sonucunda Flemming Rasmussen prodüktörlüğünde Ride the Lightning raflardaki yerini alır. Yeni albüm ile grup Avrupa’da turnelere çıkmaya ve imza dağıtmaya başlar. Albümün açılış parçası “Fight Fire with Fire”‘ın başındaki akustik kısım dinleyen herkesin kısa bir şok geçirmesine, Metallica’nın aniden tarz değiştirdiğini düşünmelerine sebep olmuş ama şarkının sert ve hızlı devamı bu kanıyı yoketmiştir. Albümde Hetfield’ın sesini yüksek derecede geliştirmeside gözden kaçmamıştı. Albümdeki “Creeping Death”, konserlerin vazgeçilmez parçası ve grubun canlı biçimde çaldığı en iyi parçalardan biri oldu. Yine albümde bulunan “Fade to Black” isimli şarkı çıktığı ilk günden beri grubun en çok sevilen şarkılarındandır. Ride the Lightning ‘in çıkışından sonra grup pek çok dergilerden “Yılın Metal Grubu” ödülü aldı. Artık Metallica çığ gibi büyüyordu ve adını tüm Dünya’ya duyurmak için adım adım ileriyordu.

Master of Puppets [1986]
1984 yılında Metallica’yı izleyen Elektra Records’tan Michael Alago ve ‘Q-Prime Menajerlik’ten Cliff Burnstein grubun performansından çok etkilenir ve kontrat imzalanır. Böylece grup İngiltere’de de büyük başarıya ulaşır. Artık büyük bir şirketle de anlaşmış olan grup 3. stüdyo albümlerini çıkartmak için hazırlanmaya başlar. Ride the Lightning ‘in büyük başarısından sonra herkes gruptan çok iyi bir albüm bekliyordu ve Metallica beklentileri karşılayan 3. stüdyo albümleri Master of Puppets ‘ı 1986 yılında piyasaya sürdü. Çıktığı andan itibaren büyük başarı ve eleştirmenlerden çok yüksek notlar toplayan albüm, hiçbir reklam kampanyası olmadan milyonlar sattı, Billboard 200′de 29. sıraya kadar yükseldi. Albümün açılış parçası olan “Battery” yine “Fight Fire with Fire” gibi yavaş girişi, devamında gelen hızlı ve sert riffleriyle dikkat çekerken, albüme adını veren “Master of Puppets” ise küresel bir sorun olan uyuşturucuya dikkat çekmektedir ve grubun en iyi şarkılarından birisi olarak kabul edilmektedir. İsmini basçı Cliff Burton’ın astronomiye ilgisi sebebiyle bir takımyıldızdan alan albümün tek enstrümental parçası “Orion” ise grubun yaptığı en iyi parçalardan ve tüm zamanların en iyi ensturmental şarkılarından birisi olarak görülmektedir. Pek çok eleştirmen tarafından en iyi ve sert metal albümlerinden biri olarak gösterilen Master of Puppets Metallica için bir çağın bitişi ve yeni bir çağın başlangıcı olacaktır.

Cliff Burton’ın ölümü

27 Eylül 1986′da Damage Inc. turunun Avrupa ayağı sırasında grup üyeleri kendi aralarında yatacakları yerleri seçmek için kart çekerler. Cliff Burton, Kirk Hammett’ın yerinde yatmaya hak kazanır. Gece ise küçük bir Danimarka kasabası olan Ljungby yakınında tur otobüsleri yoldaki buzlanma sebebiyle şarampole yuvarlanırlar. Kazayı James Hetfield, Lars Ulrich ve Kirk Hammett ufak sıyrıklarla atlatırken uğruna grubun şehir bile değiştirdiği yetenekli basçı Cliff Burton camdan fırlayarak otobüsün altında kalmış, henüz 24 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Otobüs, çekicinin halatının kopması sonucu kaldırılırken tekrar düşmüştür. Bu ikinci düşüş sırasında Cliff’in henüz hayatta olup olmadığı bilinmemektedir. Cenaze töreninde Master of Puppets albümünden Cliff ile bütünleşen “Orion” adlı parça çalınmış, parça 2006 Rock am Ring festivalinde Master of Puppets ‘ın 20. yılı için tüm albüm baştan sona çalınana kadar hiç tam uzunluğuyla çalınmamıştır. Kendi isteği üzerine Cliff’in külleri Bay Area’da değişik yerlere savruldu. Kendi deyişeriyle Metallica’yı Metallica yapan 3,5 yıllık basçılarının ölümünden çok etkilenen grup üyeleri, grubu dağıtmayı düşündüler fakat eğer yaşasaydı Cliff’in bunu istemeyeceğini hatırlayarak ve Cliff Burton’ın ailesinin isteği üzerine devam etme kararı aldılar. Yapılan seçmeler sonucunda Flotsam and Jetsam’ın basçısı Jason Newsted ekibe dahil oldu.

…And Justice for All (1988)
Bas gitarist olarak Jason Newsted’i kadroya katan Metallica, Cliff Burton olmadan ilk ve 4. stüdyo albümleri olan …And Justice for All albümünü 1988 yılında piyasaya sürdü. Oldukça sert ve hareketli olan, içinde kimi progresif öğeleri bulunduran albüm muazzam bir başarı yakaladı ve Billboard 200′de 6. sıraya kadar yükselerek grubu ilk defa ilk 10′a sokmayı başardı. Fakat albümde hiç bas gitarın sesinin duyulmaması sebebiyle kimi sert eleştiriler aldı. Ekip elemanlarının Jason’ı ilk yıllarda dışlamaları ve onun müzik bakış açısını, müziksel fikirlerini gözardı edişleri, albümün 3′lü arasında bir yetenek şovuna dönüşmesi bunda en büyük etkendi. Albümde bas gitar vardı, ancak sesi çok kısılmıştı, ancak katmanlarına inildiğinde farkedilebiliyordu, bir nedeni de albümdeki bas gitarın önceki albümlerden daha sık bir şekilde ritim gitarı takibinin arttırılması olmuştu. Daha önce grubun ilk günden beri desteklemediği video klip çekme politikasını da sona erdirerek eski bir depoda bir savaşın ve savaşın insanlara getirdikleri üzerine yazılmış, albümün 4. şarkısı “One”‘a klip çekti. Eski bir depoda, Johnny Got His Gun adlı filmden bazı sahnelerle harmanlanmış klip grubun ilk video klibi olması sebebiyle büyük ilgi gördü. Büyük başarı yakalayan albüm sonrasında grup 2 yıl sürecek olan Damaged Justice turnesine çıktı. Artık kendi başlarına arena turlarına çıkmaya başlayan grup başarılı performanslarıyla hayranlarından tam not aldı. One adlı şarkıyla Grammy Ödülleri’ne En iyi Hard Rock/Metal Performansı kategorisinde aday olan grup ödülü Jethro Tull’e kaptırınca o yılkı albüme Grammy Ödülünü Kaybeden Albüm ibaresini ekletti.

Metallica (The Black Album) (1991)
Çok satan bir albüm ve başarılı geçen bir turneden sonra yeni bir albüm kaydetmek için North Hollywood’daki One On One stüdyolarına giren Metallica Bon Jovi, The Cult, Mötley Crüe ve Nirvana gibi başarılı grupların prodüktörlüğünü yapmış olan Bob Rock ile anlaştı. Daha önceki 4 albümü istedikleri gibi yapan James Hetfield ve Lars Ulrich, yeni bir prodüktörle çalışmaya alışırken, Cliff Burton’ın yerine gelen basçı Jason Newsted ise hâlâ grupta dışlanan eleman gibi duruyordu. Yaklaşık 1 yıl süren kayıt ve beste süreci sonunda albüm 1991 yılında piyasaya çıktı. New York’taki Madison Square Garden’da, o zamana kadarki en büyük dinleti partisini veren Metallica artık dünyanın en büyük grupları arasındaki yerini almıştı. Black Album, Metallica’nın çıkarttığı en yüksek ticari başarıya sahip albüm olarak bilindi ve birçok yeni hayran kazanmasını sağladı. Çıktığı geceden itibaren sansasyonlara neden olan albümün bir adı yoktu. Sade, siyah bir kapağı olan albümün üstünde sadece Metallica yazıyordu ve dikkatli bakıldığında görülebilen bir yılan silüetine sahipti. Eskisinden farklı bir tarzda olan albüm, grubun yavaş yavaş thrash metalden uzaklaştığının göstergesiydi. “Enter Sandman” ile Grammy alan grup, o sene albüm çıkartmadıkları için Jethro Tull’e teşekkür etmeyi de unutmadı. Metallica önce Wherever We May Roam adıyla başlayan, ikinci ayağında Guns N’ Roses ile birleşen ve Nowhere Else to Roam adıyla son bulan konser dizisine başladı. Nowhere Else to Roam turnesi kapsamında İnönü Stadyumu’nda Türk hayranlarına muhteşem bir konser yaşatan Metallica artık yeni albüm için stüdyoya girmeye hazırdı.

Load (1996)
3 yıl süren uzun turneden sonra Metallica, altıncı albümlerini kaydetmek için stüdyoya girdi. Yaklaşık 1 yıl süren beste ve kayıt aşamasından sonra grubun 6. stüdyo albümü Load Billboard 200 listesine 1 numaradan giriş yaparak raflardaki yerini aldı. Albümün kapak çalışması Andres Serrano tarafından yapıldı. Ressamın meni ve kanını 2 cam plaka arasına koyarak ortaya çıkardığı kapak çalışması fanlar tarafından beğenilmedi. Önceki 5 albümden tamemen farklı tarzlarda şarkılar içeren Load fanlar tarafından çok eleştirildi, müzik yazarlarının bir kısmı albümü beğenirken bir kısmı ise “Metallica davayı sattı” diyerek grubu lekelemeye çalıştı. Albüm, hard rock ve heavy metal’in karışımına sahip senkronik bir eserdi ve zamanla en iyi hard rock albümlerinden birisi kabul edilerek severek dinlendi. Grup elemanlarının saçlarını kısacık kestirip alternatif rock festivali Lollapalooza’da headliner olarak sahne alması ise öte yandan pek çok hayranın tepkisini çekti.

ReLoad (1997)
Load albüm kayıtları sırasında çok fazla şarkı kaydeden grup, kalan şarkıların üstünde biraz daha çalışarak sonraki yıl ReLoad adıyla bir albüm daha piyasaya sürdü. Yapılan açıklamada Load ve ReLoad ‘ın aynı yıl çıkmasını planladığını söyleyen grup bazı aksaklıklar ve Bob Rock’ın ticari düşüncesinin etkisiyle bir sene geç çıkarılmıştı. Load ‘dan biraz daha sert olan albüm Billboard 200 listesinde 1, Kanada listelerine ise 2 numaradan giriş yaptı. Reload ‘ın en ilgi çeken parçalarından biri “The Unforgiven II” oldu. İlk “Unforgiven” gibi bir ballad olan şarkı, klibiyle dikkat çekti. Kasım 1997′de albüm promosyonu için Amerikan NBC kanalında yayınlanan Saturday Night Live programında sahne alan grup “Fuel” ve Marianne Faithfull ile “The Memory Remains” parçalarını çaldı.

Garage Inc. (1998)
1998′e gelindiğinde Metallica cover şarkılardan oluşan Garage Inc. albümünü yayınladı. İlk CD tamamı yeni kaydedilmiş Diamond Head, Killing Joke, The Misfits, Thin Lizzy, Mercyful Fate ve Black Sabbath coverları içeriyodu. İkinci CD’de ise grubun 1987′de kaydettiği The $5.98 E.P.: Garage Days Re-Revisited adlı demo vardı. Koleksiyoncular tarafından beğeniyle karşılanan albüm Billboard listelerine 2 numaradan girdi.

S&M ve Napster Davası (1999-2001)

21-22 Nisan 1999 tarihlerinde daha önce “Nothing Else Matters”‘ın düzenlemesini de yapmış olan Michael Kamen şefliğindeki San Francisco Senfoni Orkestrası ile birlikte konser veren Metallica, bunları S&M adı altında piyasaya sürdü. Konserler için özel olarak bestelenen “No Leaf Clover” ve “−Human” adlı şarkılar büyük ilgi gördü. “The Call of Ktulu” şarkısının S&M performansı ise 2001 yılında Grammy Ödülü kazandı.

Mission: Impossible II adlı film için yaptıkları soundtrack “I Disappear” piyasaya sürülmeden paylaşım programı Napster yoluyla internete düşünce grup program yapımcısı ve kullanıcılarına karşı dava açtı. Bir internet takip ekibiyle anlaşan grup sadece 3 günde şarkıyı yaklaşık 300 bin kişinin indirdiğini tespit etti. Şarkıyı indirenleri hesapları kapatıldı, site ise ceza aldı. Hayranları tarafından neden böyle bir şey yaptıkları anlaşılmayan ve paragöz olmakla suçlanan grup çok eleştirildi.

Newsted’in ayrılışı

Yeni bir albüm kaydetmek için stüdyoya girmeye hazırlanan grup; Ocak 2001′de basçı Jason Newsted’ın kişisel ve özel problemleri yüzünden, sevdiği müziği yaparken kendine verdiği fiziksel hasarı sebep göstererek gruptan ayrıldığı açıklaması ile sarsıldı. Asıl sebep ise James Hetfield’ın kimsenin bir yan projede bulunmasını istememesiydi, çünkü ona göre her yan proje grubun gücünü sarsıyordu.

St. Anger (2003)
Nisan ayında ise film yapımcıları Joe Berlinger ve Bruce Sinofsky, gruba yeni albümlerinin yapım aşamasını filme çekme fikriyle geldi. 2 yılda 1000 saatten fazla çekim yaptılar fakat Temmuz ayında albüm kayıtları başlamadan önce Hetfield alkol ve diğer sebepler yüzünden rehabilitasyon merkezine yattı, tüm kayıtlar Hetfield Aralık’ta dönene kadar askıya alındı. Ancak sonrasında ise James, tedavi sebebiyle en geç saat 16:00′a kadar çalışabiliyordu, geri kalan zamanı ise ailesinin yanında geçiriyordu.

Metallica, Jason’ın ayrılmasıyla iyice kötüye giden aralarındaki iletişimi düzeltmesi için terapist ve performans koçu Phil Towle’u işe aldı. Albüm kayıtları sırasında kalıcı bir basçıları olmadığından bas gitarı, aynı zamanda prodüktörleri olan Bob Rock çaldı. Zorlu geçen kayıtlar sonrasında grup kalıcı bir basçı bulmak için seçmelere başladı. Pek çok başarılı ismin arasından parmaklarıyla çalması, tarzı ve yeteneği sayesinde öne çıkan Robert Trujillo gruba dahil oldu fakat kayıtlar bittiğinden albüme katkıda bulunamadı. 2003 yılının haziran ayında Metallica’nın 8. stüdyo albümü St.Anger raflardaki yerini aldı. Diğer tüm albümlerden çok farklı bir tarzı olan St. Anger hiç gitar solosu içermemesi, Ulrich’in bateri soundu ve James’in vokalleri sebebiyle kötü yönde çok eleştiri aldı fakat grup elemanları St.Anger’ı bitirdikleri için mutluydular çünkü onlara göre bu kendilerini toparlamaları için yapmaları gereken birşeydi.

2004 yılında St.Anger ‘ın yapım aşamasını ve grubun içinde yaşadığı sorunları anlatan film Some Kind of Monster vizyona girdi. Film grubun en doğal ve içten hâlini barındırdığından fanlar tarafından çok sevildi ve önemli festivallerde ödüller kazandı.

Death Magnetic (2008)
Grup 2005 yılı sonunda 15 yıldan uzun süredir prodüktörleri olan Bob Rock ile yollarını ayırdı ve yeni albüm için Red Hot Chili Peppers, Slayer, AC/DC gibi birçok önemli isimlerle çalışmış olan Rick Rubin’le çalışmaya karar verdi. Ardından yeni albümleri için Elektra Records ile olan anlaşmalarına son verip Warner Bros. Records ile anlaştılar.

Metallica, yeni albümle birlikte Master of Puppets ve öncesi sounduna dönmeyi planlamışlar ve röportajlarda hayranlarına ikinci bir St. Anger faciasını yaşatmayacaklarını dolaylı yoldan söylemişdirler. Öte yandan grubun bateristi Lars Ulrich verdiği röportajlarda St. Anger albümünün eğlenceli olduğunu, dibe vurmuş bir grubun ayaklarını yere vuruşunu ifade ettiğini ve bu nedenle de verdikleri en samimi albüm olduğunu belirtmiştir. Grubun ritim gitaristi ve vokalisti James Hetfield ise son verdiği röportajlarda yeni prodüktörleri Rick Rubbin’in tenkidiyle Master of Puppets tarzı bir albüm istediklerini, bunun her ne kadar imkânsız olmasa da zor olduğunu açıkladı fakat yeni albümün St. Anger ‘dan farklı olacağının altını çizen Hetfield, Master of Puppets kalitesinde bir albüm hazırlıklarında olduklarını belirtti. Hetfield’ın verdiği röportajlarda bu albümün melodik soundunun da olacağı belirtilmekteydi.

Grup, yeni albüm Death Magnetic çıkmadan önce www.missionmetallica.com adlı bir site kurarak hayranlarının albüm çıkmadan bazı riffleri dinlemesine, stüdyodan fotoğrafları görmesine olanak sağladı. Albüm 12 Eylül 2008′de piyasaya çıktı.

Metallica, Türkiye’de biri 1993 yılında İnönü Stadı’nda, biri 1999 yılında Ali Sami Yen Stadı’nda ve diğeride yine 27 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul’da Ali Sami Yen Stadyumu’nda olmak üzere 3 kez konser vermiştir .Konser haberi Metallica resmi sitesinde Türkçe olarak yayınlanmıştır.

Grubun resmi web sitesi: www.metallica.com

http://tr.wikipedia.org/wiki/Metallica adresinden alıntıdır.

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes