ABD menşeili technical death/grind metal (what the f**k?) grubu Cephalic Carnage yeni videosu Vaporized ile karşımızda.
Vaporized parçasını 2007 senesinde çıkardıkları son albümleri Xenosapien ile tanıyoruz.

ABD menşeili technical death/grind metal (what the f**k?) grubu Cephalic Carnage yeni videosu Vaporized ile karşımızda.
Vaporized parçasını 2007 senesinde çıkardıkları son albümleri Xenosapien ile tanıyoruz.

Iron Maiden grubunun menajeri Rod Smallwood, ABD’de yayın yapan Rock Radio’da Ed Force One uçağının yeniden havalanacağını açıkladı. Biraz daha detay verelim, açıklamalara göre yılbaşına doğru şekil alacak bir turne hazırlığı var.
Bilindiği gibi Ed Force One, Iron Maiden “Somewhere Back In Time” turnesinde grubu taşıyan Boeing. Tabii pilot da Bruce Dickinson. Ed Force One ile ilgili bir video burada yer almakta.

Bayan vokalli grupları pek seviyor müzik endüstrisi, bu akımda metal/hardcore tadını veren ABD kökenli grup Straight Line Stitch, Taste of Ashes video klibini yayınladı.
Klipte Hatebreed elemanı Jamey Jasta yer almış…

Grubun ilk albümü olan When Skies Wash Ashore içinde yer alan parçanın video klibini burada izleyebilirsiniz.
Grubun MySpace adresi : http://www.myspace.com/straightlinestitch
Duff McKagan (Guns n’Roses, Velvet Revolver, Loaded), Dave Navarro (Jane’s Addiction), Tom Morello (Rage Against The Machine), Dave Kushner (Velvet Revolver), Chris Chaney (Jane’s Addiction) ve Wayne Kramer (MC5) yer aldığı Scott Ford Benefit Show 26 Eylül’de ABD’de gerçekleşti. Etkinlikten elde edilen gelir sağlık durumu kötüleşen Scott Ford (Twilight Singers, The Gutter Twins, Camp Freddy) tedavisi için kullanılacak.
Konserden çeşitli görüntüleri sitemizde izleyebilirsiniz.
Mr. Big 22 Eylül İtalya konserinden görüntüler haberimizde yer almakta. Ayrıca grup 16 Ekim’de Avrupa, 27 Ekim’de ABD’de yayınlanacak yeni albümü “Back to Budokan” ile geliyor. Albümde yer alan parçalardan örnek kayıtları burada dinleyebilirsiniz.
Kiss 1973 yılında New York’ta kurulan Amerikalı hard rock grubu. Makyajları ve sahne kostümleriyle tanınan grup gösterişli sahne şovlarıyla 1970′lerin ortalarında ün kazanmıştır. Grup bugüne kadar 24 altın plak kazanmıştır. Grubun dünya çapında albüm satışları 90 milyonun üzerindedir.
Grubun ilk oluşumun adı “Sid Cup Kent” di. The Village Voice dergisine verdikleri bir ilan sonucu tüm gün yeni gitarist deneyen ekip, verimsiz bir günün bitirirken bir ayağında kırmızı diğerinde turuncu ayakkabısı olan biri içeri girdi. Hiç kimse ile konuşmadan orda duran gitarı eline alıp bangır bangır çalmaya başladı. Şaşıran grup kurucuları bu adamı hemen gruba dahil ettiler. Bu kişi daha sonra da müzik tarihine Paul “Ace” Frehler olarak geçti. Kiss’ in ” Alive ” adlı albümü Amerika Kongresi tarafından seçilen Amerikan müzik tarihini temsil eden 800 albümün arasında yer aldı.
Grubun ilk kadrosu Paul Stanley, Gene Simmons, Ace Frehley ve Peter Criss’den oluşuyordu.
Grup üyeleri
Paul Stanley – ritim gitar, vokal (1973-günümüz)
Gene Simmons – bas gitar, vokal (1973-günümüz)
Tommy Thayer – solo gitar (2002-günümüz)
Eric Singer – davul (1991-1996, 2001-2002, 2004-günümüz)
Eski grup üyeleri
Peter Criss – davul, vokaller (1973-1980, 1996-2001, 2002-2004)
Ace Frehley – gitar, vokaller (1973-1982, 1996-2002)
Eric Carr – davul (1980-1991)
Vinnie Vincent – gitar, geri vokalller (1982-1984)
Mark St. John – gitar, vokaller (1984)
Bruce Kulick – gitar, vokaller (1984-1996)
Grubun resmi web sitesi: http://www.kissonline.com
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kiss adresinden alıntıdır.
AC/DC Angus and Malcolm Young kardeşler tarafından 1973 yılında Sydney’de kurulmuş Avustralyalı hard rock grubudur. Her ne kadar grup hard rock ve heavy metalin öncülerinden kabul edilse de grup üyeleri yaptıkları müziği rock and roll olarak tanımlamaktadır.
Grubun ilk albümü High Voltage 1975 yılında yayımlayana kadar kadrosunda birçok değişiklik yaşadı. 1977 yılında basçı Mark Evans’ın yerine Cliff Williams’ın geldi. 1979 yılında grup büyük başarı sağlayan Highway to Hell adlı albümünü yayımladı. 19 Şubat 1980 günü grubun solisti Bon Scott yüksek miktarda alkol aldıktan sonra öldü. Grup kısa bir süre müziği bırakmayı düşündüyse de sonunda Scott’ın yerine Geordie grubundan Brian Johnson’ı kadrosuna katarak yoluna devam etti. Aynı yıl grup bugüne kadar en fazla satış yapan Back in Black albümünü yayımladı.
Grubun bir sonraki albümü For Those About to Rock We Salute You da büyük başarı sağladı ve grup bu albümle ilk defa ABD’de bir numaraya yükseldi. Grubun popülaritesi 1983 yılında davulcu Phil Rudd’ın gruptan ayrılmasının ardından azalmaya başladı. 1990 yılında çıkan The Razors Edge albümüne kadar grubun albüm satışları düşük kaldı. Phil Rudd 1994 yılında gruba döndü ve 1995 yılında çıkan Ballbreaker albümünde yer aldı. 2000 yılında Stiff Upper Lip piyasaya çıktı ve eleştirmenler tarafından beğenildi. Grubun son albümü Black Ice 20 Ekim 2008 tarihinde piyasaya çıkmış ve bu albümle grup Back in Black’ten bu yana Birleşik Krallık’ta ilk defa bir numaraya yükselmiştir.
AC/DC bugüne kadar 69 milyonu ABD’de olmak üzere dünya çapında 200 milyonun üzerinde albüm satmıştır. Back in Black albümünün dünya çapında 42 milyon sattığı tahmin edilmektedir. Albüm ABD’de 22 milyon adet satarak bu ülkede en fazla satış yapan beşinci albüm olmuştur. AC/DC VH1 müzik kanalının “Hard Rock’ın en büyük 100 sanatçısı” sıralamasından dördüncü sırada ve MTV’nin “Tüm zamanların en büyük heavy metal grupları” listesinde de yedinci sırada yer almıştır. 2004 yılında ise grup Rolling Stone dergisinin “Tüm zamanların en büyük 100 sanatçısı” listesinde 72. sırada yer almıştır.
Grubun tarihi
İlk yıllar: 1973-1974 (Dave Evans dönemi)
1973′ün Kasım ayında AC/DC’yi kuran Malcolm ve Angus Young kadroya ilk olarak basçı Larry Van Kriedt, solist Dave Evans ve davulcu Colin Burgess’i aldılar. Grup ilk konserini 1973′ün yılbaşı gecesi Sydney’deki Chequers adlı klüpte verdi. Daha sonra Albert Productions ile Avustralya ve Yeni Zelanda’yı kapsayan bir plak anlaşması yaptılar. İlk kadro sık sık değişikliğe uğradı. Colin Burgess gruptan ilk kovulan eleman oldu. Sonraki bir yıl boyunca bir dizi basçı ve davulcu kadroda yeraldı.
Bu dönemde Angus Young kendisiyle özdeşleşen okul formasıyla sahneye çıkmaya başlamıştı. Rivayete göre sahnede başlangıçta Sydney’de gittiği okulu Ashfield Boys High School’un formasını giyiyordu. Angus okul forması dışında Örümcek Adam, Zorro, gorilla ve Süpermen’in parodisi Super-Ang kostümleriyle de sahneye çıkmıştı. İlk dönemlerde grubun diğer üyeleri de sahneye farklı saten kıyafetlerle sahneye çıkıyorlardı. Ancak Melbourne’lu grup Skyhooks’un da benzer şekilde sahneye çıkıyor olmasından dolayı bir süre sonra bundan vazgeçildi.
Young kardeşler Dave Evans’ın daha ziyade Gary Glitter benzeri bir glam rockçı olmasından ötürü grup için uygun bir solist olmadığına karar verdiler. Zaman zaman Evans’ın yerini grubun ilk menajeri Dave Laughlin alıyordu. Evans’ın Laughlin ile kişisel sorunları grupla zaten sorunlu ilişkisini daha da kötü hale getirdi. Diğer taraftan George Young’ın arkadaşı solist Bon Scott gruba katılmak istiyordu.
Bon Scott dönemi: 1974-1980
1974′ün Eylül ayında Dave Evans’ın yerine Bon Scott geldi. Grup Evans ile yalnızca “Can I Sit Next to You, Girl” / “Rockin’ in the Parlour” bir tekli kaydedilmişti. Şarkı daha sonra Bon Scott ile birlikte “Can I Sit Next to You Girl” adıyla yeniden kaydedildi.
1975′in Ocak ayında yalnızca Avustralya’da yayımlanan High Voltage kaydedildi. On günde kaydedilen albüm Young kardeşlerin enstrümental bestelerinin üzerine Bon Scott’un sözlerini yazdığı şarkılardan oluşuyordu. Birkaç ay sonunda grup basçı Mark Evans ve davulcu Phil Rudd’ın katılımıyla istikrarlı bir kadroya kavuştu. Aynı yıl “It’s a Long Way to the Top (If You Wanna Rock ‘n’ Roll)” adlı tekli yayımlandı. Şarkı grubun yine sadece Avustralya ve Yeni Zelanda’da yayımlanan ikinci albümü T.N.T.’de yeraldı.
1974 ve 1977 yılları arasında Molly Meldrum’un Avustralya televizyonundaki Countdown adlı müzik programında sık sık yerlan AC/DC ülkedeki en popüler ve başarılı gruplardan biri haline geldi. 3 Nisan 1977 günkü performanslarının ardından grup sonraki yirmi yıl boyunca televizyonda çalmadı.
Uluslararası başarı: 1977-1980
1976 yılında grup Atlantic Plak ile uluslararası bir plak anlaşması yaptı ve Avrupa’yı kapsayan bir turneye çıktı. Black Sabbath, Aerosmith, Kiss, Styx ve Blue Öyster Cult gibi önde gelen hard rock gruplarının önünde çaldıkları stadyum konserlerinde büyük tecrübe kazandılar.
Tüm dünyada dağıtımı yapılan ilk AC/DC albümü High Voltage ve T.N.T. albümlerindeki parçalardan derlenmişti. 1976 yılında Atlantic Records’dan çıkan ve yine High Voltage adını taşıyan albüm Britanya’daki punk dinleyicileri arasındaki popüleritesinin de etkisiyle tüm dünyada üç milyon adet sattı. Albümdeki parçalar ağırlıklı Avustralya’da çıkan ikinci albümleri T.N.T. albümünden seçilmişti. Grubun bir sonraki albümü Dirty Deeds Done Dirt Cheap Avustralya’da ve dünyanın geri kalanında iki farklı versiyonla yayımlandı. Albüm ABD’de 1981 yılına kadar yayımlanmadı.
1977′de piyasaya çıkan Let There Be Rock adlı albümün ardından basçı Mark Evans Angus Young ile yaşadığı kişisel uyuşmazlıklar yüzünden gruptan atıldı. Yerine Cliff Williams geldi. Young kardeşlerin ikisi de Evans’ın gidişine fazla bir açıklık getirmezken Epic Records’un CEO’su Richard Griffiths sonradan “Mark Evans’ın çok dayanmayacağı belliydi. Gereğinden fazla kibar biriydi.” şeklinde yorumda bulunmuştu.
AC/DC’nin ABD’ye ilk kez açılması 1977′de Michigan’daki radyo istasyonu AM 600 WTAC vasıtasıyla oldu. İstasyonun yöneticisi Peter C. Cavanaugh gruba Flint şehrindeki Capitol Theater’da bir konser ayarladı. Ön grubun MC5 olduğu gecede AC/DC “Live Wire” adlı parçayla başladığı konseri “It’s a Long Way to the Top (If You Wanna Rock ‘n’ Roll)” ile bitirdi.
Grup Britanya basını tarafından punk rock ile özdeşleştirilmişse de 1970′lerin sonunda punk rock’ta yaşanan büyük değişikliklerin üstesinden bu ülkede edindikleri sadık dinleyici kitlesi sayesinde gelmeyi başardı.
Grubun 1978 yılında basçı Cliff Williams ile ilk albümü Powerage’i yayımladı. Albümden çıkan “Rock ‘n’ Roll Damnation” 24 numaraya kadar yükselerek grubun o güne kadar listelerde en yukarı çıkan parçası oldu. Albümün ardından çıkılan turne sırasında Glasgow’daki Apollo Theatre’da verilen konserin kayıtları If You Want Blood You’ve Got It adıyla yayımlandı. Bu aynı zamanda Bon Scott’un solistliği döneminde Harry Vanda ve George Young’ın prodüktörlüğünü yaptığı son albümdü.
Prodüktörlüğünü Robert Lange’ın yaptığı grubun altıncı albümü Highway to Hell 1979 yılında yayımlandı. ABD’de 17 numaraya kadar yükselen albümle AC/DC önde gelen hard rock grupları arasına girdi. Geri vokallere her zamankinden daha fazla önem verilmekle birlikte albüm grubun müziğinin kendine has özelliklerini barındırıyordu.
Bon Scott’un ölümü: 1980
19 Şubat 1980 günü Bon Scott Londra’da yüksek miktarda alkol aldıktan sonra arkadaşı Alistair Kinnear’ın arabasında sızdı. Ertesi sabah Kinnear Scott’u Camberwell’deki King’s College hastanesine götürdü ancak Scott hastaneye vardığında ölmüştü. Ölüm raporuna göre alkol zehirlenmesinden ölmüştü. Bon Scott ailesi tarafından Scott’un çocukluğunda göç ettikleri Batı Avustralya’daki Fremantle kasabasında defnedildi.
Ölümüyle ilgili resmî açıklamalardaki tutarsızlıklar Scott’un aşırı dozda eroinden veya egzos zehirlenmesinden öldüğü ya da Kinnear diye birinin olmadığını öne süren komplo teorilerinde dile getirilmiştir.[24] Ayrıca Scott astım hastasıydı[26] ve öldüğü sabah hava sıcaklığı sıfırın altındaydı.
Brian Johnson dönemi: 1980′den bugüne
Bon Scott’un ölümünün ardından grup elemanları bir ara müziği bırakmayı düşündüylerse de sonunda yola devam etme kararı aldılar. Scott’un yerine düşünülen solistlerden eski Moxy grubu üyesi Buzz Sherman sesindeki sorunlar nedeniyle gruba katılamadı. Back Street Crawler grubunun eski üyesi Terry Slesser ise kendini ispatlamış bir gruba katılmaktansa kariyerine solo olarak devam etmek istediğini söyleyerek yapılan teklifi reddetti. Grup üyeleri sonunda yeni solist olarak Geordie grubunun eski üyesi Brian Johnson üzerinde uzlaştı.
Deneme provasında Johnson Let There Be Rock albümünden “Whole Lotta Rosie” ve Ike ve Tina Turner’dan “Nutbush City Limits” adlı parçaları seslendirdi.[28] Johnson provadan birkaç gün sonra kadroya dahil edildi.
Grup Back in Black albümü için Bon Scott ile başladığı sarkı yazma sürecini Brian Johnson ile tamamladı. Albümün kaydı Bahamalar’daki Compass Point Stüdyoları’nda yapıldı. Prodüktörlüğü Mutt Lange, kaydı da Tony Platt tarafından yapılan albüm grubun bugüne kadar en fazla satış yapan albümü oldu. Yayınlanmasından bir yıl sonra platin plak kazanan albüm 2006 yılı itibariyle ABD’de 22 milyondan fazla satış yaptı. Birleşik Krallık’ta bir numaraya yükselen albüm ABD’de de 4 numaraya kadar yükselip 131 hafta ilk onda yer alarak[18] bu ülkede en fazla satan beşinci albüm oldu.
1981 yılında yayımlanan bir sonraki albüm For Those About to Rock We Salute You da oldukça iyi satış yaptı ve eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı. Albümden çıkan “Let’s Get It Up” ve albümle aynı ismi taşıyan “For Those About to Rock” adlı tekliler Birleşik Krallık’ta sırasıyla 13 ve 15 numaralara kadar yükseldi. Grup üyeleri 1983 yılında çıkan Flick of the Switch adlı albümlerinde ilk yıllarındaki saf ve basit tarzı yakalamak için prodüktör Lange ile yollarını ayırarak albümün prodüktörlüğünü kendileri yaptılar.
Phil Rudd’ın gruptan ayrılması ve ticari başarısızlık: 1983-1987
Alkolizm ve uyuşturucu kullanımına bağlı olarak Phil Rudd ile Malcolm Young’ın ile arası giderek açıldı ve sonunda aralarında kavga çıktı. Kavgadan iki saat sonra Rudd gruptan kovuldu.[28] Albüm kayıtlarını tamamlaması için stüdyo davulcusu B.J. Wilson gruba dahil edildi ancak neticede albümde Wilson’ın kayıtları kullanılmadı. Albümün davul kayıtlarını Rudd tamamladıysa da 1983′ün yazında yerine Simon Wright geldi.
Grubun resmi web sitesi: http://www.acdc.com
http://tr.wikipedia.org/wiki/AC/DC adresinden alıntıdır.
Behemoth, (bi-hey-mıth olarak telaffuz edilir), eski adıyla Baphomet , 1991 yılında kurulan ve kariyerlerine black metal yaparak başlayan Polonyalı death metal grubudur. Grubun ilk kadrosundan geriye tek kalan Nergal’dir. Grup Nergal-Inferno ikilisi olarak tanımlanır, zira grubun müziğinin genel şeklini bu ikili oluşturur. Bestelerin hepsi ve şarkı sözlerinin büyük kısmı Nergal’e aittir.
Önceleri saf black metal yapan grubun müziği bir süre sonra melodikleşmiş ve Satanica albümüyle birlikte de sertleşip minimal müzikten uzaklaşarak death metale dönüşmüştür. Black metal döneminde paganizm üzerine olan şarkı sözleri giderek felsefi bir hal almış ve satanizm ve thelema üzerine kurulur olmuştur. Polonyalı en önemli ekstrem metal gruplarından biridir.
Grubun tarihi, yaptıkları müzik türlerine göre üç döneme ayrılır.
Black metal dönemi
Nergal ilk grubunu dokuz yaşlarındayken bir heavy metal grubu olarak kurdu. İlgilendiği müzik giderek thrash metal ve death metale kaydı. Black metale ilgisinin artmasıyla 14 yaşındayken Behemoth’ı kurdu. Grubun adı şeytanın cisimleşmiş hali olan mitolojik bir yaratıktan gelir. Nergal bu yaratığın adına God of Evil adlı bir kitapta rastlamış ve gruba bu adı koymuştur.
Amatör dönem
Grup 7 parçadan oluşan ilk çalışması Endless Damnation’ı demo kaset halinde 1992’nin Mart ayında Cellar of 12 Secondary stüdyosunda kaydetti. Demonun ses kayıt kalitesi 32 kbps gibi oldukça düşük bir değerdedir. Grubun bu ilk kadrosunda gitar ve vokallerde Nergal’in yanısıra, davulda Baal (o zamanlar sahne adı olarak Sodomizer’ı kullanıyordu) ve ikinci gitarda Desecrator vardı. Bu ilk müzik çalışmasında Nergal (o zamanlar kullandığı sahne adı Holocausto’ydu) 15, Baal ise 16 yaşındaydı. Albümdeki şarkıların sözlerinin neler olduğu bilinmiyor zira şarkı sözleri her hangi bir yerde kayıtlı değil ve Nergal de şarkıların sözlerini unuttuğunu söylemiştir.
Grubun ikinci demosu, 1992 Aralığında kaydedilen The Return of the Northern Moon, 1993 yılının başlarında Polonyalı müzik şirketi Pagan Records tarafından kaset olarak piyasaya sürüldü. Nergal demonun kaydı sırasındaki durumlarını “…kötü müzisyenlerdik… Daha gitarı doğru dürüst akort etmeyi bile bilmiyordum, Baal ise bateride sürüyle sorunla uğraştı” şeklinde anlatır. Bu demoda Desecrator yer almadı. Graveland grubundan Rob Darken ise klavyede görev yaptı. Demo 1995 yılında Last Epitaph tarafından tekrar piyasaya sürüldü. Bu ikinci sürüm vinil formatındadır ve 500 kopyadan ibarettir.
…From the Pagan Vastlands
Bu demolar, o dönemlerde müzik şirketlerinin black metal gruplarına sıcak bakmamasına rağmen, aralarında Avantgarde Music’in de bulunduğu bazı müzik şirketlerinin ilgisini çekmişti. Grup, henüz yeni oldukları profesyonel müzikte ülkedaşlarıyla daha kolay işbirliği yapabileceklerini düşündüklerinden, Polonyalı şirket Pagan Records ile yollarına devam etme kararı aldı. …From the Pagan Vastlands, 1993 yılında kaset olarak piyasaya sürüldü. İlk iki demodaki saf black metalin ardından bu demoyla birlikte müziklerinde melodik öğeler kullanmaya başladılar. Albümde S.K. bas gitar, Czarek Morawski ise klavyede ikiliye eşlik etmiştir. Albüm’ün dört bin kopya satmasının ardından, İngiltere’de Wild Rags, Avrupa’da da Nazgul’s Eyrie tarafından CD olarak satışa sunuldu. …From the Pagan Vastlands, yine Polonyalı bir grup olan Vader’ın onbeş bin kopya satan Morbid Reich demosundan sonra, sekiz bin kopya ile en çok satılan ikinci demo albümdür. Bu demoda, ünlü Mayhem şarkısı Deathcrush’ın yeniden yorumu da bulunur.
Sventevith (Storming Near the Baltic)
Grubun ilk stüdyo albümü Sventevith (Storming Near the Baltic) Pagan Records etiketiyle 1995 yılında çıkarıldı. Albümdeki on şarkıdan dokuzu 1993 yılındaki demo kayıt çalışmaları sırasında kaydedilmiştir. Bu albümde Nergal-Baal ikilisine klavyede Cezar eşlik etti. Albümün Last Epipath, Century Media ve Metal Mind Productions şirketleri tarafından birçok kez yeniden sürümü yapıldı.
Grom
İlk şirket değişikliğini İtalyan müzik şirketi Entropy Productions ile yaptı ve bu etiketle And the Forests Dream Eternally EP’sini çıkardı. Ocak 1996’da ikinci stüdyo albümleri Grom (Lehçe “gökgürültüsü” anlamına gelir) Solistitium Records etiketiyle çıktı. Albüm black metal temeline rağmen bayan vokaller, akustik gitarlar ve klavye de barındırır. Les basta, P. Weltrowski klavyede, Celina ise vokallerde gruba eşlik etti. Bu albümün ardından grup kendi ülkelerinde ve Avrupa’da konserler vermeye başladı. Pagan Triumph turuna katıldı. 1997 yılında Baal ve Les’in birlikte görev yaptıkları grup Damnation ile, Last Episode etiketi altında And the Forests Dream Eternally / Forbidden Spaces split albümünü çıkardılar.
Death metale geçiş dönemi
Davula Baal’ın yerine Inferno’nun geçmesiyle birlikte Behemoth’ın müziği değişmeye başladı. Bewitching the Pomerania adlı EP çalışmalarının ardından 1997 yılında Solistitium etiketiyle çıkardıkları Pandemonic Incantations’da grup, önceki çalışmalarından daha teknik ve sert tınılı bir müziğe yöneldi. Reklam çalışmalarının çok yetersiz olmasına rağmen bu albümle eksrem metal dinleyicileri arasında ünü daha da artan Behemoth, 1998 güzünde İtalyan müzik şirketi Avantgarde Music ile iki albümlük kayıt antlaşması imzaladı.
Nergal-Inferno ikilisine gitarda L-Kaos’un katılmasının ardından, 25 Ekim 1999’da ekstrem metal camiasında büyük ses getiren Satanica albümünü çıkardılar. Bu albümde Behemoth black metalden hemen hemen tamamen ayrılıp death metale yönelse de, grubun kullandığı teknik tam olarak death metali yansıtmaz. Satanica albümünün öncülleri arasında bulunduğu bu tür şu anda blackened death metal olarak adlandırılıyor. Bu albümden Decade of Therion (Decade of ΘΕΡΙΟΝ olarak da bilinir) adlı parçaya çekilen klip gruba büyük bir ün kazandırdı. Albüm 2000 yılında ABD’de satışa sunuldu. Grup, Deicide ve Satyricon ile birlikte müzik turlarına katıldı. Satanica albümünün ardından basa Novy (Devilyn ve Vader’dan), ikinci gitara da Havoc geçti.
Death metal dönemi
Thelema.6
Behemoth’un black metal etkilerinden tamamen koptuğu ilk albüm, 2000 yılının Temmuz-Ağutsos aylarında Hendrix Studios’da kaydedip 27 Kasım’da piyasaya çıkardığı Thelema.6’tir (Thelema 6.66 olarak da bilinir). Albüm grup tarihinde birçok yenilik barındırır; oryantal müzikten etkiler taşıyan ve gruba dahil olmayan Krzysztof Azarewicz’in şarkı sözlerine katkıda bulunduğu ilk albümdür. “Christians to the Lions” ve “Antichristian Phenomenon” adlı parçalara klip çekildi. Albüm ABD’de Olympic Records, Rusya’da Irond Records Brezilya’da da Moira Records tarafından satışa sunuldu. Kazandığı başarının ardından grup Wacken Open Air, With Full Force, Inferno Festival, Mystic Festival, Mind Over Matter gibi prestijli müzik festivallerine çağrıldı. Headliner olarak Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya ülkelerinin dahil olduğu bir konser turuna katıldı. Rusya dinleyicisi tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Belarus ve Ukrayna’da headliner olarak katıldığı ikinci turun ardından Meksika’da mini bir tura daha katıldı. 2001 yılında, Mayhem grubunun anısına kaydedilen A Tribute to Mayhem: Originators of the Northern Darkness adlı ortak albümde Carnage adlı Mayhem şarkısına cover yaptı.
Zos Kia Cultus (Here and Beyond)
Büyük kısmı cover parçalardan oluşan Antichristian Phenomenon EPsinin ardından Arkadiusz Malczewski’nin ses mühendisliğini yaptığı Zos Kia Cultus (Here and Beyond) (Zos Kia Cvltvs olarak da bilinir), yine Hendrix Studios’ta kaydedildi ve 28 Ekim 2002’de piyasaya sürüldü. Kazandığı başarının da etkisiyle Zos Kia Cultus için önceki albümden iki kat daha fazla bütçe ayrılmıştı. Albümün kaydı 2 ay sürdü ve 700 saate yakın bir süre üzerinde çalışıldı. Önceki albümde kısmen görülen oryantal etki, bu albümden itibaren müziklerinin temelini teşkil etmeye başlar. Albümden As Above So Below için bir klip çekildi. Albüm büyük bir başarı elde etti, geniş bir dinleyici kitlesi kazandı ve metal müzik eleştirmenleri tarafından olumlu tepkilerle karşılandı. Nile grubundan Karl Sanders, Zos Kia Cultus için, “Dinlediklerim arasında Gorefest’in False’undan sonra en iyi death metal albümü” demiştir. Albümün hemen ardından Avrupa’da 36 ayrı yerde konser verdi. İspanya, Portekiz, İngiltere ve İskandinav ülkerlerinde de adlarını duyurmaya başladı. 2003 Şubat’ında Norveç’e ilk turunu yaptı ve Bergen, Oslo, Stavanger gibi şehirlerde konserler verdi. Mart ayında ise Century Media tarafından ABD turnesine çağırıldı. Bu, grubun ABD’ye ayak bastığı ilk turdur. Deicide ve Amon Amarth gibi grupların da dahil olduğu bu turne, New Jersey Metal Festivali ile başladı ve ABD ve Kanada’daki bir dizi şehirle devam etti. Turnenin hemen ardından Opeth, Nile, Danzig gibi gruplarla birlikte Blackest of the Black Tour’a davet edildi. ABD’ye yapılan üçüncü bir konser turunun ardından Havoc ve Novy, kendi gruplarındaki çalışmalara odaklanmak üzere Behemoth ile yollarını ayırdı ve gruba basta Orion katıldı. ABD’deki büyük ilginin farkedilmesinin ardından, ABD dinleyicilerine özel Conjuration adlı bir albüm çıkardılar. Albüm yeni parça içermez; konser ve cover parçalarından oluşur.
Demigod
Grubun şimdiye kadarki en önemli çıkışı, müzik tınısını daha da sertleştirip, tempoyu hızlandırdıkları Demigod albümüyle oldu. Mayıs-Haziran aylarında Hendrix Studios’ta kaydedilen ve ses mühendisliğini yine Arkadiusz Malczewski’nin üstlendiği albüm Regain Records etiketiyle 25 Ekim 2004’de piyasaya sürüldü. XUL adlı parçadaki gitar sololarından biri, Nile grubundan Karl Sanders tarafından çalınmıştır. Sculpting the Throne ov Seth ve The Reign ov Shemsu-Hor adlı parçalarda gruba Lublin Akademik Erkek Korosu eşlik etti. Koroyu yönetenler Piotr Banka ve Nergal’di. Albümden Conquer All ve Slaves Shall Serve adlı parçalara, Joanna Rechnio yönetmenliğinde klipler çekildi. Albüm, ekstrem metal türünde olmasında rağmen, Polonya müzik listelerinde 15. sıraya kadar çıktı. ABD’de üç ay içinde 10000 kopya sattı. Grup albümün ardından dünya çapında 325 tane konser verdi.[25] Nergal bu önemli albümleri için şunları söyler;
“ Güçlü, vurucu. Bu grup neyse bu albümde o. Albümün ismi herşeyi anlatıyor. Bütün müzik, bütün konsept karşı duruşu anlatıyor. Yaşama, insanlara, çevremizdeki herşeye bir karşı duruş. Tarihle dolu, duygularla dolu. Düşünebileciğiniz herşeyin karışımı. Bu Behemoth. Başka ne diyebilirim? Şarkı sözlerine dalın ve aklınızı kendiniz yerine koyun… Sadece dinleyin ve sonra bana benimle aynı fikirde olup olmadığınızı söyleyin ”
2005’in sonlarında, cover ve konser parçalarından oluşan Slaves Shall Serve EP’sini çıkardılar.Behemoth’un black metal zamanlarını özleyen ve yeni dönemine olumsuz tepkiler veren black metal dinleyicileri için 10 Haziran 2006’da, eski parçalarından oluşan toplama albüm Demonica’yı yayınladılar. Albüm, eski demo parçalarının yanısıra, bu dönemlerde kaydedilmelerine rağmen hiç yayınlamadıkları Goat With a Thousand Young ve The Oak Between the Snows adlı enstrümental parçaları da içerir. 2 CD ve 23 şarkıdan oluşan albüm on bin kopya ile sınırlandırıldı. Albümdeki parçalardan yalnızca Spellcraft & Heathendom yeniden kaydedilmiştir. Diğer parçalar üzerinde oynanmamıştır.
The Apostasy
Napalm Death, Moonspell gibi gruplarla gerçekleştirdikleri 2007 turnesinin ardından, 2006’nın Aralık ayında kaydettikleri sekizinci ve son stüdyo albümleri The Apostasy’yi 2 Haziran 2007’de Regain Records etiketiyle piyasaya sürdü. Albümdeki Inner Sanctum adlı parçada Polonyalı caz piyanisti Leszek Mozdzer ve Nevermore grubundan Warrel Dayne gruba eşlik etti.Albümden At the Left Hand of God ve Prometherion’ için klipler çektiler. Albümün çıkışından hemen sonra 2007 Ozzyfest’te ön grup olarak sahne aldılar. Bunun dışında Amerika ve Avrupa kıtasında bir çok turneye katıldılar.
6 Haziran 2008′de The Apostasy albümünün Regain Records etiketiyle sınırlı digipak sürümü çıkartıldı. Bu sürümde Behemoth posteri de bulunmaktadır. Albümün ardından Regain Records ile yaptıkları iki albümlük sözleşme sona erdi. Yayınlayacağı EP’nin ardından herhangi bir müzik şirketiyle ilişkileri kalmıyor.
Müzikal Özellikleri
İlk dönem
Behemoth kariyerine saf black metal yaparak başladı. İlk iki demolarının ardından çıkan …From the Pagan Vastlands’dan itibaren melodik black metale yöneldiler. Satanica adlı ara geçiş albümlerinin ardından ise death metal yapmaya başladı. Black metal döneminde de sürekli değişim içindelerdi ve tınıları giderek sertleşiyor ve müzikleri daha melodik bir hal alıyordu. Bu dönemdeki müzikleri üzerine etkili olan gruplar Venom ve Bathory gibi proto-black metal gruplarıdır. Şarkı sözleri Slav pagan mitolojisi üzerineydi.
Son dönem
Gitarlar
Behemoth’un müziğinin temeli elektrogitar-bateri ikilisine dayanır. Gitar riflerinin bestelerinin hemen hepsi Nergal’e aittir. Ender olarak kısa akustik gitar bölümlerine de rastlanır (Natural Born Philosophers, Sculpting the Throne ov Seth, The Nephilim Rising, Horns ov Baphomet). Nergal, bu akustik gitar bölümlerini şarkılardaki monoton sertliği dağıttığını düşündüğünden koyduğunu söyler. Gitarlar genellikle do# veya re’ye düşürülmüştür. Parçaların girişinde kullanılan gitar rifleri, parçaların genel hatlarını belirler. Yeni dönem Behemoth’da gitar rif ve sololarının tamamı (klavye, akustik, efekt bölümlerinde olduğu gibi) ortadoğu gamları üzerine kuruludur. Hemen her parça gitar soloları ile desteklenir. Bazı parçalar birden fazla gitar solosu barındırır (Natural Born Philosophres, Libertheme). Parçaların kayıtlarında genellikle iki veya üç gitar kullanıldığından, Seth de albüm kayıtları ve konserler sırasında gruba gitarlarda dahil olur. Seth’in de gruba katkı yaptığı bazı gitar çalışmaları vardır.
Bateri
1997 yılında davula Inferno’nun geçmesiyle grubun müziği köklü bir değişime uğradı.[kaynak belirtilmeli] Inferno davul tekniğine çok önem veren bir bateristti. Nergal’in de gitarları progresifleştirmesi sonucu grup, atmosfer özelliklerini büyük ölçüde korumaya çalışarak görece minimalist türden daha teknik ve sert tınılı bir müziğe kaydı. Inferno’nun bateristliğinde davul sesleri çok daha öne alındı ve gitar-öncelikli müzik, gitar-bateri müziği haline getirildi. Grubun türünü neden değiştirdikerine dair bir soruya Nergal “Biz müzik türünü değiştirmedik, sadece duygularımızı izledik” şeklinde cevap verir.
Inferno, gitar çalımının yavaş olduğu zamanlarda bile yüksek bir tempoda çalarak müziği daha hızlı ve agresif olarak sunar (Örnek olarak; Antichristian Phenemenon, Decade of Therion) Tempo kimi zaman 260 (Slaying the Prophets ov Isa) ve hatta 280 bpm(Slaves Shall Serve) değerlerine çıkar. Grubun çoğu parçasında davulların diğer enstrümanlara üstün geldiği anlar bulunur. (Tipik örnekleri; Ceremony ov Shiva’nın girişi, Sculpting the Throne ov Seth’in çıkışı, Decade ov Therion’un orta bölümleri, Slaying the Prophets ov Isa’nın girişi, At he Left Hand of God’daki ilahi çıkışı, Libertheme’deki vokal çözülmesi öncesi). Gitar rifleri, soloları ve melodilerin aksine Inferno davullarda oryantal ritim kullanmaz.
Vokal
Nergal’in vokali Amerikan death metalinin tipik brutal vokal tonundayken, vokalin kullanımında farklılıklar vardır. Gitar ve/veya bateri riflerine uyumlu olarak vokaller bölünür, tizleştirilir/kalınlaştırılır ve kesik kesik söylenir. Satanica albümünde brutal ve scream arası bir vokal kullanılır. Birkaç istisna dışında (Ceremony ov Shiva ve Inner Sanctum’da bazı kısa bölümler) melodik vokal kullanılmaz.
Şarkı sözleri
Grubun ilk döneminde şarkı sözleri paganizm üzerineyken, son dönem Behemoth’da şarkı sözleri Satanizm, Thelema, felsefe ve kadim ortadoğu uygarlıkları üzerinedir.[kaynak belirtilmeli] Şarkı sözlerinin büyük kısmı Nergal ait olsa da, gruba dahil olmayan Krysztof Azarewicz’in de katıları olur. Şarkı sözlerinde kadim mitolojik tanrıların adlarına sıklıkla rastlanır (“Ceremony of Shiva”, “Sculpting the Throne of Seth”, “Pan Satyros” ve ayrıca bir çok şarkının sözlerinde). Şarkı sözlerinin içeriğinde, açıklamalarında ve gösterilen ilham kaynaklarında sıklıkla Aleister Crowley adı geçer.
Albümler arası müzikal özellikler ve değişimler
Black metal dönemi Grubun ilk iki albümü saf black metal türündedir. Daha sonra melodik özellik kazanmıştır. Black metal dönemindeki albümler arasında ciddi müzikal farklar yoktur. Tipik black metale kimi zaman klavye, akustik gitar ve hatta bayan vokal eşlik eder. Death metal özelliklerinin duyulmaya başlandığı ilk albüm Pandemonic Incantations’tur. Müzik, önceki albümlere göre biraz daha teknikleşmiştir. Satanica sonrasında çıkardığı albümlerin her biri ise bir diğerinden önemli farklar taşır.
Satanica albümünde gitarlar re’ye düşürülmüş ve önceki albümlerden daha da öne alınmıştır. Aşırı bir distorsiyon kullanılır. Albüm herhangi bir gitar solosu barındırmazken, ince gitar telleriyle yapılan çalışmaların öne geçtiği anlar olur. Vokal, black metal ve death metal vokallerinin bir sentezi şeklindedir; black metaldeki scream vokalin tiz ve çığlığa yakın tondaki özelliklerinin yanısıra death metaldeki brutal vokalin rifleri takip eden özelliğine sahiptir. Melodik vokalin kullanıldığı çok kısa ender zamanlar vardır (Ceremony of Shiva, The Alchemist’s Dream). Albümün en belirgin özelliklerinden biri davullardır. Bir black metal özelliği olan blast beatler sıkça kullanılsa da albüm genelindeki davullar black metalin minimalistliğinden uzaktır. Şarkı sözleri soyut ve simgecidir. Yoğun şekilde mitoloji –özellikle Yunan mitolojisi- üzerine kurulu olsa da görece felsefi bir hal almıştır. Satanizmden doğrudan bahsedilmese de satanizmin temel öğelerine göndermeler vardır:
“ Basitliğin içeriğine karşı geldik
Normal olanı reddettik, ahlağı ayaklar altına aldık
Melekleri sesle katlettik
Melekleri sessizlikle katlettik ”
Thelama.6, grubun gitarlarda ortadoğu gamlarını kullandığı ilk albümdür. Bu durum albümün tamamında geçerli olmasa da bundan sonraki çalışmalarının tamamı böyle olacaktır. Gitar akoru yine re’dedir Gitar rifleri black metalden artık tamamen uzaklaşmıştır. Vokaller biraz daha kalınlaşmış ve scream vokalden daha da uzaklaşmıştır. Grubun şarkı sözlerine bundan sonra da önemli katkıları olacak olan Krzysztof Azarewicz, ilk kez bu albümde grupla beraber çalışmıştır. Şarkı sözlerinde ise bazı kadim İngilizce özellikleri kullanılmıştır (the-> ye, you–>thou, your->thy).
Zos Kia Cultus (Here and Beyond)’da ortadoğu etkiler en ileri seviyeye taşınmıştır. Albümdeki bütün gitar rif, solo ve melodileri ortadoğu gamları (Fars gamı, İslam gamı) üzerine kuruludur. Gitarlar do#’e düşürülmüştür. Albümde sıklıkla akustik gitar bölümleri, çeşitli efektler ve ambient müzik gibi albümdeki hızlı tempoyu bölen bölümler bulunur.
Demigod albümündeki en önemli değişikliklerden biri vokaldir. Vokalin tonu çok kalınlaştırılırmıştır ve brutal death metaldeki brutal vokal tonundadır. Kullanımında ise, tipik brutal vokale göre, bazı farklar vardır. Örneğin vokal riflerdeki değişimlere göre davranır. Gitarlar do#’dedir.
İngilizce “din değiştirme” anlamına gelen Apostasy’nin albümdeki anlamı “dinlere karşı duruş”tur. Albümde çok sayıda “death metal dışı” bölüm (akustik, ilahi, temiz vokal, bayan vokal gibi) bulunmasına rağmen, genel müzikal hatları Demigod albümünden çok farklı değildir.
Kullandıkları enstrümanlar
Nergal
ESP, Gibson, Ibanez, Dean ve Flame marka gitarlar. Mesa Boogie Rectifier amfi ve Mesa Boogie cabinet Boss pedal, Morley wah pedal, Behemoth imzalı 1mmlik pena, D’Addario marka teller (12-56, 12-60) Nergal’in kullandığı gitar modelleri;
ESP Ninja-600
ESP EC-1000
Gibson Explorer
Mayones/Flame Signum Gothic
Nergal Custom 7 String
The Legendary Dean V
Kullandığı amfiler; Bogner Uberschall, Mesa Dual Rectifier, Krank Krankenstein, Laboga Mr. Hector
Inferno
Inferno’nun şu anda kullandığı davul setinin konfigürasyonu şöyledir;
22”x23’’ bas davul (2)
10”x12” tom
11”x”13” tom
12”x14 tom
16”x16” floor tom
6.5”x14” TAMA Starclassic (akçaağacından) trampet
14”AAX metal-hat
20” AAX metal-ride
14” HHX çin simbali
20” AA çin simbali
16” AAX metal zili
18” AAX sahne zili
18” AAX metal zili
18 HHX çin simbali
22 AA çin simbali
Axis A Longboards pedal (2)
Vic Firth 2B tahta baget
Alesis D4 trigger modülü
D-drum trigger kıskacı
Kullandığı markalar; Evans, Vic Firth, Axis
Spaundrums adlı bateri şirketi tarafından “black metalin en hızlı ve en iyi” bateristi olarak gösterilen Inferno’ya özel trampet davul üretildi. Davulun üzerinde Behemoth grubunun simgesi ve Inferno’nun adı yazılıdır.
Orion
4 ve 5 telli baslar kullanır. ESP/Ltd, JB bass, Madison amfi, Ampeg B2R, Sansamp pre-amp, BBE sonic maximizer.
Seth
ESP, Gibson, Flame marka gitarlar. Peavey Tripple X, Marshall cabinet, Boss pedal, Behemoth imzalı 0.74 mmlik pena , D’Addario tel (13-60)
Cover yaptıkları parçalar
Aggressor (The Return of the Northern Moon) – Hellhammer
Deathcrush (…From the Pagan Vastlands) – Mayhem
Carnage (Live Eschaton, Antichristian Phenomenon) – Mayhem
Hello Spaceboy (Thelema.6′in 1000 kopya sınırlı digipack sürümü ve Antichristian Phenomenon) – David Bowie
Day of Suffering – (Antichristian Phenomenon) – Morbid Angel
Wish (Conjuration) – Nine Inch Nails
Welcome to Hell (Conjuration) – Venom
Penetration – (Slaves Shall Serve) – The Nefilim
Until You Call on the Dark (Slaves Shall Serve) – Danzig
Artistik
Behemoth müziğin yanısıra görselliğe de çok önem verir. Albüm kapak tasarımları, albüm içi çizim konseptleri, fotoğraf çekimleri ve sahne şovları grup için oldukça önemlidir. Grubun kapak tasarımlarını ve albüm içi resim ve çizim çalışmlarını Pandemonic Incantations’tan bu yana Tomasz Danilowicz yapıyor.
Behemoth üyeleri konserlerinde şarkılarındaki tekniklerinden ödün vererek, konser havasına daha uygun olduğunu düşündükleri için, daha çok hıza ve sahne şovuna odaklanır. Konserlerinde birçok şov öğesi kullanırlar. Black metale özgü olan ve kendi black metal dönemlerinden kalma bir alışkanlık olan corpse paint kullanmaya hala devam ediyorlar.
Albüm satışlarında ciddi bir ticari başarıları olmadığı için grup müzik yaşamında bazı maddi sorunlar yaşıyor; klip çekimleri için maddi destek alamıyor, konserlerde kendi ekipmanlarını kendileri kuruyor.
İlişkili müzik hareketleri
Behemoth, yine bir death metal grubu olan Vader ile birlikte Polonyalı en ünlü iki gruptan biridir. Bu özellikten dolayı Behemoth üyeleri, birçok Polonyalı metal müzik grubu tarafından albüm kayıtlarında kendilerine destek olmak için çağrılmıştır.
Nergal
Gdañsklı black metal grubu Mastiphal’in tek çalışması olan ve 1994 Martında çıkarılan Nocturnal Landscape adlı demoda davul çaldı.
Bia³ystoklu gothic/senfonik black metal grubu Hermh’in ikinci çalışması olan Crying Crowns Of Trees adlı 1995 çıkışlı demoda bas ve vokallerde görev aldı.
Gdansklı heavy/stoner metal grubu Wolverine’in tek çalışması olan 2000 çıkışlı Million Hells adlı 3 şarkılık demoda vokal ve gitarda görev aldı.
Ünlü gruplardan (Morbid Angel, Manowar) üyeler barındıran müzisyenler tarafından Voodo Gods adı altında 1998 yılında çıkarılan Shrunken Head adlı albümde vokal yaptı.
Inferno
Şu anda Tczewli brutal death metal grubu Azarath’da da bateri çalıyor.
Zielona Góralı black/thrash metal grubu Witchmaster’da davul çaldı.
Ortak çalışmalar
Sopotlu death metal grubu Damnation’da Inferno davul Nergal ise bas çaldı.
Orion, Legionowolu senfonik black metal grubu Vesani’da gitar ve vokalde görev alıyor. Seth de bu grubun konserlerinde gitar çalmıştır.
Hukuksal sorunlar
Behemoth, 2007’nin haziran ayında, Polonyalı bir kuruluş tarafından hazırlanan “satanizmin gelişmesine yardımcı olan müzik grupları” listesine dahil edildi. Bu liste devlet kurumlarına gönderilerek, bahsi geçen grupların ülkede konser vermesinin yasaklanması istendi. Kuruluşun isteği gerçekleşmemesine rağmen, Nergal’in Eylül ayında Polonya Gdynia’da verdikleri konser sırasında bir İncil kitabını parçalaması ve Katolik Kilise için “…Dünya’daki en eli kanlı mezhep” demesi üzerine, kuruluş tarafından dava edildi.
Grubun resmi web adresi: http://www.behemoth.pl
http://tr.wikipedia.org/wiki/Behemoth adresinden alıntıdır.
The Beatles, İngiltere’nin Liverpool kentinde kurulmuş müzik grubudur. Gelmiş geçmiş en büyük müzik grubu olarak bir kült haline gelmiştir. The Beatles hem sanatsal hem de ticari başarılarıyla tarihte büyük bir üne kavuşmuştur. Modadan müziğe kadar geniş yelpazede bügünkü gelişime payları büyüktür. Grup, birçok satış rekoru kırmıştır (yaklaşık bir milyar plak) ve elliden fazla şarkısıyla liste başarısı göstermiştir. ABD’de büyük başarıya ulaşmış ilk İngiliz grup olmuştur.
The Quarrymen
John Lennon 1950′lerde Elvis Presley gibi sanatçılar sayesinde rock ‘n roll’la ilgilenmeye başlamıştı. Sanatçı arkadaşı Pete Shotton ile birlikte 1956′da The Quarrymen adlı bir grup kurar. Daha sonra gruba Bill Smith katılır. Gruptaki elemanlar enstrümanlarında yetersiz oldukları için hep değişmekteydi. 6 Temmuz 1957′da bir partide John Lennon, Paul McCartney ile tanışır. Kısa süre sonra Lennon’dan gruba katılması için teklif alır ve bunu kabul eder. Grupta eleman değişiklikleri devam ederken 1958 gruba genç gitarist George Harrison katılır. Grup 1958′de bir demo kaydeder. Demoda That’ll Be the Day adlı bir cover parça, bir tane de McCartney / Harrison bestesi In Spite of All the Danger vardır.
The Beatles’ın temelleri, Almanya günleri
Grup 1959 Eylül’ünde dağılır.Harrison başka bir gruba gider, McCartney ve Lennon beraber çalmaya devam ederler. 1960′da tekrardan biraraya gelen üçlü yanlarına Lennon’ın çocukluk arkadaşı Stuart Sutcliffe’i alırlar. Grup daha sonra The Sickless adıyla çalmaya devam etmek isterken Dağıl McCartney’nin önerisiyle ritim anlamına gelen “beat” sözcüğüne gönderme olsun diye grup The Beatles adını alır. Grup daha sonra davula Pete Best’i alır ve bir süre Almanya’da çalarlar. Önce Harrison yaşı hakkında yalan söylediği için sınır dışı edilir. Daha sonra bir yangın dolayısıyle Best ve McCartney sınır dışı edilir. Grup şarkıcı Tony Sheridan tarafından teklif alır ve onunla çalmaya başlar. Tony Sheridan and the Beat Brothers olarak Almanya’da listelere girerler ve tekrar Almanya’da çalmaya başlarlar. Hamburg’ta verilen son Almanya konseri sonrası Sutcliffe, Almanya’da kalmaya karar verir ve dörtlü İngiltere’ye döner. Böylece bas gitara Paul McCartney geçer.
İlk kayıtlar ve davulcu problemi
Grup İngiltere’ye dönünce Almanya’da tanıştıkları Brian Epstein’la menejeri olarak anlaşırlar. 1962′de eski üyeleri ve arkadaşları Stuart Sutcliffe’in beyin kanamasından ölüm haberini alırlar. Grup ve Epstein bir çok firmaya giderler ama müziklerinin modası geçmiş olduğu iddiasıyla kimse tarafından kabul edilmezler. En sonunda EMI yetkilisi George Martin onlarla bir senelik anlaşma imzalar. Gerçekten Martin onların müziklerinden çok kişiliklerini beğenmiştir. Pete Best ise hem Epstein hem Martin tarafından beğenilmemişti. Davulcunun klasik Beatles saç şeklini kabul etmemesi ve hastalık yüzünden bazı konserlere katılaması sorun olmuştu. En sonunda Beatles üyeleri onun ayrılmasına karar vermişlerdi. Daha sonra Beatles üyelerinin daha yakından tanıdığı Ringo Starr bateriye alındı.
İngiltere’de Beatlemania
Beatles ilk single’ı “Love Me Do”‘yu 1962′de çıkardı ve listelerde 17. sıraya yükseldi. İkinci single Please, Please Me ise 2.liğe kadar çıktı. İlk albüm Please Please Me Mart 1963′te çıktı. Böylece Beatlemania adı verilen Beatles çılgınlığı İngiltere’de başladı. From Me To You single’ı ise Beatles’ın ilk bir numara hiti olmuştu.
2 Şubat 1963′te grup ilk turnesine çıktı. Dört haftalık şovda, turneye çıktığı isimler arasında en küçüğü The Beatles olsa da turne sonunda herkesten rol çalmışlardı. Üç hafta süren ikinci turnede grup iki Amerikan şarkıcıyla sahneyi paylaşmış ve ilk kez Amerikalı şarkıcılardan daha ilgi çeken ilk İngiliz grubu olmuştu. 1963 sonuna dek iki turne yapan Beatles’ın ünlü logosu da bu dönemde yaratılmıştı.
Amerika günleri
1963 sonlarında Beatles’ın önceki single’ları ve yeni şarkıları She Loves You, Amerika’da yayınlandı. Ancak bu şarkılar bir heyecan yaratmadı. Ancak Epstein’ın isteği ile I Want to Hold Your Hand şarkısı yayınlandı ve klibi tüm Amerika’da gösterilmeye başlandı. Radyolar bu şarkıyı çalmaya başladılar ve on gün içinde bir milyon kopya satmayı başardı. Beatles, Amerika’da televizyon programlarına da çıkmaya başladı.
Grup Amerika’ya ilk geldiklerinde havaalanında 3000′e yakın dinleyici bekliyordu. Amerka’daki ilk canlı programa George Harrison hastalığı yüzünden çıkamamıştı. Beatles’ın ilk canlı programını Amerika’da yaklaşık 74 milyon kişi izledi. Beatles’ın ilk albümleri birkaç değişiklikle Introducing… The Beatles ve Meet The Beatles! olarak yayınlandı. 1964′te A Hard Day’s Night adlı ilk Beatles filmi yayınlandı. Beatles üyelerinin oynadığı bu komedi filmi iki Oscar adaylığı kazandı ve film şarkıları aynı isimli albümde yayınlandı. Grup 1964′te ikinci Amerika turnesine çıktı. Her konsere 10-20 bin kişi katıldı ve Beatles bilet satışlarında bir milyon dolar kazandı.
1965′te de ikinci film Help! yayınlandı. Bu filmin de şarkıları aynı isimli albümde yayınlandı. Bu film çekimleri sırasında da Beatles uyuşturucu kullanımına devam etmişti.
Problemler
Grup 1966′de Revolver albümünü yaptı ve büyük bir müzikal değişimi gösterdi. Artık rock sound’u daha öne çıkıyordu. Özellikle Tomorrow Never Knows ve Yellow Submarine gibi şarkılarda bulunan ses efektleriyle The Beatles Psychedelic müzik yapmaya başlamıştı. Albüm sonrası dünya turnesine başladılar. Grubun 1966 Asya turnesi çok sorunlu başladı. Japonya konserlerinin Nippon Budokan’da verilecek olması sağ görüşlü Japonlar tarafından orasının bir dövüş sanatları merkezi olması nedeniyle protesto edildi. Bu yüzden konserler yoğun bir polis koruması altında gerçekleştirildi.
Haziran 1966′da Filipinler’e giden grup, devlet başkanının eşi tarafından kahvaltıya çağırıldı. Ancak Epstein, grubun böyle resmi davetleri kabul etmediğini söyledi. Bu karar televizyon kanallarında yayınlanınca ülkede büyük bir öfke uyandırdı. Beatles ülkeden ayrılırken, koruma için polis verilmedi ve Beatles ekibi saldırıya uğradı.
Daha sonra Amerika’da yapılan bir röportajda John Lennon, o ünlü sözü söyledi; “The Beatles şu anda İsa’dan daha popüler”. Şaka amaçlı söylenen bu söz İngiltere’de Lennon’ın esprili açıklamalarına alışkın olduklarından problem olmadı ancak Amerika’da büyük sorun oldu ve Beatles plakları yakılmaya başladı. John Lennon daha sonra özür dilediğini söylediyse de öfke dinmedi. 2008′de Vatikan, John Lennon’ı sözlerinden dolayı bağışladığını açıkladı.
11 Ağustos 1966′da Amerika’daki son turneye çıktılar. 29′da sona eren turne sonrası John Lennon, “How I Won the War” filminde rol aldı ve Yoko Ono ile tanıştı, Paul McCartney “The Family Way” filminin müziklerini yaptı, George Harrison Hindistan’a gidip sitar dersleri almaya başladı.
Psychedelic dönem
Bu zamandan sonra grup stüdyo albümlerini kaydetmeye odaklandı. Revolver’dan 7 ay sonra Abbey Road stüdyolarında 129 gün sürecek albüm kayıtlarına başladılar. 1967′de ise Beatles’ın en iyi işi olarak görülen Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band albümü yayınlandı. Albümde Revolver’da kullandıkları ses tekniklerini yeni buldukları yöntemlerle zenginleştiriyorlardı. Albümün sözlerindeki uyuşturucu etkileşimli sözler de dikkat çekmekteydi.
24 Ağustos 1967′de Beatles Maharishi Mahesh Yogi ile tanıştı. Bir kaç gün sonra Galler’de ilk toplantılarına başladılar. 27 Ağustos 1967′de grubun menejeri Brian Epstein 32 yaşında uyuşturucudan öldü. Grubun lideri konumundaki John Lennon, Epstein ile en yakın ilişkisi olan kişiydi ve onun ölümüyle birlikte grup liderliği ve yönetimindeki çabasını yitirdi. Lennon’ın bu isteksizliğine karşı McCartney ise grubu devam ettirme için çabalamaya başladı.
26 Aralık 1967′de grup üyelerinin oynadığı film Magical Mystery Tour yayınlandı. Renk karmaşası içindeki film iyi eleştiriler toplamadı. Grup filmdeki şarkıları aynı isimli albümde yayınladı.
1968′de grup üyeleri Hindistan, Rishikesh’e gitti ve Maharishi ile uzun süre meditasyon hakkında çalışmalar yaptı. Bu dönemde Lennon, McCartney ve Harrison sonraki iki albümde bulunacak bestelerini yapmaya başladılar. Döndüklerinde Lennon ve McCartney Apple prodüksiyon şirketini kurduklarını açıkladılar. Ancak grup, Epstein’ın ölümü ve grubun işletme konusundaki tecrübesizliği nedeniyle iş konusunda sorunlar yaşadılar ve bu grubun müzikal birlikteliğini de olumsuz yönde etkiledi. Aynı sene Yellow Submarine çizgi filmi de yayınlandı. Bu film de bundan önceki filmleri gibi iyi eleştiriler toplamadı.
The Beatles albümü
Amerika’ya döndüklerinde The Beatles adındaki The White Albüm olarak da bilinen albüm için çalışmalara başladılar. Ancak bu çalışmalar yanında bir çok kavga getiriyordu. Ringo Starr 4 şarkının kayıtlarına girmedi ve Paul Mc Cartney onun yerini doldurdu. John Lennon’un eşi Yoko Ono’nun da stüdyonun her aşamasında grupla olması sorun oluyordu. 1966′da tanışan ikili 1968′de çıkarttıkları Unfinished Music #1: Two Virgins albümünden sonra birbirlerinden hiç kopmamaya başlamıştı. Daha önce grup kayıtlarına kız arkadaş ve eşlerin getirilmemesi kararını alan grup üyelerinden John Lennon, Yoko Ono’yu kayıtlara getirerek bunu bozdu. Yoko Ono gruba tavsiyeler vermesi, Ono ve Lennon dışındaki grup elemanları arasında tansiyonu yükseltiyordu. Bir diğer problemi de artık müzikal anlamda kendini geliştiren George Harrison’ın bestelerine yeteri kadar yer vermemeleriydi.
İki disklik bu albüm de ötekileri kadar büyük bir ilgiyle karşılandı. Bu albümün diğerlerinden farkı, grubun her üyesinin kendine has tarzlarını kendi şarkılarında yansıtmaları oldu. Rolling Stone albümü “Bir çatı altında 4 solo albüm” olarak tanımladı. Albüm sonrası grup hiç birlikte röportaj vermeyip, televizyona çıkmamaya başladı.
Ayrılık
Grup üyeleri ile Paul McCartney arasında yeni menejer sorunu yaşandı. McCartney o zamanki eşinin babası Lee Eastman’i isterken, diğer grup elemanları Allen Klein’ı istiyordu. Klein en sonunda menejer olarak seçildi ancak 1971′de gruptan para çaldığı farkedildi. Grup en son konserini 1969′da izinsiz olarak bir çatıda verdi. Polis tarafından indirildikleri görüntüler Let It Be filmlerine de kondu. Grup 1969′da yine stüdyoda problemler yaşadıkları Abbey Road albümünü kaydetti. Aynı anda da Let It Be albümü kayıtları devam ediyordu. 20 Eylül 1969′da Lennon grup elemanlarına ayrıldığını söyledi ancak basına bir açıklama yapılmadı. 3 Ocak 1970′de George Harrison bestesi I Me Mine kaydedilmiş son Beatles şarkısı oldu ancak John Lennon bu kayıtlarda yoktu. Aynı yıl ilk adı Get Back olarak karar verilen ancak mix’i beğenilmemiş albüm en sonunda Let It Be olarak yayınlandı. Ancak bu grubun dağılmasını engelleyemedi. 10 Nisan 1970′de McCartney basın toplantısı ile grubun dağıldığını açıkladı.
Beatles sonrası
1970′de bütün Beatles üyelerinin solo albümleri yayınlanmıştı. 1973 tarihli Ringo adlı Ringo Starr albümünün bir parçasında üç Beatles üyesi, Starr, Harrison ve Lennon bir araya gelmişti. Albümde başka şarkılarda McCartney de yer almaktaydı. Bu albüm sonrası Beatles’ın yeniden bir araya geleceği dedikoduları başlamıştı.
1974′te Lennon ve McCartney stüdyoda kendileri için kayıt yaptılar ancak bir daha hiç buluşmadılar, bu kayıtlar da resmi olarak hiç bir zaman yayınlanmadı.
1980′de John Lennon bir otelin önünde vuruldu. Yaşayan diğer 3 Beatles elemanı All Those Years Ago adlı George Harrison şarkısında tekrar bir araya geldiler. Şarkı Lennon’ın anısına yazılmıştı.
1988′de grup Rock N Roll Ünlüler Salonu’na girmeye hak kazandı. Starr, Harrison ve Yoko Ono orada bulunmasına karşın Paul McCartney yaşanan problemler yüzünden oraya gitmeyi reddetti.
1995-1996 sırasında Beatles’ın gizli kalmış kayıtları Anthology 1,2,3 olarak yayınlandı. Ayrıca iki Lennon bestesi Free As A Bird ve Reel Love, Beatles’ın üç elemanı tarafından kaydedildi.
2001′de George Harrison gırtlak kanseri yüzünden hayatını kaybetti
2006′da George Martin ve oğlu Giles Martin, Cirque de Soleil’in “Love” gösterisi için orijinal Beatles kayıtlarını yeniden düzenledi. 2007′de McCartney, Starr, Lennon’ın eşi Yoko Ono ve Harrison’un eşi Olivia Harrison televizyonda bir araya geldiler.
The Beatles: Rock Band adlı bir video oyunun 9 Ekim 2009′da çıkması planlanmaktadır.
Üyeler
John Lennon (Gitar, Vokal): 1960 – 1970
Paul McCartney (Bas Gitar, Vokal): 1960 – 1970
George Harrison (Gitar, Vokal): 1960 – 1970
Ringo Starr (Bateri, Vokal): 1962 – 1970
Stuart Sutcliffe (Bas Gitar): 1960 – 1961
Pete Best (Bateri): 1960 – 1962
Grubun resmi web sitesi: www.beatles.com
http://tr.wikipedia.org/wiki/Beatles adresinden alıntıdır.
Metallica, ABD çıkışlı bir heavy metal grubudur. Thrash metal akımının üyelerinden ve 80′li yılların en iyi ve en ilham verici metal gruplarından birisi olarak kabul edilir. 60 milyonu ABD’de, 40 milyonu da dünyanın geri kalanında olmak üzere yaklaşık 100 milyon albüm satışı bulunan grup, müzik tarihinin ticarî ve akım olarak en başarılı metal gruplarından biridir. Konser satışları açısından da ABD müzik tarihinin en büyük 13. topluluğu konumundadır.
Köklerini Black Sabbath, Motörhead, Deep Purple, Iron Maiden gibi efsanevi gruplardan alan Metallica, yeni doğan Heavy Metal müziğini en zirveye taşıyarak kendiyle bütünleştirmiş; bunları yaparken köklerine sadık kalabilmeyi başarabilmiştir.
Kuruluş dönemi (1981-1983)
Metallica’nın temelleri baterist Lars Ulrich tarafından atılır. Ulrich, Los Angeles gazetesine ilan vererek birlikte müzik yapabilecek kişilerle görüşmek istediğini belirtir. İlk telefon, ilana tek cevap veren kişi olan, bir basımevinde çalışan 18 yaşlarına yakın lise mezunu bir gençten, James Alan Hetfield’dan gelir. Sert sesi, farklı armonisi ve yeniliğe açık gitar virtiözitesiyle, grubun vokal ve gitaristliğini üstlenen Hetfield’ı, şu anda Megadeth’te çalan gitarist Dave Mustaine izler ve son olarak da James’in eski grubu Leather Charm’dan arkadaşı bass gitarist Ron McGovney gruba dahil olur.
Topluluk bu kadrosuyla ilk konserini Anaheim (California)’da Radio City’de 14 Mart 1982’de vermiştir. İlk başlarda istediği başarıyı yakalayamayan grup, ayrıca solo gitaristleri Dave Mustaine’in alkol ve şiddet problemleri ile uğraşmaktadır. Kendi başlarına albüm yayınlayacak kadar finansmanları ve pek fazla şarkıları olmadığından bir toplama albüme şarkı vermeye karar verirler. Ellerindeki doğru düzgün hazırlanmış tek şarkı olan “Hit the Lights”‘ı Metal Massacre albümüne sokmayı başarırlar. Bu şarkı ile olumlu tepkiler alan Metallica, ilk demoları ve bas gitaristleri Ron McGovney’in grupla son kayıdı olan Power Metal’i 1982 yılında yayınladılar. Grupta doğru düzgün bir işi olan Ron’un, şarkıların yaratım sürecinde hiç katkısı olmayışı arkadaşlarını rahatsız ediyordu. Bu sıralarda James ve Lars “Whiskey A Go Go” adlı mekanda grup Trauma’yı izledi. İki arkadaş mekanda eğlencelerine devam ederken sahneden bir ses duydular, bunu ikiside en başta solo gitar olarak düşünmüşlerdi ancak arkalarını döndüklerinde bunun wah-wah pedalı kullanan bir bas gitarist olduğunu farkettiler. James Hetfield olayı, Tam arkamızdan vahşi bir solo gelmişti, arkamızı döndüğümüz zaman bunun o olduğunu gödük, uzun kızıl saçlarıyla sadece işini yapıyor ve çevrede sanki kimse yokmuşçasına, tek başına odasında çalıyormuşçasına sakin ve bir o kadar harika çalan birisi vardı özetliyor. Grubun genç basçısı Cliff Burton’a kendilerine katılması için teklif götüren grup, Cliff’in Bir grup için şehir değiştiremem serzenişine karşı, grubu onun şehrine taşımaya karar verdi ve Cliff Burton’u ikna ederek kadrosuna aldı. Bu ekiple bir demo yayınlayan grup kendini iyiden iyiye belli etmeye başlamıştı. Ancak, Dave Mustaine’in alkol, şiddet ve uyuşturucu problemleri grubu çok rahatsız ediyordu ve bu yüzden gruptan çıkarılmasına karar verildi. Dave’in çıktığı aynı gün Exodus grubunun kurucularından Kirk Hammett gruba ana gitarist olarak katıldı.
Kill ‘Em All (1983)
Metallica, ilk stüdyo albümleri olan Kill ‘Em All’u 1983′te çıkarttı. Aslında albümün adının Metal Up Your Ass: Easters Cancelled, Bodys Been Found olması planlanıyordu fakat grup ve şirket o zamanlar albüm isminin alacağı negatif tepkiden çekindi. Şirketin baskılarından dolayı isim değiştirilmek zorunda kaldı. Basçı Cliff Burton da şirketi kastederek Kill ‘Em All adını önerdi ve grup tarafından hemen kabul edildi. Albüm 10 şarkı içeriyordu ve bu şarkılar arasında Dave Mustaine’in de katkıda bulunduğu besteler vardı. Albümün en belirgin tarafları Hetfield’ın çiğ vokali ve grup elemanların yapmak istedikleri müzik ve yaşlarını çok güzel yansıttıkları şarkıları olmuştur. Bu albümden “Seek & Destroy” ve “The Four Horsemen” birçok konserlerinde yer bulmuştur. Ayrıca Cliff Burton’ın bas solosu “(Anesthesia) Pulling Teeth” de bu albümde yer almaktadır. Albüm çok büyük bir satış başarısı getirmese de Metallica adının yeterince duyulmasını sağlamıştır. Grup belirli bir hayran kitlesi topladıktan sonra ikinci albümün geleceğini duyurmuştur.
Ride the Lightning (1984)
Grup ikinci albüm Ride the Lightning ‘i kaydetmek için 1984 yılında Danimarka’daki Sweet Silence stüdyolarına gider. Bir hafta süren kayıtlar sonucunda Flemming Rasmussen prodüktörlüğünde Ride the Lightning raflardaki yerini alır. Yeni albüm ile grup Avrupa’da turnelere çıkmaya ve imza dağıtmaya başlar. Albümün açılış parçası “Fight Fire with Fire”‘ın başındaki akustik kısım dinleyen herkesin kısa bir şok geçirmesine, Metallica’nın aniden tarz değiştirdiğini düşünmelerine sebep olmuş ama şarkının sert ve hızlı devamı bu kanıyı yoketmiştir. Albümde Hetfield’ın sesini yüksek derecede geliştirmeside gözden kaçmamıştı. Albümdeki “Creeping Death”, konserlerin vazgeçilmez parçası ve grubun canlı biçimde çaldığı en iyi parçalardan biri oldu. Yine albümde bulunan “Fade to Black” isimli şarkı çıktığı ilk günden beri grubun en çok sevilen şarkılarındandır. Ride the Lightning ‘in çıkışından sonra grup pek çok dergilerden “Yılın Metal Grubu” ödülü aldı. Artık Metallica çığ gibi büyüyordu ve adını tüm Dünya’ya duyurmak için adım adım ileriyordu.
Master of Puppets [1986]
1984 yılında Metallica’yı izleyen Elektra Records’tan Michael Alago ve ‘Q-Prime Menajerlik’ten Cliff Burnstein grubun performansından çok etkilenir ve kontrat imzalanır. Böylece grup İngiltere’de de büyük başarıya ulaşır. Artık büyük bir şirketle de anlaşmış olan grup 3. stüdyo albümlerini çıkartmak için hazırlanmaya başlar. Ride the Lightning ‘in büyük başarısından sonra herkes gruptan çok iyi bir albüm bekliyordu ve Metallica beklentileri karşılayan 3. stüdyo albümleri Master of Puppets ‘ı 1986 yılında piyasaya sürdü. Çıktığı andan itibaren büyük başarı ve eleştirmenlerden çok yüksek notlar toplayan albüm, hiçbir reklam kampanyası olmadan milyonlar sattı, Billboard 200′de 29. sıraya kadar yükseldi. Albümün açılış parçası olan “Battery” yine “Fight Fire with Fire” gibi yavaş girişi, devamında gelen hızlı ve sert riffleriyle dikkat çekerken, albüme adını veren “Master of Puppets” ise küresel bir sorun olan uyuşturucuya dikkat çekmektedir ve grubun en iyi şarkılarından birisi olarak kabul edilmektedir. İsmini basçı Cliff Burton’ın astronomiye ilgisi sebebiyle bir takımyıldızdan alan albümün tek enstrümental parçası “Orion” ise grubun yaptığı en iyi parçalardan ve tüm zamanların en iyi ensturmental şarkılarından birisi olarak görülmektedir. Pek çok eleştirmen tarafından en iyi ve sert metal albümlerinden biri olarak gösterilen Master of Puppets Metallica için bir çağın bitişi ve yeni bir çağın başlangıcı olacaktır.
Cliff Burton’ın ölümü
27 Eylül 1986′da Damage Inc. turunun Avrupa ayağı sırasında grup üyeleri kendi aralarında yatacakları yerleri seçmek için kart çekerler. Cliff Burton, Kirk Hammett’ın yerinde yatmaya hak kazanır. Gece ise küçük bir Danimarka kasabası olan Ljungby yakınında tur otobüsleri yoldaki buzlanma sebebiyle şarampole yuvarlanırlar. Kazayı James Hetfield, Lars Ulrich ve Kirk Hammett ufak sıyrıklarla atlatırken uğruna grubun şehir bile değiştirdiği yetenekli basçı Cliff Burton camdan fırlayarak otobüsün altında kalmış, henüz 24 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Otobüs, çekicinin halatının kopması sonucu kaldırılırken tekrar düşmüştür. Bu ikinci düşüş sırasında Cliff’in henüz hayatta olup olmadığı bilinmemektedir. Cenaze töreninde Master of Puppets albümünden Cliff ile bütünleşen “Orion” adlı parça çalınmış, parça 2006 Rock am Ring festivalinde Master of Puppets ‘ın 20. yılı için tüm albüm baştan sona çalınana kadar hiç tam uzunluğuyla çalınmamıştır. Kendi isteği üzerine Cliff’in külleri Bay Area’da değişik yerlere savruldu. Kendi deyişeriyle Metallica’yı Metallica yapan 3,5 yıllık basçılarının ölümünden çok etkilenen grup üyeleri, grubu dağıtmayı düşündüler fakat eğer yaşasaydı Cliff’in bunu istemeyeceğini hatırlayarak ve Cliff Burton’ın ailesinin isteği üzerine devam etme kararı aldılar. Yapılan seçmeler sonucunda Flotsam and Jetsam’ın basçısı Jason Newsted ekibe dahil oldu.
…And Justice for All (1988)
Bas gitarist olarak Jason Newsted’i kadroya katan Metallica, Cliff Burton olmadan ilk ve 4. stüdyo albümleri olan …And Justice for All albümünü 1988 yılında piyasaya sürdü. Oldukça sert ve hareketli olan, içinde kimi progresif öğeleri bulunduran albüm muazzam bir başarı yakaladı ve Billboard 200′de 6. sıraya kadar yükselerek grubu ilk defa ilk 10′a sokmayı başardı. Fakat albümde hiç bas gitarın sesinin duyulmaması sebebiyle kimi sert eleştiriler aldı. Ekip elemanlarının Jason’ı ilk yıllarda dışlamaları ve onun müzik bakış açısını, müziksel fikirlerini gözardı edişleri, albümün 3′lü arasında bir yetenek şovuna dönüşmesi bunda en büyük etkendi. Albümde bas gitar vardı, ancak sesi çok kısılmıştı, ancak katmanlarına inildiğinde farkedilebiliyordu, bir nedeni de albümdeki bas gitarın önceki albümlerden daha sık bir şekilde ritim gitarı takibinin arttırılması olmuştu. Daha önce grubun ilk günden beri desteklemediği video klip çekme politikasını da sona erdirerek eski bir depoda bir savaşın ve savaşın insanlara getirdikleri üzerine yazılmış, albümün 4. şarkısı “One”‘a klip çekti. Eski bir depoda, Johnny Got His Gun adlı filmden bazı sahnelerle harmanlanmış klip grubun ilk video klibi olması sebebiyle büyük ilgi gördü. Büyük başarı yakalayan albüm sonrasında grup 2 yıl sürecek olan Damaged Justice turnesine çıktı. Artık kendi başlarına arena turlarına çıkmaya başlayan grup başarılı performanslarıyla hayranlarından tam not aldı. One adlı şarkıyla Grammy Ödülleri’ne En iyi Hard Rock/Metal Performansı kategorisinde aday olan grup ödülü Jethro Tull’e kaptırınca o yılkı albüme Grammy Ödülünü Kaybeden Albüm ibaresini ekletti.
Metallica (The Black Album) (1991)
Çok satan bir albüm ve başarılı geçen bir turneden sonra yeni bir albüm kaydetmek için North Hollywood’daki One On One stüdyolarına giren Metallica Bon Jovi, The Cult, Mötley Crüe ve Nirvana gibi başarılı grupların prodüktörlüğünü yapmış olan Bob Rock ile anlaştı. Daha önceki 4 albümü istedikleri gibi yapan James Hetfield ve Lars Ulrich, yeni bir prodüktörle çalışmaya alışırken, Cliff Burton’ın yerine gelen basçı Jason Newsted ise hâlâ grupta dışlanan eleman gibi duruyordu. Yaklaşık 1 yıl süren kayıt ve beste süreci sonunda albüm 1991 yılında piyasaya çıktı. New York’taki Madison Square Garden’da, o zamana kadarki en büyük dinleti partisini veren Metallica artık dünyanın en büyük grupları arasındaki yerini almıştı. Black Album, Metallica’nın çıkarttığı en yüksek ticari başarıya sahip albüm olarak bilindi ve birçok yeni hayran kazanmasını sağladı. Çıktığı geceden itibaren sansasyonlara neden olan albümün bir adı yoktu. Sade, siyah bir kapağı olan albümün üstünde sadece Metallica yazıyordu ve dikkatli bakıldığında görülebilen bir yılan silüetine sahipti. Eskisinden farklı bir tarzda olan albüm, grubun yavaş yavaş thrash metalden uzaklaştığının göstergesiydi. “Enter Sandman” ile Grammy alan grup, o sene albüm çıkartmadıkları için Jethro Tull’e teşekkür etmeyi de unutmadı. Metallica önce Wherever We May Roam adıyla başlayan, ikinci ayağında Guns N’ Roses ile birleşen ve Nowhere Else to Roam adıyla son bulan konser dizisine başladı. Nowhere Else to Roam turnesi kapsamında İnönü Stadyumu’nda Türk hayranlarına muhteşem bir konser yaşatan Metallica artık yeni albüm için stüdyoya girmeye hazırdı.
Load (1996)
3 yıl süren uzun turneden sonra Metallica, altıncı albümlerini kaydetmek için stüdyoya girdi. Yaklaşık 1 yıl süren beste ve kayıt aşamasından sonra grubun 6. stüdyo albümü Load Billboard 200 listesine 1 numaradan giriş yaparak raflardaki yerini aldı. Albümün kapak çalışması Andres Serrano tarafından yapıldı. Ressamın meni ve kanını 2 cam plaka arasına koyarak ortaya çıkardığı kapak çalışması fanlar tarafından beğenilmedi. Önceki 5 albümden tamemen farklı tarzlarda şarkılar içeren Load fanlar tarafından çok eleştirildi, müzik yazarlarının bir kısmı albümü beğenirken bir kısmı ise “Metallica davayı sattı” diyerek grubu lekelemeye çalıştı. Albüm, hard rock ve heavy metal’in karışımına sahip senkronik bir eserdi ve zamanla en iyi hard rock albümlerinden birisi kabul edilerek severek dinlendi. Grup elemanlarının saçlarını kısacık kestirip alternatif rock festivali Lollapalooza’da headliner olarak sahne alması ise öte yandan pek çok hayranın tepkisini çekti.
ReLoad (1997)
Load albüm kayıtları sırasında çok fazla şarkı kaydeden grup, kalan şarkıların üstünde biraz daha çalışarak sonraki yıl ReLoad adıyla bir albüm daha piyasaya sürdü. Yapılan açıklamada Load ve ReLoad ‘ın aynı yıl çıkmasını planladığını söyleyen grup bazı aksaklıklar ve Bob Rock’ın ticari düşüncesinin etkisiyle bir sene geç çıkarılmıştı. Load ‘dan biraz daha sert olan albüm Billboard 200 listesinde 1, Kanada listelerine ise 2 numaradan giriş yaptı. Reload ‘ın en ilgi çeken parçalarından biri “The Unforgiven II” oldu. İlk “Unforgiven” gibi bir ballad olan şarkı, klibiyle dikkat çekti. Kasım 1997′de albüm promosyonu için Amerikan NBC kanalında yayınlanan Saturday Night Live programında sahne alan grup “Fuel” ve Marianne Faithfull ile “The Memory Remains” parçalarını çaldı.
Garage Inc. (1998)
1998′e gelindiğinde Metallica cover şarkılardan oluşan Garage Inc. albümünü yayınladı. İlk CD tamamı yeni kaydedilmiş Diamond Head, Killing Joke, The Misfits, Thin Lizzy, Mercyful Fate ve Black Sabbath coverları içeriyodu. İkinci CD’de ise grubun 1987′de kaydettiği The $5.98 E.P.: Garage Days Re-Revisited adlı demo vardı. Koleksiyoncular tarafından beğeniyle karşılanan albüm Billboard listelerine 2 numaradan girdi.
S&M ve Napster Davası (1999-2001)
21-22 Nisan 1999 tarihlerinde daha önce “Nothing Else Matters”‘ın düzenlemesini de yapmış olan Michael Kamen şefliğindeki San Francisco Senfoni Orkestrası ile birlikte konser veren Metallica, bunları S&M adı altında piyasaya sürdü. Konserler için özel olarak bestelenen “No Leaf Clover” ve “−Human” adlı şarkılar büyük ilgi gördü. “The Call of Ktulu” şarkısının S&M performansı ise 2001 yılında Grammy Ödülü kazandı.
Mission: Impossible II adlı film için yaptıkları soundtrack “I Disappear” piyasaya sürülmeden paylaşım programı Napster yoluyla internete düşünce grup program yapımcısı ve kullanıcılarına karşı dava açtı. Bir internet takip ekibiyle anlaşan grup sadece 3 günde şarkıyı yaklaşık 300 bin kişinin indirdiğini tespit etti. Şarkıyı indirenleri hesapları kapatıldı, site ise ceza aldı. Hayranları tarafından neden böyle bir şey yaptıkları anlaşılmayan ve paragöz olmakla suçlanan grup çok eleştirildi.
Newsted’in ayrılışı
Yeni bir albüm kaydetmek için stüdyoya girmeye hazırlanan grup; Ocak 2001′de basçı Jason Newsted’ın kişisel ve özel problemleri yüzünden, sevdiği müziği yaparken kendine verdiği fiziksel hasarı sebep göstererek gruptan ayrıldığı açıklaması ile sarsıldı. Asıl sebep ise James Hetfield’ın kimsenin bir yan projede bulunmasını istememesiydi, çünkü ona göre her yan proje grubun gücünü sarsıyordu.
St. Anger (2003)
Nisan ayında ise film yapımcıları Joe Berlinger ve Bruce Sinofsky, gruba yeni albümlerinin yapım aşamasını filme çekme fikriyle geldi. 2 yılda 1000 saatten fazla çekim yaptılar fakat Temmuz ayında albüm kayıtları başlamadan önce Hetfield alkol ve diğer sebepler yüzünden rehabilitasyon merkezine yattı, tüm kayıtlar Hetfield Aralık’ta dönene kadar askıya alındı. Ancak sonrasında ise James, tedavi sebebiyle en geç saat 16:00′a kadar çalışabiliyordu, geri kalan zamanı ise ailesinin yanında geçiriyordu.
Metallica, Jason’ın ayrılmasıyla iyice kötüye giden aralarındaki iletişimi düzeltmesi için terapist ve performans koçu Phil Towle’u işe aldı. Albüm kayıtları sırasında kalıcı bir basçıları olmadığından bas gitarı, aynı zamanda prodüktörleri olan Bob Rock çaldı. Zorlu geçen kayıtlar sonrasında grup kalıcı bir basçı bulmak için seçmelere başladı. Pek çok başarılı ismin arasından parmaklarıyla çalması, tarzı ve yeteneği sayesinde öne çıkan Robert Trujillo gruba dahil oldu fakat kayıtlar bittiğinden albüme katkıda bulunamadı. 2003 yılının haziran ayında Metallica’nın 8. stüdyo albümü St.Anger raflardaki yerini aldı. Diğer tüm albümlerden çok farklı bir tarzı olan St. Anger hiç gitar solosu içermemesi, Ulrich’in bateri soundu ve James’in vokalleri sebebiyle kötü yönde çok eleştiri aldı fakat grup elemanları St.Anger’ı bitirdikleri için mutluydular çünkü onlara göre bu kendilerini toparlamaları için yapmaları gereken birşeydi.
2004 yılında St.Anger ‘ın yapım aşamasını ve grubun içinde yaşadığı sorunları anlatan film Some Kind of Monster vizyona girdi. Film grubun en doğal ve içten hâlini barındırdığından fanlar tarafından çok sevildi ve önemli festivallerde ödüller kazandı.
Death Magnetic (2008)
Grup 2005 yılı sonunda 15 yıldan uzun süredir prodüktörleri olan Bob Rock ile yollarını ayırdı ve yeni albüm için Red Hot Chili Peppers, Slayer, AC/DC gibi birçok önemli isimlerle çalışmış olan Rick Rubin’le çalışmaya karar verdi. Ardından yeni albümleri için Elektra Records ile olan anlaşmalarına son verip Warner Bros. Records ile anlaştılar.
Metallica, yeni albümle birlikte Master of Puppets ve öncesi sounduna dönmeyi planlamışlar ve röportajlarda hayranlarına ikinci bir St. Anger faciasını yaşatmayacaklarını dolaylı yoldan söylemişdirler. Öte yandan grubun bateristi Lars Ulrich verdiği röportajlarda St. Anger albümünün eğlenceli olduğunu, dibe vurmuş bir grubun ayaklarını yere vuruşunu ifade ettiğini ve bu nedenle de verdikleri en samimi albüm olduğunu belirtmiştir. Grubun ritim gitaristi ve vokalisti James Hetfield ise son verdiği röportajlarda yeni prodüktörleri Rick Rubbin’in tenkidiyle Master of Puppets tarzı bir albüm istediklerini, bunun her ne kadar imkânsız olmasa da zor olduğunu açıkladı fakat yeni albümün St. Anger ‘dan farklı olacağının altını çizen Hetfield, Master of Puppets kalitesinde bir albüm hazırlıklarında olduklarını belirtti. Hetfield’ın verdiği röportajlarda bu albümün melodik soundunun da olacağı belirtilmekteydi.
Grup, yeni albüm Death Magnetic çıkmadan önce www.missionmetallica.com adlı bir site kurarak hayranlarının albüm çıkmadan bazı riffleri dinlemesine, stüdyodan fotoğrafları görmesine olanak sağladı. Albüm 12 Eylül 2008′de piyasaya çıktı.
Metallica, Türkiye’de biri 1993 yılında İnönü Stadı’nda, biri 1999 yılında Ali Sami Yen Stadı’nda ve diğeride yine 27 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul’da Ali Sami Yen Stadyumu’nda olmak üzere 3 kez konser vermiştir .Konser haberi Metallica resmi sitesinde Türkçe olarak yayınlanmıştır.
Grubun resmi web sitesi: www.metallica.com
http://tr.wikipedia.org/wiki/Metallica adresinden alıntıdır.