RSS Feed

RSS
Comments RSS

Devrim Yoldaş ile Temel Müzik Kuramlarına Giriş – Bölüm 02

Yapı kavramı ve yöntem.

Hemen hepimiz güneşli bir günde, güneş ışınlarının, bir mercek yardımı ile belirli bir alanın bir noktası üzerinde yoğunlaştırılabildiğini, noktanın kağıt üzerinde olması durumunda ise kağıdın yanabildiğini biliriz.
Burda aynı cinsten ışık ışınları bir alet/enstruman yardımı ile belirli bir mekanın belirli bir noktasında yoğunlaştırılmıştır. Aynı cinsten uyarıların yoğunlaştıkları ve birbirleri ile etkileştikleri bu alana odak adını veriyoruz.

Şimdi ışık ışınlarının yerini ses dalgalarına bıraktıklarını ve odak adını verdiğimiz mekanın belirli bir alanında yoğunaştıklarını düşünelim. Ses dalgalarının kendi büyüklük ve etkileşimleri ile yoğunlaştıkları bu alanı biçimledikleri ortaya çıkar. İşte ses dalgalarının biçimledii bu alana “Akor” adı verilir.

Bir akor atom gibi “olay taneciği“‘dir. Doğanın yapı taşlarını müziksel terimlerle tanımlamayı düşünseydik, atomların çok yoğun birer akor yapısında olduklarını söyleyebilirdik. En yalın atom hidrojen atomudur. Çekirdeğinde artı yüklü bir proton , yörüngesinde ise negatif yüklü bir elektron taşır. Fakat hidrojen atomu ne bir elektron ne de bir protondur.

O bu elemanlardan oluşmuş fakat bunlardan tamamıyla ayrı bir yapıdır.

Suyu incelediğimizde iki hidrojen ve bir oksijenden oluşur fakat suyun ne hidrojen ne de oksijen olmadığını ve bunlardan tamamen farklı bir yapı olduğunu görürüz. Düzlemde kutuplanmış tek renkli bir ışık ışını dağılma doğrultusuna ve birbirine dik olarak titreşen bir elektrik alan vektörü ile, bir manyetik alan vektöründen oluşan bir yapıdır. Fakat bu tek renkli ışık ışını ne bir elektriksel alan ne de bir manyetik alandır. O da bu elemanlardan bağımsız başka bir yapıdır.

İşte akor da kendisini oluşturan elemanlardan tamamıyla bağımsız olan ayrı bir yapıdır.Kısaca varolan her nesne ve nesnel olgu, bir yapıya bağlıdır diyebiliriz. Fakat bu tanım yetersizdir. Çünki var olan her nesne ve nesnel olgunun:

1.Belirli ve sınırlı bir ömrü
2.Belirli ve sınırlı bir biçimsel yapısı
3.Belirli ve sınırlı bir devinimi
4.Belirli ve sınırlı bir işlevi vardır.

Müziğin araçları

Çalmakta olan büyük senfonik bir orkestrada, yapı ve işlevleri birbirlerinden tamamen farklı birçok müzik aracı vardır. Çeşitli ulusların kendi müziklerini icra ederken kullandıkları müzik araçlarının da ne derece büyük farklılıklar gösterdiklerini biliriz. Yüzyıllardır süren bu alet farklılığına karşın aletlerin en önemli ortak yanının SES üretmek olduğu en ilkel çalgıdan beri bilinir. Bu bilgi müziğin kök elemanının ses olduğu şeklinde yinelenebilir. Fakat çağımız fiziksel olarak ortaya koymuştur ki ses “dalga” özelliği taşımaktadır.

Bu durumda ortaya şöyle bir sonuç çıkmaktadır:

Ses, dalga davranışına dayalı çalışan bu müzik araçları kümesinin bir dalga kaynağı olarak üretmiş oldukları dalgaların birbirinden değişik olan özelliklerinden sadece ve sadece biridir. Müzikte dalgaların bu farklı özelliklerini tümüyle kullanabilmekteyiz.Dikkat edilirse müzik araçlarını dalga üreten birer kaynak olarak niteledik. Oysaki, dalga kaynağı durumunda olup da dalga üreten fakat müzik aracı olmayan akorun varlığınıda yukarda açıklamıştım.

O halde müzik aracını:

Bir insan tarafında, amaçlı olarak kullanılan, ve dalga davranışına dayalı çalışan bir sistemdir. Şeklinde tarif edebiliriz. Bir müzik aracını belirli ve sabit bir dalga boyuna ayarlama işleminede “ACCORD” diyebiliriz.

Şimdi, büyük bir orkestradaki bu aletler kümesini kendi yapısal veişlevsel özelliklerine göre gruplamaya çalışalım.

1- Faz düzenleyen
2- Yapı düzenleyen
3- İş düzenleyen
4- Hareket düzenleyen. Araçlar kümesi çıkacaktır.Bu dört temel görevi dahada alt gruplara bölebiliriz:

T kümesi:(Temporal küme): Mekanı zaman uyarıları ile biçimleyen aletler kümesi
V kümesi: (Spasyal küme): Ses uyarıları üreten aletler kümesi.

Müziksel cisimler

Yapı kavramını hatırlayarak, müziğin: Kendi iç yapı taşları ile özdeş olmayan, tamamen bağımsız ayrı bir yapı olduğunu söyleyebiliriz. Müziğin iç yapı taşlarınınsa zaman ve ses dalgaları olduğunu artık biliyoruz. Yapı taşlarını uyarılar şeklinde aldığımızda, müziği, ses ve zaman uyarılarından oluşmuş bir yapı şeklinde nitelemek mümkündür. Bu şekilde müziksel uyarı kaynaklarına çalgı, çalgıların ürettiği bu uyarılara ise müziksel cisimler adını verebiliriz.

Müziksel cisimleri, nicelik ve niteliklerini belirleyecek şekilde yazma işlemine “Dikte”, nicelik ve nitelikleri belirlenerek yazılmış öğeleri seslendirme işleminede “Solfej” adı verilir. Ses dalgalarını birbirinden farklılaştıran solfej türüne “Spasyal solfej”, zaman parçacıklarını birbirinden farklılaştıran solfej türüne “Temporal solfej” adı verilir. Aynı şekilde dikteyide temporal ve spasyal olarak tanımlamak mümkündür.

Ses ve zaman parçacıklarının ardışık olarak eklenmesinden bir zincir oluşturabiliriz ki, bunu müziksel cisim olarak niteleriz. Böyle bir müziksel cisme “Ezgi” ya da “Melodi” diyoruz. Ses ve zaman parçacıklarını üst üste koyarak da bir yapı oluşturmak mümkündür.

Müziksel cisimlerin büyüklükleri

T ve V kümelerinin öğelerini müziksel cisimler olarak nitelemiştik. Bu durumda büyüklüklerinin tanımlanması gereği ortaya çıkar.

İki ucu sınırlanmış kapalı bir zaman dilimine müzikte süre adı verilir. Süre bir zaman büyüklüğü ve hıza bağlı bir yol uzunluğu olarakta tanımlanır. Bir süre bir ses veya bir vuru dalgası tarafından örtülüyor ise ona dolu süre, örtülmüyor ise boş süre ya da es adı verilir. Sessizlik yani “es” ölçülebilen bir müziksel büyüklüktür.

Müziksel cisimler büyüklüklerinin nicelik ve niteliklerine göre iki farklı gurupta incelenir. Doğrultusu ve yönü olanlar, doğrultusu ve yönü olmayanlar. Doğrultusu ve yönü olmayan ve tek bir sayı ile tanımlanan müziksel cisimlere “Skalar büyüklükler” adı verilir. Bir jenaratörün gücü, bir yol uzunluğu gibi.

İki ucu sınırlandırılmış kapalı bir zaman dilimi, tek bir sayı ile tanımlanabilen bir büyüklük ise bunu müzik dilinde “Ölçü” olarak niteleriz. “Tempo” terimi, bir ölçünün hız, frekans ve periodunu tek bir sayı ile tanımlayan skalar bir büyüklük tanımıdır. Bir ölçü bir tam dalgadan oluşur.. Bir ölçünün birim zamanda yer değiştirme çabukluğuna onun “Hızı”, çokluğuna ise “Frekans”’ı adı verilir. Bir ölçünün bir tam yer değiştirmesi için örtmüş olduğu zaman dilimine de “Period” denir. Bir ölçü eşit zaman dilimlerinde eşit açılar süpüren müziksel bir cisimdir.

Doğrultusu ve yönü olan aralarında toplanabilen müziksel cisimlere ise vektörel büyüklükler adı verilir. T kümesi sürel vektörlerinin oluşturdukları yapılarındüzenli ya da düzensizliğinden “Ritm” kavramını çıkarırız. Yapıların düzenli olması durumunda “ritmik” düzensiz olmaları durumunda ise “aritmik” yapılardan söz ederiz. Böylece ritmik yapıların skalar aritmik yapılarında vektörel birer büyüklük oldukları sonucunu çıkarmış oluruz.

Bir ezginin sürel metrisini incelediğimizde aritmik olduğunu görürüz genelde. Genel olarak ezgiler düzenli bir vektörel dağılım göstermeyen aritmik yapılardır. Bir ezgi yapısı içindeki sürel vektörlerin düzenli olmayan yer değiştirmelerinin çokluğuna sürat adı verilir.

Hız ile sürat arasındaki bağlantıları ilerleyen kısımlarda daha geniş inceleme imkanımız olacak.

T kümesi vuru dalgalarının dağılma doğrultusunu gösteren eksene zaman ekseni, aynı küme dalgalarının bölünme ve parçalanma yasalarını koşullayan eksene de faz ekseni adı verilir.

V kümesi ses dalgalarının dağılma doğrultusunu gösteren eksene ise enerji ekseni, aynı küme dalgalarının bölünme ve parçalanma yasalarını koşullayan eksenede ton ekseni adı verilir. Ton ekseni, enerji ekseninin dikey çizgilerle kesilerek, belirli yörüngelerde, belirli enerji basamakları oluşturan skalar birimlere bölünmüş biçimidir.

T kümesi zaman ve faz eksenleri birbirine çakışıktır
V kümesinin enerji ve ton eksenleri birbirine çakışıktır
T ve V eksenleri birbirlerini dikey olarak keserler
T ekseni yatay V ekseni dikey olarak gösterilir
T ekseni soldan sağa doğru ve çok yoğundan az yoğuna doğru tek yönlüdür
V ekseni yukardan aşağıya ve çok yoğundan az yoğuna doğru tek yönlüdür.

Ölçü ve dayandırma sistemleri

T kümesinin zaman bileşenleri olansürel vektörleri toplayabilmek için, bir ölçü sistemini belirgin olarak ortaya koyabilmeliyiz. Elimizdeki bilgilere göre ilk ölçü sistemini bulanlar İyonyalılardır. Zaman parçalarını notaya alabilmişlerdir. Günümüzde ölü dil olan İyon dilinde yazılmış tüm destanlarda(kullandıkları ölçü sistemine bağlı olarak) ritmik bir özellik mevcuttuki İyonyalılar bu ölçü sistemine Hexametron adını vermişlerdir. Bu ölçü sisteminde birim zaman “Daktilos” yani bir parmak, yarım zaman “Spondeus” yani yarım parmak kullanılmaktaydı.. İyon alfabesindeki harfler sürel değerlerine göre yarım ya da tam zamanlı okunduğunda ortaya son derece ilginç ritmik yapılar çıkar.

Bir büyüklüğü ölçmenin en doğal yöntemi karşılaştırmayı temel alarak aynı cinsten bir başka büyüklükle karşılaştırma metodudur ki hemen hepimiz bir cismin yanına cetvel koyarak sonucu m. Ya da cm. cinsinden söyleyebiliriz. Bu durumda bir büyüklüğün ölçümünde, iki öğeye gereksinim duyulduğu, bunlardan birinin sayı diğerinin ise birim olduğudur.. Şöyleki bir cismin 15m. Olduğunu söylemekle onun metre adını verdiğimiz birimden 15 tane olduğunu ifade ederiz. İşte müzikte karşılaştırmaya temel olarak kullanılmak üzere müziksel bir cisim seçmeliyiz. Zaten doğada ne mutlak bir zaman parçacığı ne de mutlak bir ses, bir dayandırma sisteminde bağımsız olarak bulunmamaktadır. Nitekim zaman ve ses dalgaları bir dayandırma sisteminden bağımsız olarak kullanılamazlar.

Şimdi müzikte dayandırma sisteminden neyi algıladığımızı açıklamamız gerekir. Müzikte dayandırma sistemi aynı cinste müziksel maddelerin birbirleri ile karşılaştırıldıkları bir yapı, bir başvuru sistemidir. Bir müziksel sistem ise, enerji, ışıma, yoğunluk, basınç, dalgaboyu, hız, frekans ve period gibi değişkenlere duyarlı, incelemek ya da uygulamak için yalıtlanmış
maddenin herhangi bir parçası olarak tanımlanabilir.

Klasik müzikte kullanılan dayandırma sistemlerine Ton ve Tempo denir.
Jazz müziği ve pop müziğinde kullanılanlara Ton ve ritim denir, Geleneksel müziğimizde kullanılanlara ise usül ve makam denir.

Dayandırma sistemlerini de iki ayrı grupta inceleyebiliriz.

I. Eylemsiz yapılar
II. Eylemli yapılar

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız dayandırma sistemlerinin tümü eylemsiz yapılarda kulandığımız başvuru sistemidir. Ayrıca bu sistemlerin sabit merkezli olduklarınıda vurgulamak gerekir.

Daha ilerde hareket konusunu incelerken ton yapısından tonsuzluk atonaliteye ulaşılmaz. Abcak klasik kuramcılar dayandırma sistemleri konusunu incelemedikleri için, değişken merkezli dayandırma sistemlerinin birer eylemli yapı niteliğinde olduğunu algılıyamamışlardır. Ya o ya da bu diye düşünmeye alıştıklarından ton varsa tonsuzlukta vardır diyerek konuyu sözcüklerin ardına saklayarak çözümlemeye çalışmışlardır.

Yapı kanunu

Doğada tüm canlı ve cansız varlıklar kararlılık durumlarını sürdürebilmek için gerek kendi iç yapılarında gerekse çevresindeki dış yapılarla müthiş bir uyum(harmony) içindedirler. Tüm canlı ve cansız varlıklar bu uyumu genel kararlılıklarını sürdürebilmek için devamlı kılmak zorundadırlar. Müziktede bu genel kararlılığı sağlıyan yapı kanunları söz konusudur ki bunlardan biri:

I- Sabit açı kanunu: T kümesi öğelerinin komşuları ile düzgün ve belirli faz ilişkilerine girmesini sağlıyan bir ilkedir. Bu ilkeye bağdaşık ilke yada koherent ilke adını veriyoruz.

Şu anda bu anlattıklarımız ilerdeki işleyeceğimiz konuların anlaşılmasında anahtar rolü üstlenecektir.

© 2009, RockAntalya.net. Her hakkı saklıdır. Haber veya makale metninin herhangi bir yerinin bağlantı verilmeden paylaşılması yasaktır.

Benzer Bilgiler:

  1. Devrim Yoldaş ile Temel Müzik Kuramlarına Giriş – Bölüm 01
  2. Devrim Yoldaş ile Temel Müzik Kuramlarına Giriş – Bölüm 03
  3. Devrim Yoldaş ile Modern Klasik Gitar İçin Kompozisyon Örnekleri
  4. Berklee Müzik Eğitimi videosu : Şarkı söylerken nefes kullanımı!









Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes