Baştan belirtelim bu yazı kimseyi yermek, bir şahıs veya kuruluş hakkında ileri geri laflar etmek amaçlı değildir. Bunu baştan söyleyelim sonra bunu anlayamayan, veya arka cihetlerinden algılayan çok hücreli organizmalar bazı durumlarda algılayamayabilirler.
Geçtiğimiz sene Antalya’da bir marka oluştu. Bir mekan Antalya’da kendi türünde görülmemiş sıklıkta etkinlik düzenlemeye, belediye gibi resmi kuruluşların bile getirmeye yanaşamadığı isimleri Antalya’da sahne almaya çağırdı. 5 ayda 70′den fazla etkinlik yaptı. Rock ve yakını olan her tür kaliteli müziğin sahnesinde performanslarına kapısını açtı.
Hatta öyle bir marka haline geldi ki artık gruplar mekana ulaşıp “sahne almak istiyoruz” demeye başladılar. İşletmecisi Ankara’da Gölge Bar markasından gelen deneyimini, bizler gerek sahne ve tanıtım becerilerimizi, ses ve ışık sistemi konusunda desteğimizi, bağlantılar konusunda ilişkilerimizi ekleyince mekanın marka olması konusunda büyük çalışmalar yapıldı.
Kimler geçmedi ki bu mekandan. Listeyi yazmaya gerek yok. İşin son noktası ne yazık ki Opeth oldu. İş ne kadar ciddiymiş ki bu grubun gelemeyeceğini, sadece akustik konser vereceğini söyleyenler oldu. Gelenler oldukça keyifli bir konser gördüler. Projeler hala vardı. Orphaned Land sıradaydı mesela. Yaz aylarında gelecek olan Mudhoney ve Napalm Death getirilecekti. İşletmenin kayıtsızlığı ve yanlış bilgilendirmesi yüzünden tüm festival iptal oldu ve biz de baktık bu böyle gitmeyecek elimizi çektik.
Ağlamak kolay yoldur. Çamur atmak ise en basitidir. Aslolan eleştirmek ve bu eleştirileri yaparken doğrusunu da belirtmektir. Memleketimizde, özellikle de Antalya’da genellikle herkes eleştirmendir, ama kimse doğrusunu göstermeye hevesli olmaz.
Aynı markanın bugünkü durumunu hiç incelediniz mi? Temmuz ayında yeniden başlıyoruz diyen bu marka Temmuz’dan Kasım ayı ortasına kadar toplam sadece 3 etkinlik düzenledi. 3. işletmecisi şu an ele aldı bu markayı ve geçen seneki çizgisinin çok ama ÇOK dışında bir yere gittiği de aşikar.
Peki bu mekanın hataları neler oldu derseniz.
“Onlar yaptı biz de yaparız ne var ki?” sendromu…
Geçtiğimiz kış aylarında işletmede bulunan ekipte afişlerin tasarımlanmasından, bu afişlerin asılmasına, sanatçılarla iletişime geçilmesinden, sahnede ses sistemindeki ayarlara kadar çalışan ekip bugün yerinde yok. Bu ekipten kimsenin de mekana artık uğrayasının bile gelmemesi neden ola ki?
“Parasını ödemem, istenince çirkefe yatarım” sendromu…
Az önce ekipten bahsettik. Bu denli iş çıkaran bir ekip içinde ödemelerini düzgün alan kişi adetini söyleyelim size. “SIFIR”.
“Feysbukta gruptan çaktımmı millet damlar mekana” sendromu…
Evet, sosyal platformlar muhteşem tanıtım araçları. Ancak tanıttığınız ürünün de kaliteli olması lazım. Elinizde ürün yoksa ne yapsanız boş.
“Niye cepten para harcayam ööle işmi olur?” sendromu…
Ticaretle az buçuk uğraşanlar bile bilir. Bir işletme ilk senesinde her zaman masraftır. Dükkan açmakla para kazanma işlemi başlamıyor. İşletmecilik öyle olsaydı ne güzel olurdu değil mi? Satın aldığınız arabaya da benzin almak zorunda kalmazdık.
“Herşeyi ben biliyom zaten” sendromu…
Hayat devamlı öğrenmeyi gerektiren bir yol. En üstad dediğiniz adamlar bile hala öğreniyorum derken eğlence sektörü ile müşteri olmaktan öteye alakası olmayan kişilerin “her şeyi bilmesi” ne yazık ki mekanda satacakları ürünün bile fiyatını belirleyememelerini sağlamakta.
“Antalyada rak müzik gitmez pop yapak” sendromu…
Evet Antalya’da rock müzikten çok popüler kültürü takip eden bir kitle var. Orada hemfikiriz. Ama rock müziğe göre planlanmış bir mekanın tasarımından, ses sistemine kadar bir çok konuda popüler kültüre hizmet etmekle bağdaşmayan unsurlar içermesine ne demek lazım? Üstelik popüler kültürde önünüzde her hafta bu türün en ünlülerini getiren mekanlar varken siz ne yapacaksınız? Elinizde kalan Ajdar ile yetinirsiniz.
“Müşteri dediğin birasını içer basar gider” sendromu…
Yok öyle iş. Müşteri dediğin gelir, mekanı inceler, içeceğini alır, müziğini dinler, eğlenir, memnun kalarak ayrılır mekandan. Bunlardan sadece içeceğini alması ve ayrılması sizin üslubunuz ise satacağınız en fazla bilet 50 ile sınırlı kalır.
“İşletmeci dediğin benim sözüme uyacak” sendromu…
Eğlence sektörü egonun yüksek olduğu bir iştir. Hele de sahnede olan kişinin egosu genellikle standartlardan yüksektir. İnanmayan varsa 50 arkadaşını alsın kendisi de yüksek bir yere çıksın, bu 50 arkadaş sadece 5 dakika alkışlasın Eğer bu sektörde işletmeci ile çalışacaksanız onun çizeceği yola ya başta güvenir, ardından karışmazsınız, ya da hiç işletmeci almaz kendi yolunuzu çizersiniz. İkisini de yapmadığınızda sonuç ortada.
“En iyi ses sistemi bende zaten” sendromu…
Geçtiğimiz kış Devrim kardeşimiz orada nasıl bir emek verdi anlatamayız. Pokerde 5 benzemez deyiminin tam karşılığı bir ses sisteminde, kalibrasyonu yapılmayan bir mekanda onca konserin yapılmasında en büyük pay ona aitti. Tabii sırma saçlarından da dökülen çok oldu her konserde. Hata şuydu. O ses sistemi gerçekten de iyi olmayan bir ses sistemiydi, ancak o halinde bile kalite yakalandı. Tabii bu da işletmenin ses sisteminde sorun olmadığı şeklinde algılanınca sonuç kaçınılmaz oldu. Devrim olmadığı gün her yerinden dip gürültü gelen bir sistemle başbaşa kaldı mekan. Bu sistemin yetersizliği de zaten önceki bayram programında alenen ortaya çıktı.
“Konserler zarar eder, ben öylesine program çakayım gitsin mekan” sendromu…
Evet, her konser kar etmiyor. Öyle olsa herkes organizatör olurdu. Ama kar etmek sadece nakit olarak düşünülecekse hiç mekan işletmeyeceksiniz bizden söylemesi. Konser yapacaksanız da bazı konserlerde zarar etmeyi göze alacaksınız. Zira konser paradan çok prestij ve itibar kazandırır bir işletmeye.
“Alakasız gruplarla festival yapma” sendromu…
Geçen senenin en vahim olayıydı bu işletmenin Opeth konserini birleştirdiği festival. Biz fikrimizi belirttik bu iş sayko ve delik bir hal almaya başladı diye. Ama siz Opeth, Yeni Türkü ve Portecho’yu playlistinizde bile bir araya getiremezken bir festivalde peş peşe çıkartma sevdalısı olursanız güzelim Opeth konserini de maymun edersiniz, diğer gruplara da bilet satamazsınız. Zira Yeni Türkü konseri için internetten satılan bilet sayısı “SIFIR” olmuştu.
Umarız bir gün Antalya’da doğru dürüst bir mekan yeniden konserler yapmaya başlar. Şu anda şehrimizde bulunan mekan adeti parmağımızın sayısını geçmemekte ki bu mekanların da güçlerini gerek mekan kapasiteleri, gerekse de teknik ekipmanları gibi detaylarda uzun uzun tartışabiliriz.
Geçtiğimiz kış Antalya’da bir halt olmaz kelimesi ortadan kaldırıldı. Bizim de çorbada bir tuzumuz olduysa ne mutlu bize. Ancak bundan sonrası ne olacak o bir muamma. Biz bir müddet daha izlemeye devam edeceğiz.
Saygılarımızla,
Rock Antalya
MD Altyapı nedir?
Md Altyapı Çoğunluğu %70 Orjinalden alınma geri kalan kısmı (Solistin söylediği bölümler) Klavye ve pc yardımı ile tek tek yeniden oluşturularak yapılan özellikle Bar,Düğün Salonu ve canlı müzik yapılan yerlerde profosyonel müzisyen arkadaşlarımızın üzerine şarkı söyleyerek program yaptıkları bir müzik icraasıdır. Genellikle Md Altyapı,Playback ,Karaoke ,Md müzik gibi adlandırılan bu müzikler şarkıcılık yeteneklerini geliştirmek amacı ile evde,eğlence amaçlı ortamlarda, okul korolarında ve çeşitli etkinliklerde de kullanılabilir….
Kısacacası Her zaman sıklıkla dinlediğiniz bir şarkının sadece müziği var ve şarkıyı söyleyen yok şarkıyı söylemek de size kalıyor….
Ne güzel değil mi? Kim takar grup performansını, enstrüman hakimiyetini.
Duman grubu uzun bir aradan sonra 2 albüm çıkartarak severleriyle buluştu. Yeni albüm çıkmasıyla beraber bir çok şehirde konserler ve festivallere katıldı. Ramazan ayının girmesi üzerine kısa bir aradan sonra tekrar konserlere başlayan Duman grubu ilk olarak istanbul, İzmir ve Ankara’daki severleriyle buluşuyor.
Konser Sıralaması ;
Welcome Party 09
Mekan : Santralistanbul
Şehir : İstanbul
Fiyat : 34 TL
Tarih : 10.10.2009
Kapı Açılışı : 12.30
Not : Duman 20.30 – 23.00 Arası sahne alıcaktır.
16 Ekim Ooze Venue Konseri
Mekan : Ooze Venue
Şehir : İzmir
Fiyat : 34 TL
Tarih : 16.10.2009
Kapı açılış: 21.00
Konser: 23.00
17 Ekim Ankara Saklıkent Konseri
Mekan : Ankara Saklıkent
Şehir : Ankara
Tarih: 17 Ekim 2009 Cumartesi
Fiyat : Öğrenci: 45 ytl – Tam : 55 ytl
Kapı Açılış: 21: 00
1 Kasım Bostancı Gösteri Merkezi Konseri
Mekan : Bostancı Gösteri Merkezi
Şehir : İstanbul
Fiyat : 45 ytl
Tarih: 17 Ekim 2009 Cumartesi
Kapı Açılış: 21: 00
Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz aylarda gerçekleşen Uni-Rock müzik festivali sırasında kendisine metalci işareti yapan gençleri gözaltına aldırması kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Türk halkından gelen aşırı tepkiler sonucunda Başbakan Erdoğan geri adım attı ve bir basın açıklaması yaparak konuşmasında metalci gençlerden özür diledi. CHP genel başkanına açtığı tazminat davasından kazandığı parayı da Amerikalı ünlü klasik müzik grubu “Slayer” i Türkiye’ye getirmek için kullanacağını belirtti. Başbakanın bu jesti metalci gençlerin gönlünü fethetti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir köşe yazısına konu olan demecinde, “kişilik haklarına saldırıda bulunduğu” iddiasıyla CHP Genel Başkanı Deniz Baykal aleyhinde açtığı davada, 5 bin TL manevi tazminat kazandı.
Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın karar duruşmasına, Başbakan Erdoğan’un avukatı Muammer Cemaloğlu ile Baykal’ın avukatı İlsu Çatak katıldı.
Yargıç Mahmut Ülgey, davanın kısmen kabul edildiğini belirterek, Baykal’ın, Başbakan Erdoğan’a yasal faiziyle birlikte 5 bin TL manevi tazminat ödemesine karar verdi.
Davanın dilekçesinde, Murat Yetkin’in, Radikal gazetesinde yayınlanan 27 Şubat 2009 tarihli köşe yazısında, CHP Genel Başkanı Baykal ile yaptığı söyleşiden bazı kesitlere yer verdiği aktarılmıştı.
Dilekçede, köşe yazısında, Baykal’ın, Erdoğan ile ilgili, “Bizim bu iyi niyetli ve yapıcı yaklaşımımıza ne dedi Başbakan? ’Kendi işine bak’ dedi, ’İktidara gelmek için kırk fırın ekmek yemen lazım’ dedi. Karşılığı bu mudur? Şimdi soruyorum: Sen ne biçim siyasetçisin? Bir maganda üslubudur gidiyor.
Türkiye de bunu seyderiyor. Bu sorumsuzluklar karşılıksız mı kalacak? Bu maganda üslubunun bir sonu olacak mı?” ifadelerinin yer aldığı kaydedilmişti.
Baykal’ın bu ifadelerinin eleştiri ve ifade özgürlüğü hak ve görev sınırlarını aştığının kaydedildiği dilekçede, Baykal’dan, yasal faiziyle birlikte 50 bin TL manevi tazminat talep edilmişti.
1997 yılından bugüne düzenlenen Rock Station Festivali, 3-4 Ekim 2009 tarihlerinde.
İki gün sürecek festivalde toplam 11 grup sahne alacak. Bilet satışları Biletix’te satışa çıktı. Ayrıca aynı fiyatta hatıra amaçlı satılacak festival biletleride satış noktalarında.
Alana ulaşım çok kolay. 132 numaralı belediye otobüsü ile Kızılay Atatürk Bulvarı üzerinden yada Güvenpark yanında ki 100. Yıl minibüsleriyle 100. Yıl pazarında inilip. 4-5 dakika yürüme ile ulaşılabilir.
Arabası ile gelecekler için ücretsiz otopark bulunmaktadır.
18 yaş sınırı yok.
GRUPLAR
DORO (D)
DARKPHASE
BLACK TOOTH
EHRİMEN
ORIGAM
KASATURA
D’ARCH
MARTENSMITH
TRUCK
KİNN
NONE SHALL RETURN
AIR GUITAR YARIŞMA JÜRİSİ:
1: ASENA ÖZÇETİN (Solo-Karakedi)
2: MURAT NET (Solo-Pentagram)
3: TARKAN GÜROL (Art Niyet)
BUNLARA DİKKAT:
YANINIZDA GETİRMEYİN:
•Açık ve kapalı yiyecek-içecek
•Alkol içeren her türlü içecek ve sıvılar (kolonya, parfüm, vb…)
•Tedaviniz kapsamında olduğu reçete ile kanıtlanmadıkça, kırmızı reçete kapsamında olan sakinleştirici, teskin edici ve tüm ilaçlar…
•Yasadışı madde ve uyuşturucular…
•Her türlü yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde
•Ateşli (ruhsatlı bile olsa) silahlar
•Çakı, bıçak ve her türlü delici ya da kesiciler
•Cam şişe ve malzemeler
•Ses ve video kayedici cihazlar.
YANINIZA ALAMAYI UNUTMAYIN:
•Fotoğraf makinanız (profesyonel hariç)
•Havanın akşam serin olma ihtimaline karşın kalın giyecek.
•Festival biletiniz.
•Nüfus cüzdanı gibi kimlik kartınız.
ÖNEMLİ: FESTİVAL HER TÜRLÜ HAVA KOŞULUNDA GERÇEKLEŞECEKTİR.
Festival tanıtım teaser videosunu ve festivalin broşür görsellerini burada izleyebilirsiniz.
Opeth, 1990 yılında İsveç’de kurulmuş bir progresif death metal grubudur. Grup, bilindik death metal sözlerinin yanında şiirsel bir anlatıma da yer verir. Hatta bazı yarışmalardan ödülleri bulunmaktadır.
Grup ismi Wilbur Smith’in Sunbird (Güneşin Kuşu) adlı bir kitaptan çıkmıştır. Bu romanda Opet adında bir ay şehri bulunur. Grup üyeleri bunu Opeth’e çevirirler. Öte yandan İsveççe Opeh diye okunur.
Opeth, 1990 yılında Stokholm’de David Isberg tarafından kuruldu. Isberg’in Mikael Åkerfeldt’i gruba çağırmasıyla beraber, başta bas gitar çalması düşünülen Åkerfeldt, gitarist olarak katıldı. Grup, üye sayısı açısından eksik olduğundan sürekli yeni katılımlar alıyordu fakat çoğu kalıcı olmadı. David Isberg, 1992′de “yaratıcılık anlamında farklılıkları” öne sürerek gruptan ayrılınca, vokallere Mikael Åkerfeldt geçti. Peter Lindgren gitar, Anders Nordin davul görevlerini üstlendi. Johan DeFarfalla geçici olarak bass gitar çalmak için gruba katıldı, fakat kısa süre sonra daimi üye oldu.
Candlelight Records tarafından kontrat önerilen Opeth, teklifi kabul ederek ilk albüm çalışmalarına başladı. 1995 yılında grubun ilk albümü Orchid piyasaya sürüldü. Albümün prodüksiyonu İsveçli ünlü müzisyen Dan Swanö’ya aitti. Grubun Death Metal temelli müziği, jazz ve folk etkileri içeriyor, sürekli ilerici bir yapıda ilerleyen riffler albümü sıradan bir albüm olmaktan öteye taşıyordu.
Grup, ilk albümden hemen sonra 1996 Nisan ve Mayıs aylarında ikinci albümü üzerine çalışmalara başladı. Prodüksiyonu yine Dan Swanö üstlenmişti. 1996 içinde çıkan ikinci albüm Morningrise, beş şarkı içeriyordu ve şarkı süreleri on dakikanın üzerindeydi. Grup, Orchid’de kullandığı Death Metal, Progressive Metal, jazz ve Folk etkilerini şarkılara daha iyi oturtmuştu. Birçok hayrana göre, grubun en iyi eseri olan Morningrise, riff zenginliği açısından metal müzik tarihinde önemli bir albümdür. Ayrıca, Opeth’in en uzun parçası olan Black Rose Immortal bu albümde yer alır. Söz konusu şarkı 20 dakikayı aşkın(20.11) uzunluktadır.
Opeth, Morningrise yayınlandıktan sonra uzun bir turneye çıkmıştır. Turne sonrası Johan DeFarfalla gruptan atılır, Anders Nordin ise Brezilya’ya taşınarak, grupla bağlarını koparır.
1997′de üçüncü albüm My Arms, Your Hearse yayımlanır. Gruba baterist Martin Lopez (Amon Amarth’tan ayrılmıştır.) katılır. Bass gitarist olarak, Lopez’in arkadaşı Martin Mendez katılır. Fakat My Arms, Your Hearse kayıtlarında bass gitarları, Martin Mendez’in eski çalışmaları hemen öğrenememesi nedeniyle, Mikael Åkerfeldt çalmıştır. My Arms, Your Hearse’de grubun şarkı sözleri değişmiştir. Şarkıların uzunlukları daha kısadır ve albüm, daha sert ve karanlık atmosferi ve değişik elementlerin daha seyrek kullanımı nedeniyle Opeth’in en brutal albümü kabul edilir. My Arms, Your Hearse, öldükten sonra dünyaya sevgilisini görmek için ruh olarak dönen bir adamın yaşadıklarını anlatmaktadır.
Opeth’in dördüncü albümü Still Life, 1999 yılında yayımlanır. Still Life, My Arms, Your Hearse gibi bir albümdür. Morningrise’taki müzikal yapının daha dengeli bir biçimde şarkılara yedirilmesi ve Åkerfeldt’in temiz vokallerde kendini iyice geliştirmesi, albümü önemli Opeth albümleri arasına sokmuştur. Albüm, köyünden dini görüşler nedeniyle sürülen bir adamın, sevdiği kız Melinda’yı almak için geri dönmesi fakat sonunda iki karakterinde hayatlarının son bulmasını anlatır. Hikayesinin Anti-Hristiyan görüşler içerdiği iddiaları, Mikael Åkerfeldt tarafından kısmen doğrulanmıştır. Albümde yer alan Face Of Melinda adlı şarkı, daha sonra Åkerfeldt’in 2003′te doğan kızına isim kaynağı olmuştur. Fakat şarkının, Melinda Åkerfeldt için yazıldığı görüşü tamamen yanlıştır.
Grup, 2001 yılında, Music For Nations altında Blackwater Park adlı beşinci albümünü yayımlamıştır. Opeth’in kariyerinde dönüm noktası olarak anılan albüm, grubun müziğine tamamen progresif öğeleri yedirmeye başladığı ilk albümdür. Prodüktörlüğünü Porcupine Tree’den Steven Wilson’ın yaptığı albüm, büyük başarı yakalamıştır. Blackwater Park’ı, 2002′de Deliverance, 2003′te ise Damnation izlemiştir. Deliverance, Blackwater Park ve Still Life albümlerini etkileri yansıtırken, Damnation, Åkerfeldt’in çok sevdiği ‘70ler Progressive Rock gruplarına bir nevi saygı albümü olarak görülmektedir. Katatonia’dan Jonas Renkse’nin fikri üzerine kardeş albümler olarak kısa süre aralarla yayınlanan Deliverance ve Damnation’da grubun başarısını devam ettirdiği albümlerdir. Özellikle Damnation, içerdiği dinlendirici ve yoğun Blues ve Progressive Rock etkili şarkılarıyla Opeth’in sert yüzünü dinleyemeyen dinleyiciler tarafından da beğeniyle karşılanmıştır.
Opeth, 2005 yılında, Music For Nations’un kapanmasıyla Roadrunner Records’a geçmiştir. Damnation turnesinde gruba klavyelerde yardımcı olan Per Wiberg, gruba dahil olmuştur. Ağustos 2005′te çıkan Ghost Reveries grubun Extreme Progressive Metal türünde başarısını devam ettirdiğini göstermiştir. Grubun şarkı sözleri açısından ilk defa okultizm işlediği albümdür.
30 Ekim 2006′da Ghost Reveries’in özel baskısı piyasaya sürülecektir. Şu an gelen bilgilere göre, yeni basım Deep Purple grubunun Soldier Of Fortune şarkısının Opeth yorumunu içerecektir.
Opeth,Türkiye’yi 2003 yılında İstanbul/Rock The Nations festivalinde Kreator ve Dio’nun alt grubu olarak ziyaret etti. 2006 yılında ise 29 Mart’ta İstanbul Yeni Melek Konser Salonu’nda, 30 Mart’ta ise Ankara Saklıkent’te olmak üzere iki konserlik mini bir turne yaparak hayranlarıyla buluşmuştur.
2005 sonları ve 2006 yılı içerisinde yapılan turnelerde, ender rastlanan bir kan hastalığı bulunan baterist Martin Lopez yerine gruba Amerika turnesinde Gene Hoglan, Avrupa ve diğer turnelerde ise Martin Axenrot eşlik etmektedir. Lopez, 12 Mayıs 2006 itibariyle kan hastalığı nedeniyle gruptan ayrılmıştır. Yerine turnelerde gruba eşlik eden Martin Axenrot geçmiştir.
17 Mayıs 2007 tarihinde, uzun süredir grupla beraber olan gitarist Peter Lindgren gruptan ayrılmış, yerine eski Arch Enemy gitaristi Fredrik Åkesson geçmiştir.
Opeth, 6 senenin ardından tekrar ülkemizi ziyaret etmiştir.Grup nisan ayında Ankara, İzmir, Antalya ve İstanbul da verdiği konserlerle dinleyeninin tekrardan beyenisini kazanmıştır.